8. Hukuk Dairesi 2011/7675 E. , 2012/926 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ... ve Karagöz Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Afşin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.07.2010 gün ve 229/343 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili tarafından davalı ... ve Karagöz Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tescil davasının yargılaması sonunda davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 35.738,45 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmaz, 1973 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Böyle bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür.
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafları olup hava fotoğraflarının dava tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait (1980 – 1990 yılları arası) stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilmesi ve stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafının stereoskop altında incelenmesi halinde arazinin üç boyutlu olarak görülmesi, sınırlarının açıkça belirlenmesi ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için uygun hava fotoğraflarından gereği gibi yararlanılmamış ve hava fotoğrafları uzman bilirkişi aracılığıyla uygulanmamıştır.
Mahkemece, tescil konusu taşınmazın çevresinde bulunan parsellere uygulanan 460, 627, 628 ve 629 sayılı vergi kayıtları, komşu 625 parsele uygulanan 06.11.1953 tarih 5 ve 1371 parselin tespitine esas 22.03.1955 tarih 8 sayılı tapu kayıtlarının bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmesi, davacının 05.05.2009 tarihli oturumdaki beyanları dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu yerde EÜAŞ tarafından kamulaştırma yapılıp yapılmadığı araştırılarak varsa kamulaştırma harita ve belgelerinin bulunduğu yerlerden istenilmesi, ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi veya fotoğrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle dava tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları stereoskop aletiyle uzman bilirkişiler aracılığıyla taşınmaz başında uygulanmak suretiyle taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması, tanık ve bilirkişi sözlerinin bilimsel esaslara göre hazırlanan uzman bilirkişi kurulu raporlarıyla denetlenmesi, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihinin ayrı ayrı belirlenmesi, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı; davacı eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı olarak istekte bulunmuştur. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm göz önünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacı, miras bırakan ve diğer mirasçılar adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı açılmış davaları olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi belgesinden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, tescil davalarına ait dosyaların ise ait oldukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları bakımından göz önünde tutulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de; dava, TMK.nun 713/1.maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Hazinenin ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliğinin davada yer alması yasal hasım olmasından ileri gelmektedir. Davanın kabulü halinde ... ve ilgili Kamu Tüzel Kişisi harç ve yargılama giderleri ile yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulamaz. ... ve davalı ... Tüzel Kişiliği’ne yargılama giderlerinin yükletilmesi ve harcın tahsiline karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.