8. Hukuk Dairesi 2011/3348 E. , 2012/923 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve ... ile Hazine ve Tapu Sicil Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 22.12.2010 gün ve 125/631 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili tarafından davalılar aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının yargılaması sonunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çayır niteliğindeki 157 ada 129 parsel, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup dayanak 1289 tarih 1-12 sıra sayılı tapu kayıtlarının taşınmaza ait olduğu bildirilmiş ise de tapu kayıtlarının uygulanamadığı, 2-3 yıl önce ... tarafından kullanılmaya başlandığı açıklanarak 12.03.2002 tarihinde belgesizden Hazine adına tespit edilmiş, komisyon kararının 09.08.2002 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur.
Mahkemece, dava konusu 157 ada 129 parsel hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Davada taraf teşkili (davacı taraf bakımından) terekeye temsilci atanarak sağlanmış ve onun huzuruyla dava yürütülmüştür. Davada kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılmıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda, kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlanması gerekmektedir. Maddi olaylardan sayılan zilyetliğin, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/1. maddesi uyarınca her türlü delille kanıtlanması mümkün bulunmaktadır. İncelenmekte olan olayda tanık dinlenilmeden yerel bilirkişi sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. Yerel bilirkişinin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetliğin başlangıcı, süresi ve niteliği hakkında hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, dava dilekçesinde, tanık deliline dayandığına göre, yerel bilirkişiler ile davacı tarafın tanık listesinde gösterdiği Sait Dalyan, Hasan Yılmaz ve Muhammet Koç’un HUMK.nun 258 ve 259.maddeleri (6100 sayılı HMK. m. 243, 244, 259 ve 290/2) uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları ve taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, davacıların taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin başlangıcı, süresi ve niteliğinin kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı Kanunun 265 (6100 sayılı HMK.nun 261 m.)maddesi hükmü gözönünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece, sadece yerel bilirkişi sözleri ile yetinilip, uyuşmazlığın esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Diğer yönden; davacıların açıklamalarında haklarında mer"aya tecavüzden dolayı Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı ve halen derdest olduğu bildirildiğinden söz konusu dava dosyasının araştırılarak mahkemesinden istenilmesi, kadastro tutanağında yazılı Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesinin 1963/321 Esas 1971/321 Karar sayılı müdahalenin önlenmesine ilişkin dava dosyasının getirtilerek hükme esas alınan krokideki yönlerin taşınmazın nasıl gösterildiği üzerinde durulması ve mer"adan elde edilen yerlerden olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, tespit sırasında çevre parsellere uygulanan 1289 tarih 1-12 sayılı tapu kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanmaya çalışılması gerekmektedir.
Dava konusu taşınmaz, kadastro çalışmaları sırasında çayır olarak tespit edilmiş olup, dosyadaki fotoğraflara göre de çok yüksek eğimli, sınırları belirsiz, bakımsız ve doğal çayır görünümündedir.
Dosyadaki, bilgi ve belgeler ile mer"aya tecavüz yönündeki açıklamalara göre taşınmazın niteliği ve davacıların taşınmaz üzerindeki zilyetlikleri konusunda duraksama söz konusudur. Bu bakımdan öncelikle taşınmazın bitişiğinde bulunan ve teknik bilirkişinin raporuna ekli krokide 115, 116 ve 117 parsellerinde içerisinde yer aldığı ve büyük bir parsel olduğu anlaşılan 125 sayılı parsele ait kadastro tutanağı ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsele revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, davacılar hakkında mer"aya tecavüzden dolayı dava açıldığı ve sonuçlandığı anlaşıldığından, iptal ve tescili istenen taşınmazın mer"a niteliğinin de bulunabileceği gözetilerek tahsisli ve kadim mer"a araştırmasının yapılması, taşınmazın sınırları içerisinde bulunduğu Kale Köyü"ne ait tahsisli ve kadim mer"a kayıtları ile mer"a paftalarının bulundukları yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, anılan kayıt ve belgelerin teknik yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla ve 125 parsele ait tapu ve vergi kaydı var ise bu belgelerle birlikte zemine uygulanması, komşu kaydın taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması, taşınmazın tahsisli ve kadim mer"a kayıtları kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde, kadim mer"a incelemesinin yapılması, mer"adan yararı olmayan komşu köyler halkı arasından yerel bilirkişilerin mahkemece belirlenmesi, taraflarında aynı biçimde tanıklarını belirleyip bildirmeleri için kendilerine süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların yukarıda belirtilen kanun maddeleri uyarınca çağrılıp dinlenilmeleri, davacılar ve murislerinin taşınmaz üzerindeki zilyetlik koşulları ve süresinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.