
Esas No: 2016/446
Karar No: 2019/229
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/446 Esas 2019/229 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 141-333
Sanık ..."ın, hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3/5. maddesine muhalefet suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, ek savunmaları alınarak ele geçen kaçak sigara ve alkollü içkiler yönünden TCK’nın 44. maddesi delaletiyle 4733 sayılı Kanun"un 8/4, TCK"nın 62, 51/1, 52/2, 53/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, hapis cezasının ertelenmesine; kaçak çay yönünden ise 5607 sayılı Kanun"un 3/1, TCK"nın 62, 50/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 6.000 TL ve doğrudan verilen 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapisten çevrilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ve suç konusu eşyanın 5607 sayılı Kanun"un 13. maddesi delaletiyle TCK"nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine ilişkin Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 16.03.2012 tarihli ve 141-333 sayılı hükümlerin sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 16.02.2015 tarih, 9374-10441 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiş,
Daire üyeleri M. Öztürk ve A. Kiriş; "Olay günü kollukça yapılan uygulama sırasında Hatay Atatürk Bulvarı üzerinde sanığın yanında beklediği poşetler arandığında kaçak nitelikte sigara, alkollu içki ve çay bulunmuş Cumhuriyet Savcılığına düzenlenen iddianame ile 5607 sayılı Yasanın 3/5.madde ve fıkrasıyla cezalandırma talebinde bulunulmuştur.
Sanık ifade ve savunmalarında yakalanan eşyanın bir kısmının kendisine ait olmamakla birlikte eşyayı gezmeye gittiği Suriye"nin Laskiye şehrinden getirdiğini otobüsten yeni indiğini söylemiştir.
Yapılan yargılama sonunda sanığın kaçak ve bandrolsuz sigara ile alkollü içkiler bakımından 4733 sayılı Yasanın 8/4.maddesi çaylar bakımından 5607 sayılı Yasanın 3/1.maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık ifade ve savunmasında kaçak eşyaları aynı gün Suriye"den getirdiğini savunmuştur. Aksini gösteren herhangi bir delil bulunmamasına karşın eylem bölünerek çaylar yönünden, gümrük işlemine tabi tutulmaksızın ülkeye ithal ettiği kabulüyle 5607 sayılı Yasanın 3/1.maddesiyle, sigara ve alkollü içkiler yönünden ise, sanığın savunmasının aksine ülke içinde ticari amaçla bulundurulmuş gibi kabul edilerek 4733 sayılı Yasanın 8/4.maddesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Sanığın gerçekten aynı gün yurt dışından gelip gelmediği araştırılmamıştır. Sanığın çayları yurt dışından getirdiği kabul edildiğine göre sigara ve içkileri yurt dışından getirdiği kabulu gereklidir. Bu halde sanığın eylemi bir bütün olarak 5607 sayılı Yasanın 3/1.maddesine uygun suçu oluşturur. 4733 sayılı Yasadan hüküm kurma olanağı yoktur. Sanığın tek eylemi mevcuttur. İki suç oluşmaz.
Kaçak eşyanın yurt dışından getirilmediği yurt içinde temin edildiği düşünülürse, bu kez sanık tek eylemi ile hem 4733 sayılı Yasanın 8/4.madde hemde 5607 sayılı Yasanın 3/5.madde ve fıkrasına uygun suçun oluşmasına sebebiyet verilecektir. Bu durumda da 5237 sayılı TCK.nun 44.maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Yasanın 8/4.maddesi uyarınca hüküm kurulmalıdır." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29.04.2015 tarih ve 145876 sayı ile;
"...İtiraz Nedenleri:
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Yüksek Yargıtay Yedinci Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık, sanığın yukarıda belirtilen eyleminin birden fazla suçun oluşumuna sebebiyet vermiş olması nedeniyle hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 44 maddesi yollamasıyla, 5607 Sayılı Yasaya nazaran daha ağır cezayı gerektiren 4733 Sayılı Yasa ile mi cezalandırılacağı, yoksa hakkında oluşan her bir suç yönünden 5607 Sayılı Yasa ve 4733 Sayılı Yasa hükümlerine göre ayrı ayrı ceza mı tayin edileceği , bir başka anlatımla, sanığın fiilinin tek olup olmadığı ve yukarıda açıklandığı şekilde cereyan eden eylemin bölüp bölünemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda;
Dava konusu eşyaların aynı anda ve bir arada ele geçmiş olması karşısında, fiilden zarar görenin, suç konusu eşyaların gümrük vergilerinin ödenmeksizin yurda kaçak olarak getirilmesi nedeniyle Devlet Hazinesi olduğu ve sanığın ise yurda, gümrük vergilerini ödenmeksizin getirdiği gümrük kaçağı alkollü içkiler, sigara ve çayların, üzerine kar payı ekleyip piyasaya satarak bir miktar gelir sağlamak maksadı ile hareket ettiği gözetildiğinde, fiilinin tek olduğunun kabulü gerektiği ve sanığın tek eyleminin mevcut olduğu cihetle, tek fiilin iki suç oluşmayıp, atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı yasanın 3/1. maddesinde düzenlenen eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye"ye ithal etmek suçunu oluşturacağının kabulünün gerektiği kanısındayız.
Nitekim benzer olaylara ilişkin olarak Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesinin 10.09.2014 gün ve 2013/18958 Esas -2014/15024 Karar sayılı, 23.10.2014 gün ve 2013/20276 Esas -2014/17369Karar sayılı ve 17.11.2014 gün ve 2013/23123 Esas -2014/19207 Karar sayılı İlamlarında;
Kaçağa konu sigara, çay , alkollü içki ve benzeri eşyaların , gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması durumlarında, , eyleminin kül halinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun kapsamında kalacağı kabul edilmiş ve suça konu sigara, çay , alkollü içki ve benzeri eşyaların bir arada ele geçirilmesi ve sanıklarca yurtdışından getirdiğinin anlaşılması halinde,sanıklara atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı yasanın 3/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden, tek olan eylem bölünerek ve nitelemede hataya düşülerek sanıklar hakkında hem 4733 sayılı yasaya muhalefetten, hem de 5607 sayılı yasaya muhalefetten mahkumiyet hükmü tesis edilmesini ve;
Bu durumlarda oluşan kaçakçılık suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücreti hükmedilmesini , yasaya aykırı bulmuştur.
2- Sanık savunmalarında bir kısmının kendisine ait olduğunu kabul ettiği yakalanan eşyaları turistik amaçla gittiği Suriye"nin Laskiye şehrinden getirdiğini, otobüsten henüz indiği sırada yakalandığını belirtmiştir.
Sanığın gerçekten aynı gün yurt dışından gelip gelmediği hususu mahkemece araştırılmadan, dava konusu çayları yurt dışından getirdiği kabul edildiğine göre ,aynı anda çaylarla bir arada ele geçirilen sigara ve içkileri de yurt dışından getirdiği kabulu gereklidir.
Savunmanın aksini gösteren herhangi bir delil bulunmamasına karşın eylem bölünerek suça konu çayları sanığın bizzat yurt dışından getirdiği kabul edilip, çaylar yönünden, gümrük işlemine tabi tutulmaksızın ülkeye ithal ettiği kabulüyle 5607 sayılı Yasanın 3/1.maddesiyle, sigara ve alkollü içkiler yönünden ise, sanığın savunmasının aksine ülke içinde ticari amaçla bulundurulmuş gibi kabul edilerek, 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Oysa sanığın olay tarihinde yurt dışından gelip gelmediği hususu mahkemece araştırılarak, olay tarihinde yurt dışından giriş yaptığının tespiti halinde tek eyleminin mevcut olduğu cihetle, atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı yasanın 3/1. maddesinde düzenlenen eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye"ye ithal etmek suçunu oluşturacağının gözetilerek anılan madde uyarınca cezalandırılması ve sanığın olay tarihinde yurt dışından giriş yaptığının tespiti edilememesi halinde ise suça konu kaçak sigara, alkollü içki ve çayın bizzat sanık tarafından yurt dışından getirilmediği, yurt içinde temin edildiği düşünülerek, bu kez sanığın tek eylemi ile hem 4733 sayılı Yasanın 8/4.madde hemde 5607 sayılı Yasanın 3/5.madde ve fıkrasına uygun suçun oluşmasına sebebiyet vermiş olacagından,bu durumda da 5237 sayılı TCK.nun 44.maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Yasanın 8/4.maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerektiği kanısındayız.
Mahkeme eksik araştırma ile dava konusu gümrük kaçağı çayın bizzat sanık tarafından yurt dışından getirildiğini kabul edip, eylem bölünerek çaylar yönünden, gümrük işlemine tabi tutulmaksızın ülkeye ithal ettiği kabulüyle 5607 sayılı Yasanın 3/1.maddesiyle, sigara ve alkollü içkiler yönünden ise, sanığın savunmasının aksine ülke içinde ticari amaçla bulundurulmuş gibi kabul edilerek 4733 sayılı Yasanın 8/4.maddesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Sonuç ve İstem: Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımızın kabulü ile sanığın olay tarihinde yurt dışından gelip gelmediği hususu mahkemece araştırılarak, olay tarihinde yurt dışından giriş yaptığının tespiti halinde sanığın tek eyleminin mevcut olduğu cihetle, atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı yasanın 3/1. maddesinde düzenlenen eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye"ye ithal etmek suçunu oluşturacağının gözetilerek anılan madde uyarınca cezalandırılması ve olay tarihinde yurt dışından giriş yaptığının tespit edilememesi halinde ise suça konu kaçak sigara, alkollü içki ve çayın bizzat sanık tarafından yurt dışından getirilmediği, yurt içinde temin edildiği düşünülerek bu kez sanığın tek eylemi ile hem 4733 sayılı Yasanın 8/4.madde hemde 5607 sayılı Yasanın 3/5.madde ve fıkrasına uygun suçun oluşmasına sebebiyet vermiş olacagından,bu durumda da 5237 sayılı TCK.nun 44.maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Yasanın 8/4.maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerektiği ve sanığın tek eyleminin mevcut olduğu, olayda iki ayrı suçun ... oluşmayacağı..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuş,
Yargıtay 7. Ceza Dairesince 01.06.2015 tarih ve 13633-17143 sayı ile;
"Dairemizin 16/02/2015 gün ve 2014/9374 Esas, 2015/10441 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 29/04/2015 gün ve KD-2012/145876 Temyiz sayılı itiraz yazısı ile Dairemiz kararının kaldırılarak sanığın yurt dışından gelip gelmediği araştırılarak, girişinin bulunması halinde sanığın eyleminin tek suç olduğunun kabulü ile 5607 sayılı TCK"nın 3/1. Maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği, yurt dışından girişinin bulunmaması halinde ise sanığın işlediği bir fiil ile birden fazla suçun oluşumuna sebebiyet vermiş olduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK."nın 44. maddesi uyarınca işlediği suçlardan ağır olan 4733 sayılı Yasa’nın 8/4. maddesi gereğince cezalandırılması için hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle itirazda bulunulmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itirazı kısmen yerinde görüldüğünden, 6352 sayılı Yasa ile değişik CMK."nun 308/3. maddesi gözetilerek itirazın kısmen kabulüne ve Dairemizin 24.02.2014 tarih ve 2012/24452 Esas, 2014/2799 Karar sayılı kararının kaldırılması ile yeniden yapılan incelemede;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında, olay günü Suriye’nin Lazkiye kentine gezmek için otobüs ile gittiğini, dönüşte ihtiyacı için sigara ve rakıları aldığını, kalan eşyanın kendisine ait olmadığını, kalan eşyanın Suriye’den beraber gelen diğer yolculara ait olduğunu, Suriye’den Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra otobüsle dönüşte Harbiye Beldesi, Esenbulak Mahallesinde yol kenarında beklerken yakalandığını ifade etmesi karşısında, sanığın olay tarihinde Suriye’den Türkiye’ye giriş kayıtları araştırılarak, olay günü girişinin bulunması ve kaçakçılık eyleminin kesintisiz devamı üzerine yakalandığının anlaşılması halinde sanığa atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu"nun 3/1. maddesi kapsamında kalacağından sanığın sadece anılan hükme göre cezalandırılması gerektiği, sanığın olay tarihinde yurt dışından girişinin bulunmaması halinde çay yönünden 5607 sayılı Yasa"nın 3/5. maddesi gereğince, içki ve sigara yönünden ise 4733 sayılı Yasa"nın 8/4. maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi..." isabetsizliğinden hükümlerin bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiş,
Daire üyeleri M. Öztürk ve A. Kiriş; "Sanık savunmasında, kaçak eşyayı aynı gün yurtdışından getirdiğini söylemiştir.
Olay tarihinde sanığın yurt dışından giriş yaptığının tespit edilememesi halinde eşyanın yurt içinde temin edildiği düşünüldüğünde, sanığın tek eylemi ile hem 4733 sayılı Yasa"nın 8/4. madde hem de 5607 sayılı Yasa"nın 3/5.madde ve fıkrasına uygun suçun oluşmasına sebebiyet vermiş olacağından, bu durumda da 5237 sayılı TCK."nın 44. maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Yasa"nın 8/4. maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerektiği, sanığın eşyayı yurt dışından getirildiğinin belirlenmesi halinde 5607 sayılı Yasa"nın 3/1. maddesindeki suçun oluşacağı..." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 14.09.2015 tarih ve 145876 sayı ile;
"...Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın 29/04/2015 gün ve KD - 2012/145876 sayılı itirazının, Yüksek Dairenizce değerlendirilmesi işleminde, itiraz konusu yapılan;
1- Sanığın olay tarihinde yurt dışından gelip gelmediği hususu mahkemece araştırılarak, olay tarihinde yurt dışından giriş yaptığının tespiti halinde sanığın tek eylemi mevcut olduğundan, atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı yasanın 3/1. maddesinde düzenlenen eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye"ye ithal etmek suçunu oluşturacağının gözetilerek, anılan madde uyarınca cezalandırılması gerektiğine ilişkin itirazımızın 1. bölümünün Yüksek Heyetinizce kabul edilip yerel mahkeme hükmünün bu yönden oybirliği ile bozulmasına karar verilmesine karşın,
2- Sanığın olay tarihinde yurt dışından giriş yaptığının tespit edilememesi halinde ise suça konu kaçak sigara, alkollü içki ve çayın bizzat sanık tarafından yurt dışından getirilmediği, yurt içinde temin edildiği düşünülerek bu kez sanığın tek eylemi ile hem 4733 sayılı Yasanın 8/4.madde hem de 5607 sayılı Yasanın 3/5.madde ve fıkrasına uygun suçun oluşmasına sebebiyet vermiş olacağından, bu durumda da 5237 sayılı TCK.nun 44.maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Yasanın 8/4.maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerektiği ve sanığın tek eyleminin mevcut olduğu olayda;
İki ayrı suçun suç oluşmayacağı gerekçesiyle, Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16/03/2012 gün ve 2011/141 Esas –2012/333 Karar sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmesi, yönündeki 2. itiraz nedenimizin Yüksek Heyetinizce oyçokluğu ile kabul edilmemiş bulunması karşısında;
2 numaralı itirazımızın Yüksek Dairenizce yerinde görülmemesi nedeniyle ...dosyanın Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi..." gerektiği görüşüyle ikinci kez itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 25.02.2016 tarih ve 19653-2548 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Özel Dairece eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkin itiraz nedeninin kabul edilip hükmün bu nedenden dolayı bozulmasından sonra, Özel Dairece kabul edilmeyen itiraz nedenleri gözetildiğinde; sanığın kaçak olduğu tespit edilen çay ile bandrolsüz olduğu anlaşılan sigara ve alkollü içkileri ticari amaçla bulundurmak şeklindeki eylemlerinin eşyanın niteliğine göre 5607 sayılı Kanun’un 3/5 ve 4733 sayılı Kanun’un 8/4. maddelerinde yer alan iki ayrı suçu mu oluşturacağı yoksa suçların tek bir fiil ile işlendiği kabul edilerek TCK’nın 44. maddesi uyarınca anılan suçlardan en ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Kanun’un 8/4. maddesi uyarınca mı uygulama yapılması gerektiğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, Özel Dairece itirazın kabul edilen kısmı açısından verilen eksik araştırmayla hüküm kurulması nedenine dayalı bozma kararının sonucuna göre tartışılma ihtimali bulunan uyuşmazlık konularının bu aşamada Ceza Genel Kurulunca incelenmesinin mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Olay tutanağına göre; 24.12.2010 tarihinde saat 19.00 sıralarında devriye görevi yapan kolluk görevlilerince, Harbiye Beldesi, Esenbulak Mahallesi, Atatürk Bulvarı, Esenbulak İlköğretim Okulu karşısında, yol kenarında çok sayıda siyah poşetin yanında durduğu görülen sanığın, poşetlerin içinde ne olduğu sorulduğunda viski, rakı, çay, sigara ve bira olduğunu söylemesi üzerine, Hatay 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.12.2010 tarihli ve 1398 sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, poşetlerin içerisinde kaçak çay ile bandrolsüz sigara ve alkollü içkilerin ele geçtiği,
Açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında kaçak sigara ve alkollü içkiler yönünden TCK’nın 44. maddesi delaletiyle 4733 sayılı Kanun"un 8/4; kaçak çay yönünden ise 5607 sayılı Kanun"un 3/1. maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, sanık temyizi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece hükümlerin oy çokluğuyla onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz kanun yoluna başvurulduğu,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkin kısmı Özel Dairece kabul edilerek, sanığın Suriye’den Türkiye’ye giriş kayıtları araştırılarak olay tarihinde girişinin bulunması ve kaçakçılık eyleminin kesintisiz devamı üzerine yakalandığının anlaşılması halinde atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı Kanun"un 3/1. maddesi kapsamında kalacağından sanığın sadece anılan hükme göre cezalandırılması gerektiği belirtilerek mahkûmiyet hükümlerinin oy çokluğuyla bozulmasına, dosyanın mahalline gönderilmesine karar verildiği, bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı birinci itirazındaki sanığın olay tarihinde yurt dışından giriş yaptığının tespit edilememesi halinde tek eylemi ile hem 4733 sayılı Kanun"un 8/4 hem de 5607 sayılı Kanun"un 3/5. maddelerinde yazılı suçun oluşmasına sebebiyet vermiş olacağından, bu durumda 5237 sayılı TCK"nın 44. maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Kanun"un 8/4. maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerektiği itiraz nedeniyle Özel Dairenin ikinci kararına karşı yeniden itiraz kanun yoluna başvurulduğu,
Anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Özel Daire çoğunluğunca; sanığın olay tarihinde yurt dışından girişinin bulunmaması halinde çay yönünden 5607 sayılı Kanun’un 3/5, içki ve sigara yönünden 4733 sayılı Kanun’un 8/4. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği belirtilerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu durumda TCK’nın 44. maddesi uyarınca daha ağır cezayı gerektiren 4733 sayılı Kanun’un 8/4. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği yönündeki ikinci itiraz nedeni kabul edilmemiştir.
Eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin iki ayrı suçu mu oluşturacağı yoksa suçların tek fiil ile işlendiği kabul edilerek TCK’nın 44. maddesi uyarınca bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı mı cezalandırılacağı hususunun Özel Dairece verilen eksik araştırmayla hüküm kurulması nedenine dayalı bozma kararının sonucuna göre tartışılması gerektiğinden bu aşamada bu konunun Ceza Genel Kurulunca incelenmesinin mümkün olmadığı kabul edilmelidir.
Kaldı ki Özel Dairenin 01.06.2015 tarihli ve 13633-17143 sayılı ilamındaki bozma "kabule göre" bozma niteliğinde olup sadece yol gösterici özelliği taşıdığından Yerel Mahkemece de direnilmesi söz konusu değildir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 19.03.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.