Abaküs Yazılım
18. Ceza Dairesi
Esas No: 2016/3591
Karar No: 2016/11647
Karar Tarihi: 30.05.2016

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/3591 Esas 2016/11647 Karar Sayılı İlamı

18. Ceza Dairesi         2016/3591 E.  ,  2016/11647 K.
"İçtihat Metni"



KARAR
Hakaret suçundan sanık ... hakkında mükerrer açılan davanın reddine, sanık kendini vekil ile temsil ettirdiğinden bahisle 1,500,00 Türk lirası maktu vekalet ücretinin hâzineden alınarak sanığa ödenmesine dair Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2015 tarihli ve 2014/1553 esas, 2015/361 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/03/2016 gün ve 38919 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08/10/2013 tarihli ve 2013/1677 esas, 2013/23042 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanık hakkında açılan davanın 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu"nun 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş olması karşısında, kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Sanık ... hakkında, 26.07.2014 tarihinde işlediği iddia olunan “hakaret” suçundan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2014 gün ve 2014/122658 soruşturma, 2014/43230 esas, 2014/24112 iddianame numarası ile açılan kamu davasında Ankara 31. asliye Ceza Mahkemesi"nin 2014/1598 Esas numarası üzerinden yargılamanın devam ettiği; aynı eylemle ilgili olarak “hakaret” suçundan, 2014/113201 soruşturma numarası üzerinden soruşturma yürütmekte olan Ankara Başsavcılığınca, daha önce açılan dava fark edilmeyerek, 10.11.2014 gün ve 2014/43467 esas, 2014/24333 sayılı iddianame ile yeniden dava açılması üzerine, Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi"nce 14.04.2015 tarihinde yapılan ve sanık müdafii Av. Emin Salman"ın da katıldığı oturumda sanığın savunmasının alındığı, aynı oturumda sanık ve müdafıinin savunması da dikkate alınmak suretiyle, “aynı suçtan dolayı sanık hakkında daha önce açılmış bir dava bulunduğu anlaşılmakla, CMK 223/7. maddesi gereğince davanın reddine” karar verildiği anlaşılan olayda;
Yargıtay 21. Ceza Dairesi"nin 03.02.2016 tarih ve 2015/14342 esas, 2016/747 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;
Yargılama giderleri 5271 sayılı CYY"nın 324 ila 330. maddelerinde düzenlenmiş olup anılan Yasanın, 324. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hâzinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir” şeklindeki düzenleme ile yargılama giderlerinin kapsamı; 325. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir” şeklindeki düzenleme ile de bu konuya ilişkin genel kural belirlenmiştir.
Buna karşılık, “beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi halinde gider” başlıklı 327. maddenin birinci fıkrasında, genel kurala ters düşmeyecek şekilde; “hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir” hükmüne yer verilmek suretiyle "beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına" karar verildiğinde, yargılama giderlerine ilişkin olarak nasıl karar verilmesi gerektiği açıkça düzenlenmiştir.
327. maddenin gerekçesinde, "kendi kusuru" ibaresinden ne anlaşılması gerektiği “hakkında kamu davası açılmış olan kişi savsama ve kusuruyla bilirkişi veya tanıkların dinleneceği veya yüzleştirme yapılacak duruşmaya katılmaması ve bu işlemlerin yenilenmesinin gerekmesi, kendisini suçlama gibi nedenlerden kaynaklanan giderlerden sorumludur’’ biçiminde açıklanmıştır.
Buna göre, kural; sanık hakkında, cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunması halinde, bütün yargılama giderlerinin sanığa yüklenmesidir. İstisnalar ise yasada açıkça belirtilmiş değildir. Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi halinde sanığın sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkum edileceği hükmüne ayrıca yer verilmiş olması, 327. maddenin "sınırlayıcı nitelikte istisnai bir hüküm olarak" kabul edilmesini gerektirmez. Zira, 325. madde, yargılama giderlerinden mutlaka sorumlu olacak kişiyi, 327. madde ise yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacak kişiyi belirtmekle yetinmiştir. 325. maddenin 3. fıkrasında da; "yargılamanın değişik evrelerinde araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hâzinesine yüklenmesine karar verir." denilmek suretiyle, yargılama giderlerinin sanığa yüklenip yüklenmeyeceği hususunda "hakkaniyete aykırı" davranılmaması gerektiğine işaret edilmiştir.
Bu durumda, Yasanın 325 ve 327. maddelerinden her ikisinde de sayılmayan, "düşme, davanın reddi" gibi hallerde, 325. maddenin 3. fıkrasındaki "hakkaniyet" kıstası kullanılmak suretiyle kıyas yapılması mümkün görülmüştür. Zira, ceza muhakemesi hukukunda, sınırlayıcı ve istisnai normlar ile koruma tedbirlerine ilişkin düzenlemelerin kıyasen uygulanmasının olanaklı olmadığı kabul edilmekte ise de; 327. maddedeki düzenlemenin, sınırlayıcı veya istisnai bir norm olduğu söylenemez.
Buna göre, sanık hakkında daha önce aynı eylem nedeniyle açılan dava fark edilmeyerek sanık hakkında gereksiz yere yeni bir dava açılıp duruşma yapıldıktan sonra, sanık ve müdafıinin savunması üzerine, "davanın reddine" karar verilen somut olayda; sanığın kendi kusuru da bulunmadığı cihetle, yargılama sırasında vekaletname ile atanmış bir müdafiin yardımından faydalandığı anlaşılan sanık lehine vekalet ücretine karar verilmemesi hakkaniyete aykırı olacağından, mahkemece sanık lehine vekalet ücreti verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından kanun yararına bozma talebinin reddi gerekmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 30.05.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.







Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi