12. Ceza Dairesi 2014/9436 E. , 2015/226 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1-2863 sayılı Kanunun 70. maddesine aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK"nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat
2-2863 sayılı Kanunun 67/1, 5237 sayılı TCK"nın 62, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ve mahkumiyetine ilişkin hükümler, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin ve katılan vekilinin sair temyiz itarazlarının reddine, ancak;
Güvenlik güçleri tarafından yürütülen istihbari çalışmalar neticesinde, sanığın evinde tarihi eser bulunduğu bilgilerinin edinilmesi üzerine, İmamoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı arama kararına istinaden sanığın evinde gerçekleştirilen aramada 529 adet sikke ve 210 adet obje olmak üzere toplam 748 adet varlığın ele geçirildiği, tarafsız bilirkişi kurulu raporu ile sanıktan ele geçirilen varlıklardan 516 adet sikke ve 157 adet objenin 2863 sayılı Kanun kapsamında tasnif ve tescile tabi taşınır kültür varlığı niteliğini haiz olduğunun, 1 adet pişmiş toprak lüle ile 6 adet Osmanlı son dönem sikkelerinin etnografik nitelikte olup tescile tabi bulunmadıklarının, diğer 68 adet sikke ve objelerin taklit olup kanun kapsamında olmadıklarının, ancak piyasayı yanıltıcı özellikleri nedeniyle müzede muhafazalarının gerektiğinin belirlendiği, sanık ..."ün savunması, tanık ..."ün anlatımları nazara alındığında, suça konu eserlerin sanık tarafından suç tarihinden 3-4 gün önce kardeşi ..."ün evinin bahçesinde, çuval içerisinde bulunduğu, olayın gelişimi, eserlerin sanık tarafından ele geçiriliş şekli nazara alındığında 2863 sayılı Kanunun 4. maddesinde belirtilen anlamda bir “bulma” olgusundan söz edilemeyeceği, sanığın başka bir şahıs tarafından bulunarak çuval içerisine konulan eserleri anılan Kanunun 24. maddesine aykırı olarak bulundurduğu, bu itibarla, eylemin kül halinde 2863 sayılı Kanunun 70. maddesinde düzenlenen izinsiz olarak kültür varlığı bulundurmak suçunu oluşturduğu, söz konusu eylem için tek bir dava açılıp sevk maddelerinin bir kez uygulanmasının talep edildiği gözetilmeksizin eylem bölünüp iki ayrı karar verilmesi suretiyle kanuna aykırı davranılması,
Kabule göre de;
1-İki sınır arasında temel ceza belirlenirken 5237 sayılı TCK"nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun yoğunluğu nazara alınmak suretiyle adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği, bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, suçun işleniş biçimi, sanıktan ele geçirilen eserlerin miktarı, sanığın kastının yoğunluğu nazara alınarak, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin asgari hadden ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim hükmü ile 50 maddesindeki seçenek yaptırımlara ilişkin düzenlemenin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek somut gerekçeler gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği, bu itibarla, tekerrüre esas olmamakla birlikte kasıtlı suçlardan birden çok mahkumiyeti bulunan, ayrıca soruşturma evresinde ve kovuşturma aşamasında dosyaya adresini bildirmeyerek ve duruşmaları takip etmeyerek yargılamayı sürüncemede bırakan sanık hakkında “fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri ile sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığı ile suçun işlenmesindeki diğer özellikler nazara alınarak” şeklinde yerinde olmayan gerekçeler ile anılan kanun hükümlerinin sanık hakkında uygulanmasına karar verilmesi,
3-Dosya kapsamında mevcut 15/04/2009 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, sanıktan ele geçirilen 1 adet pişmiş toprak lüle ile 6 adet Osmanlı son dönem sikkelerinin 2863 sayılı Kanuna göre etnoğrafik mahiyette, tasnif ve tescile tabi bulunmayan eserler olduklarının belirtildiği, bir eserin hem etnoğrafik nitelikte olup hem de tasnif ve tescil dışı bulunmasının mümkün olmadığı, zira “tasnif ve tescil dışı olma” ifadesinin korunması gerekli görülmeyen varlıklar için kullanılabileceği, etnoğrafik nitelikteki kültür varlıklarının ise 2863 sayılı Kanun"da korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları arasında sayıldığı gözetilmeksizin, sözü edilen eserler yönünden kendi içinde çelişkili bilirkişi raporuna itibar edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.