
Esas No: 2021/21698
Karar No: 2022/1786
Karar Tarihi: 09.02.2022
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/21698 Esas 2022/1786 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Suça sürüklenen çocuk ... nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından cezalandırılmıştır. Gürün Asliye Ceza Mahkemesi kararında malın değerinin azlığı sebebi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı vermiştir. Ancak Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesi, suçun işleniş şekli ve suçlunun olay kapsamında daha çoğunu alma imkanı bulunmasına rağmen gereksindiği kadar şeyi alması koşulunun gerçekleşmediği şeklinde karar vererek, malın değerinin azlığı şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile kararı kaldırmıştır. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma talebinde bulunarak, suçlunun hırsızlık suçunu işlerken malın değerinin azlığı sebebi ile cezadan indirim alması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle kanun yararına bozma istemi kabul edilmemiştir.
Kanun maddeleri:
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h (nitelikli hırsızlık),
- 145 (hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle cezada indirime gidilebilmesi veya ceza vermekten vazgeçilebileceği madde),
- 168/1 (konut dokunulmazlığını ihlal suçu),
- 116/1 (çocuk suç işlediğ
"İçtihat Metni"
Nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan suça sürüklenen çocuk ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 145, 168/1, 116/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 7 ay 11 gün hapis ve 3 ay 10 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 3 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Gürün Asliye Ceza Mahkemesinin 28/01/2021 tarihli ve 2019/151 esas, 2021/36 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hırsızlık suçuna dair mahkumiyet hükmünde uygulanan malın değerinin azlığı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle kaldırılmasına ilişkin mercii Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/04/2021 tarihli ve 2021/142 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 06/09/2021 gün ve 14655/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/09/2021 gün ve 2021/110086 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun uzaktan akrabası mağdurun evinden eski tek kırma av tüfeğini çalması eylemi sonrasında Gürün Asliye Ceza Mahkemesince, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesinde sayılan malın değerinin az olması indirimi uygulanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, suça sürüklenen çocuk müdafiinin karara itiraz etmesi üzerine mercii Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesince; malın değerinin az olması maddesinin uygulanabilmesi için kişinin olay kapsamında daha çoğunu alabilme imkanı varken yalnızca gereksindiği kadar şeyi alma koşulunun da gerçekleşmesi gerektiği, somut olayda suça sürüklenen çocuğun baştan beri özgülenen kastının silaha yönelik olduğu olayda daha çoğunu alma durumu var iken daha azına yönelme durumunun gerçekleşmediği ve suça sürüklenen çocuk hakkında malın değerinin azlığı halinin tatbik edilemeyeceğinden bahisle hükmün kaldırılmasına karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/06/2019 tarihli ve 2018/17-202 esas, 2019/506 sayılı kararındaki; ''5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinde; “(1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” hükmü yer almakta iken, anılan hüküm, 29.06.2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile; “(1) Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Madde ile hırsızlık suçlarında, suça konu değerin azlığı nedeniyle hâkime, cezada indirim yapma veya ceza vermeme yönünde geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, “değer azlığı” ile ilgili olan ve bu konudaki içtihada “daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” şeklinde yansıtılan görüşünün, TCK'nın 145. maddesi uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün görülmemekte ve maddenin uygulanabileceği hâllerden biri olarak kabul edilmekte ise de, maddenin sadece bu tanımlamayla sınırlandırılması mümkün değildir. TCK'nın 145. maddesinin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır.'' açıklamalar nazara alındığında, daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma durumunun 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinde malın değerinin azlığı halinin görünüm şekillerinden yalnızca biri olduğu, bu durumun anılan maddenin bir unsuru olarak sayılarak sadece bu tanımlamayla sınırlandırılmasının mümkün olmadığı, açıklanan nedenlerle, mağdurun 23/11/2020 tarihli celsede ''olsa olsa 200-300 Türk lirası bir değerdedir. Belki de o kadar da etmez. Ben suça sürüklenen çocuktan şikayetçi değilim.'' şeklindeki ifadelerine itibar edilip, suça konu eşyanın değer azlığından dolayı indirim uygulanmasının usul ve yasaya uygun olduğu gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma; kesinleşmiş hakimlik veya mahkeme kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu yasa yolu ile kanunların aynı (Tek) biçimde uygulanması, Yargıtay/istinaf denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık halleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibarettir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, temyiz/istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı başvurulabilmesi mümkün olup, kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi gerektiğinden, hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması yanında, maddi meseleye ilişkin kanıtların takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı gibi hakimin takdir yetkisi kapsamına giren hususlar ile takdirin hatalı kullanılması ile ilgili hukuka aykırılıklar yönünden de kanun yararına bozma yasa yoluna gidilmesi olanaklı bulunmamaktadır. Yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, sadece olağan denetim yolu olan temyiz/istinaf incelemeleri sırasında dikkate alınabilecektir.
İnceleme konusunu oluşturan davada olduğu gibi kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden söz edilerek suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı bulunmadığından, (SİVAS) 4. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 09/04/2021 tarihli ve 2021/142 Değişik İş sayılı karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 09/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.