12. Ceza Dairesi 2014/23240 E. , 2015/5838 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK"nın 132/2, 142/4, 62, 51/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanın daha önce ...Federasyonunda görev aldığı, ayrıca ... Futbol Kulübü ve spor camiasında tanınan bir isim olduğu, sanığın da, gazeteci olup "www.lubeayar.net" adlı internet sitesinde kendi yazılarını yayınlamakta olduğu, sanığın olay tarihinde "... Dosyası Varan- 2...... MESELESİ" başlıklı yazıyı yayınladığı, yazının içeriğinde "polisten ..."a dayak soruları", "..."ye dayak işte böyle dinlemeye takıldı" gibi alt başlıkları kaleci ... ve müşteki ..."ın fotoğrafları ile birlikte yayınladığı, ayrıca alt başlıklarda, katılan hakkında yapılıp sonuçlandırılmış yargılama nedeniyle önceki mahkeme dosyasında bulunan katılanın tanıdıkları ile yapmış oldukları telefon görüşme tapelerini yayınlayarak, başkalarının haberleşme içeriklerini yayınlamak suretiyle TCK"nın 132/2. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda,
Sanığa isnat edilen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, TCK"nın dokuzuncu bölümündeki özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan olup, salt gazetecilik mesleğini icra etmek, meslek mensubuna, kişilerin özel hayatlarına koşulsuz ve sınırsız şekilde müdahalede bulunma hakkı vermez. Bilinmesinde kamu yararı olan bir bilgiye ulaşmak saikiyle hareket edilmesi ya da tesadüfen böyle bir bilginin öğrenilmiş olması halinde dahi bu sonuç değişmez. Aynı şekilde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, politikacılar, bürokratlar, diplomatlar, bilim adamları, sanatçılar, sporcular gibi içinde bulundukları konum, mesleki faaliyetleri ve görevleri nedeniyle kamuoyu tarafından tanınan kişilerin, özel hayatlarının dokunulmaz ve gizli alanlarının, toplumda yer alan diğer kişilere oranla, daha sınırlı olması, bu kişilerin özel hayatlarına, ağır, ölçüsüz ve haksız müdahalede bulunulabileceği anlamına gelmez. Aksinin kabulü, kişilerin özel hayatlarını, Anayasal ve yasal korumadan yoksun bırakır. Basın ve yayın organları; bilgi edinme, bilgiyi yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını kullanırken ve habere ulaşmada, kamu yararını gözetmek zorunda oldukları gibi, haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olup olmadığını özenle irdelemek, haberin verilişinde tahkir edici bir dil kullanmayıp, ölçülülük ilkesine de uygun davranmak mecburiyetindedirler.
Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; 1999 yılında gerçekleşen ...’ye dayak iddiasıyla ilgili olarak, "polisten ..."a dayak soruları", "..."ye dayak işte böyle dinlemeye takıldı" gibi alt başlıkları kaleci ... ve müşteki ..."ın fotoğrafları ile birlikte yayınlayarak kaleci ..."in 1999 yılındaki darp edilmesi olayı ile müşteki ..."ın ilgisi bulunduğunu göstermeye çalıştığı, bu konuşmaların katılanın daha önce sonuçlandırılan mahkeme dosyasındaki dinlemeden elde edilen konuşma içeriğini, abartılı ve suçlayıcı bir üslupla ve tüm ayrıntılarıyla okuyucuların bilgisine sunan sanığın, ölçülülük ilkesine uygun davranarak, basının haber verme hakkı sınırları içerisinde hareket ettiği ve hukuka uygun çerçevenin dışına çıkmadığı kabul edilemeyeceği gibi, 1999 yılında gerçekleşen olaya ilişkin olarak 2011 yılında haber yapılması güncel kabul edilemeyeceğinden, mahkemece sanığın üzerine atılı eylemin sabit görülmesinde bir isabetsizlik bulunmamış olup;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, beraat kararı verilmesi gerektiğine, uygulanan kanun maddesine ilişkin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK"nın 6/1-g maddesinde, ceza kanunlarının uygulanmasında, basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınların anlaşılacağının belirtilmesi karşısında, katılanın arkadaşlarıyla yaptığı telefon konuşmalarını kendi sitesinde, hukuka aykırı olarak yayan sanık hakkında, hükümden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de:
Sanık hakkında TCK’nın 132/2. maddesi gereğince temel ceza tayin edildikten sonra, yürürlükten kaldırılan ve sanığın aleyhine olan TCK"nın132/4. maddesinin, 142/4 maddesi olarak gösterilmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 06.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.