13. Hukuk Dairesi 2016/12091 E. , 2019/4717 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan ... Yüksel’in emlak bürosunda yanında emlak komisyoncusu olarak çalışan eşi ... imzasını taşıyan 07.04.2010 tarihli ‘Satışa Aracılık Yapıldığına Dair Tellaliye Satış Sözleşmesi’ başlıklı sözleşme imzalandığını, satışa konu edilen davacıya ait taşınmazın satış bedeli üzerinden bakiye borcun ödenmemiş olması nedeniyle borcun muaccel hale geldiğini ve bu borçtan muhatapların tamamının sorumlu olduğunu, muhataplardan ...’in ... Yüksel’in yanında emlak alım-satım ve tapu işlemleri ile ilgili işleri yapan sigortalı çalışan olduğunu, ...’e satış vekaleti verildikten sonra 1-1,5 ay içerisinde evin üçüncü bir şahsa satışının yapıldığını, bu sözleşme ile ... tarafından toplam 71.000,00 TL"lik ödeme yapılmasına karar verilmiş olduğunu, 24.000,00 TL’lik senedin ödemesi yapılmadığından icra takibine konu edilmiş ve böylece davacıya ödenmiş olduğunu, 47.000,00 TL bakiye alacağa karşılık da 6 ay içerisinde bu tutar muadili bir ev verilmesi üzerine anlaşma yapılmış olduğunu, davacıya verilecek evin özellikleri belirtilmiş Ziya Gökalp Mahallesinden son kat ve 4 odalı olacağını, ancak borcun ödenmemesinden dolayı muhatapların edimlerinin muaccel hale gelmiş olduğunu, davalıların davacıya sözleşmede geçen 10.000€ ceza-i şart ödemeleri veya davacının kaçırdığı ekonomik fırsatlar ve kira kaybından dolayı uğradığı bütün menfi zararların ödenmesi gerektiğini, davalılardan olan bakiye alacağından şimdilik 9.900 TL’nin ve tazminat alacaklarından şimdilik 100 TL’nin ayrı ayrı tespit edilmesini ve söz konusu alacakların muacceliyet tarihinden itibaren en yüksek oranda ticari faiz ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmişler, yargılama sırasında 15/12/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 86.585,28 TL"ye çıkartmışlardır.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;davalı ... ve Musa aleyhine açılan davanın reddine, 47.000,00 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ..."den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteklerin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dosyaya sunulan 07.04.2010 tarihli ‘Satışa Aracılık Yapıldığına Dair Tellaliye Satış Sözleşmesi’ başlıklı sözleşmenin satıcısının davacı ... ,alıcısının ise davalılardan ... olduğu görülmüştür.Dava konusu ... İli, Melikgazi İlçesi, Osmanlı Mahallesi, 3947 Ada,495 Pafta,12 Parsel’de bulunan gayrimenkulün satışı konusunda anlaşılmış olup,ödeme konusunda ise 1 ay içerisinde 24.000,00 TL’nin satıcı ...’e verileceği, bakiye alacağa karşılık da 6 ay içerisinde Ziya Gökalp’ten son kat 4 odalı yapılı daire teslim edileceği kararlaştırılmış,8.maddesinde ise sözleşmeden rücu eden tarafın 10.000Euro şartlı cezayı kabul edeceği kararlaştırılmış olup söz konusu sözleşme tarafların imzalarıyla hüküm altına alınmıştır.Davacı, kendisine ait evin satışından sonra kendisine verilmesi kararlaştırılan evin verilmediği gibi 71.000,00 TL"nin de bakiye kısmı 47.000,00 TL"nin ödenmediğini belirterek alacağının tahsili için dava açmış,mahkemece ,her ne kadar davalı ... aleyhine dava açılmış ise de, davalının dava konusu sözleşmenin herhangi bir yerinde olmadığı, bu nedenle aleyhine açılan davanın yersiz olduğu, davalı ... aleyhine dava açılmış ise de Musa"nın davalı ..."ın ofisinde çalışan sigortalı işçi olduğu, dava konusu taşınmazın satışı aşamasında şekli olarak süreç içinde bulunduğu, dava konusunun mülkiyeti ve sözleşme ile ilgili esaslı bir ilgisinin olmadığı bu nedenle hakkında açılan davanın yersiz olduğu, dava konusu taşınmazın satışı ve karşılığının ödenmesi yükümlülüğünün davacıyla davalı ... arasında olduğu, davalı ..."ın da sözleşme gereği yapılan ödemenin dışında kalan miktarla ilgili taahhüt ettiği evi vermediği gibi, satış bedelinin kalan kısmını da ödediğini yasal ve yöntemince ispat edememesi nedeniyle davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davalılar Serap ve Musa aleyhine açılan davanın reddine, 47.000,00 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ..."den alınarak davacıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.Söz konusu kurulan hükümde davalıların aynı işyerinde çalıştıkları ve dolayısıyla işbirliği içinde oldukları düşünülmeden ,yanılgılı gerekçeyle davalılardan sadece ...’in sorumlu tutulmasında isabet görülmemiştir.
Davalılardan ... bakımından; Davacı, 07.04.2010 tarihli düzenleme şeklinde noter vekaletnamesi ile davalı ..."i taşınmazının satışı yönünde yetkilendirmiş, davalı ... bu yetkiye dayanarak 16.06.2010 tarihinde taşınmazı davalı üçüncü bir kişi olan ...’e satmıştır. Mahkemece ‘..davalı ... aleyhine dava açılmış ise de Musa"nın davalı ..."ın ofisinde çalışan sigortalı işçi olduğu, dava konusu taşınmazın satışı aşamasında şekli olarak süreç içinde bulunduğu, dava konusunun mülkiyeti ve sözleşme ile ilgili esaslı bir ilgisinin olmadığı bu nedenle hakkında açılan davanın yersiz olduğu’ gerekçesiyle Musa aleyhine açılan davanın reddine şeklinde karar verilmiştir.
Davanın, davalılardan ... yönünden hukuki niteliği Türk Borçlar Kanununun 508. maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğüne ilişkin olup, Borçlar Kanununun 508. maddesi hükmünce, vekil yaptığı iş sırasında vekil edeninin üzerine geçen bütün haklarını ödeme, vekil edeninin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme zorunluluğundadır. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur. Davalı vekaleten işlem yaptığı satışta satış bedelinden sorumlu olduğu kadar, adına hareket ettiği davacının zararına satış gerçekleştirilmesi söz konusu olmuşsa davacının bundan doğan zararından da sorumludur.Bu ilke ve kurallar altında somut olaya bakıldığında, davalı ... satışa konu bedeli davacıya ödediğini ispat etmekle yükümlü olup ,mahkemece belirtildiği gibi dava konusu taşınmazın satışı aşamasında şekli olarak süreç içinde bulunduğu, dava konusunun mülkiyeti ve sözleşme ile ilgili esaslı bir ilgisinin olmadığı gerekçesinin davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağının kabulü gerekir. Hal böyle olunca mahkemece, açıklanan ilkeler doğrultusunda vekilin hesap verme yükümlülüğünün bulunduğu gözetilerek hasıl olacak sonuca uygun şekilde karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Davalılardan ... bakımından; 6098 sayılı TBK"nun 66 /1,2 . Maddesinde; "Adam çalıştıran, çalışanın ,kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran,çalışanını seçerken ,işiyle ilgili talimat verirken ,gözetim ve denetimde bulunurken ,zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz" düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda; davalılardan ... ve ...’in davalı ...’nun işyerinde çalıştıkları, aralarında işçi işveren ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...’in vekaleten sattığı ve ...’in imzaladığı sözleşmeye konu taşınmazın satışından kaynaklı bakiye bedelin ödenmemesinden kaynaklı doğan zarardan işyerinin sahibi Serap da adam çalıştıran olması nedeni ile sorumludur. Başka bir anlatım ile, somut olayda, adam çalıştıran davalı ..."nun doğan zarardan sorumluluktan kurtulma şartları da gerçekleşmemiştir. Mahkemece belirtildiği gibi davalı ... aleyhine dava açılmış ise de, davalının dava konusu sözleşmenin herhangi bir yerinde olmadığı, bu nedenle aleyhine açılan davanın yersiz olduğu, gerekçesinin davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağının kabulü gerekir.O halde, mahkemece; davalı ... hakkında da davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde Serap yönünden açılan davanın reddine dair hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.