12. Ceza Dairesi 2014/18203 E. , 2015/5558 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : 1.079,26 TL maddi tazminatın ve 3.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacı vekilinin 02.07.2013 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tazminat davasının dayanağı olan ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 2012/868 Esas - 2013/326 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) karşılıksız çek keşide etme suçundan tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 26.04.2013 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 02.07.2013 tarihinde, CMK’nın 142/1. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, faize hükmedilmesi suretiyle tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 15 gün süreyle tutuklanan davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymayıp fazla tayini,
2- Davacı hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1086 Esas - 2009/725 Karar sayılı 19.06.2009 tarihli kararıyla karşılıksız çek keşide etmek suçu nedeniyle toplamda 35.000 TL adli para cezasına hükmedildiği, kararın kesinleşip infaz aşamasına geçildiği ve davacı hakkında infaz amacıyla yakalama kararı çıkartıldığı, davacının bu yakalama kararına istinaden 29.12.2010 tarihinde yakalanıp cezaevine alındığı, adli para cezasını 33.500 TL olarak 13.01.2011 tarihinde ödediği ve aynı gün tahliye edildiği, davacı vekilince önceki kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna müracaat edildiği ve nihayet ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/868 Esas- 2013/326 Karar sayılı kararıyla 09.04.2013 tarihinde önceki idari yaptırım kararının iptali ile davacının beraatine hükmedildiği, yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü ve 323/3. maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir şeklindeki düzenleme karşısında idari para cezası olarak ödemek zorunda kalınan 33.500 TL’nin de maddi kayıp niteliğinde olduğu değerlendirilerek maddi zarara eklenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Sistemi üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 31.03.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.