Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/584
Karar No: 2019/183

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/584 Esas 2019/183 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2015/584 E.  ,  2019/183 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 24-164

    Sanık ... hakkında, farklı tarihlerde gerçekleştirdiği eylemler yönünden Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2003 tarihli ve 124-62 sayılı iddianamesi ile özel belgede sahtecilik; Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2004 tarihli ve 34-4 sayılı ve 05.10.2004 tarihli ve 954-108 sayılı iddianameleri ile de resmî belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı açılan ve birleştirilerek devam olunan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eylemlerinin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin Burdur Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.05.2007 tarihli ve 6-82 sayılı hükmün, katılan ... ve vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 22.10.2009 tarih ve 12712-12388 sayı ile;
    “...Sanık ...’ya yüklenen suçlardan doğrudan doğruya zarar gören şikayetçi-katılan Tasfiye Halinde Şenel Kiesling Turizm Yatırım ve İşletmeciliği A.Ş. adına yetkili tasfiye memuru ...’in dosya içinde bulunan 24.02.2004 havale tarihli dilekçesinin, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2004 havale tarihli ve 59/34/4 sayılı iddianamesi ile, adı geçen sanık hakkında açılan kamu davası yönünden katılma istemini içerdiği ve Mahkemenin 09.03.2004 gün ve 2004/6 Esas sayılı oturumunda istemin kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de, daha sonra aynı şikayetçi-katılan adına adı geçen yetkili tasfiye memuru ile vekilinin, söz konusu sanığın cezalandırılmasını isteyen 26.01.2005, 22.03.2005, 10.05.2005, vs. havale tarihli dilekçelerinin davayı takip arzusunu göstermesi bakımından, aynı Cumhuriyet Başsavcılığın 05.10.2004 havale tarihli, 2655/954/108 sayılı iddianamesi ile, bahsi geçen sanık hakkında açılan kamu davası yönünden de katılma isteğini içerdiği ve bu talebin usulüne uygun olarak kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 16.02.2010 tarih ve 309-19 sayı ile, sanığın eylemlerinin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, bu hükmün de katılan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 12.12.2011 tarih ve 11250-23183 sayı ile;
    "...01.09.2003, 12.01.2004 ve 05.10.2004 tarihli iddianamelerle sanıkların,..... ve....... isimleri ile oluşturulmuş sahte dava dilekçeleri ile Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğinde 1996/4, 5 ve 1997/12 esas sayılı davaların açılıp karar verilmesini sağladıkları, Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğinin 1996/5-18 esas-karar sayılı ilamının temyizine ilişkin dilekçesinin de sahte olduğu iddiasından ibaret olaylarda; sahte dava dilekçeleri ile açılan davalar sonunda verilen kararlar ile sahte temyiz dilekçesi sonunda verilen Yargıtay ilamının da sahte olacağı ve bu ilamların da dava konusu yapıldığı gözetilip, sanıkların eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK"nun 342/2. maddesindeki (5237 sayılı TCK" nun 204/1-3 md.) sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli resmi belgelerden olması nedeniyle zamanaşımının gerçekleşmediği gözetilmeden, sahte dava dilekçesi ile elde olunan mahkeme ilamı ile temyiz dilekçelerin özel belge niteliğinde olduğunun kabulüyle zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle yazılı şekilde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 17.07.2012 tarih ve 24-164 sayı ile, sanığın TCK"nın 204/1-3,43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hükmün de sanık ... ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 12.03.2013 tarih ve 2460-4014 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 23.03.2015 tarih ve 62936 sayı ile;
    "...Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı Gerekçeli Karar"ın 13. sayfasında yer alan;
    "Anlaşıldığı üzere sanıklar ... ile ....."ın fikir birliği içinde ihale nedeniyle ödenmesi gereken bedel, vergi, resim ve harçların geç ödenmesini sağlamak, muvazaalı satış işlemini gizlemek ve bu şekilde menfaat temin etmek suretiyle, birden fazla resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri kabul edilmiş, sanıkların teselsül eden eylemlerinin, Antalya Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğünün 26.05.2003 tarih BLG 2003/149 sayılı ekspertiz raporunda belirtildiği üzere Bakırköy ( ) Mercii Hakimliyi Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine Burdur başlıklı 08/04/1996 tarihli ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Bakırköy ( ) Mercii Hakimliğine başlıklı 23/12/1999 tarihli ve..... imzalı dilekçelerin her iki sayfasında..... adına atılı bulunan imzaların kendisine ait olmadığı tespit edilerek sahte olarak düzenlendiği anlaşıldığından, en son eylem tarihi olarak bu tarih esas alınmış ve suç tarihi 23.12.1999 olarak kabul edilmiştir.
    Şeklindeki içerikten de anlaşıldığı üzere; mahkemece sahte olduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmüne esas alınmış olan belgeler; Antalya Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğünün 26.05.2003 tarih BLG 2003/149 sayılı ekspertiz raporu ile incelenmiş olan ve esasen her ikisi de Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı dosyasına ait olan belgeler olup, bu belgelerden biri "Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle YEŞİLOVA İCRA TETKİK MERCİİ HAKİMLİĞİNE BURDUR" başlıklı ve..... adına düzenlenmiş gözüken 08/04/1996 tarihli dava dilekçesi olup diğer belge ise; Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 10/12/1996 tarih ve 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı hükmünün temyizi amacıyla..... adına düzenlenmiş gözüken "YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA Sunulmak üzere Bakırköy ( ) İcra Tetkik Mercii Hakimliği Eliyle YEŞİLOVA İCRA TETKİK MERCİİ HAKİMLİĞİNE" başlıklı 23/12/1999 tarihli temyiz dilekçesidir
    Dosyanın ve birleşen dosyaların incelenmesinde,
    -Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 01/09/2003 tarih 2003/308 Hazırlık,2003/124 Esas ve 2003/62 İddianame nolu İddianamesine konu olan belgelerin; Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı dosyasına ait belgeler olmadığı ve bu iddianameye konu olan belgelerin Yeşilova İcra İcra Tetkik Mercii"nin 1997/12 Esas, 1997/14 Karar sayılı dosyasına ait belgeler olduğu iddianame içeriği ile sabittir.
    -Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 05/10/2004 tarih 2004/2655 Hazırlık,2004/954 Esas ve 2004/108 İddianame nolu İddianamesine konu olan belgelerden; Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı dosyasına ait belgelerin sadece 28/11/1996 tarihli dilekçe (tanıklar ve masraflara ilişkin) ile 29/11/1996 tarihli telgraf olduğu iddianame içeriği ile sabittir.
    -Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 12/01/2004 tarih 2004/59 Hazırlık,2004/34 Esas ve 2004/4 İddianame nolu İddianamesine konu olan tek belgenin Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı dosyasına ait temyiz dilekçesi olduğu (İddianame içeriğinde temyiz dilekçesinin tarihi yazılmamış ise de; İddianame metninde yer alan;
    "...Mustafa Ali Altınbaş adına olan ve başkasına imzalattırdığı temyiz dilekçesini Bakırköy Mercii Hakimliği eliyle Yeşilova İcra Tetkik Merciine göndererek 1996/5-18 sayılı ihalenin feshine ilişkin kararının temyiz edilmesini sağladığı, Antalya Polis Kriminal Laboratuarının 26/05/2003 tarih 2003/149 sayılı raporunda bu dilekçenin..... tarafından imzalanmadığının tespit edildiği sanığın ihale nedeniyle ödenmesi gereken bedel ve vergi resim harçların geç ödenmesini sağlamak ayrıca muvazaalı satış işlemini gizlemek suretiyle menfaat temin ederek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği..."
    Şeklindeki içerikten anlaşıldığı üzere; iddianamede suça konu edilen temyiz dilekçesinin Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı dosyasına ait temyiz dilekçesi olduğu tereddütsüz şekilde anaşılmakta olup, Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı dosyasına ait tek temyiz dilekçesinin ise; Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 10/12/1996 tarih ve 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı hükmünün temyizi amacıyla..... adına düzenlenmiş gözüken "YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA Sunulmak üzere Bakırköy ( ) İcra Tetkik Mercii Hakimliği Eliyle YEŞİLOVA İCRA TETKİK MERCİİ HAKİMLİĞİNE" başlıklı 23/12/1999 tarihli temyiz dilekçesi olduğu Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı dosyası içeriği ile sabittir.) sabittir.
    Yukarıda belirtilen 3 İddianamede de, Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyete esas alınan 2 belgeden biri olan "Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle YEŞİLOVA İCRA TETKİK MERCİİ HAKİMLİĞİNE BURDUR" başlıklı ve..... adına düzenlenmiş gözüken 08/04/1996 tarihli dava dilekçesinin dava konusu edilmediği iddianame içerikleri ile sabittir.
    Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyete esas alınan 2 belgeden biri olan Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 10/12/1996 tarih ve 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı hükmünün temyizi amacıyla..... adına düzenlenmiş gözüken "YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA Sunulmak üzere Bakırköy ( ) İcra Tetkik Mercii Hakimliği Eliyle YEŞİLOVA İCRA TETKİK MERCİİ HAKİMLİĞİNE" başlıklı 23/12/1999 tarihli temyiz dilekçesi ise; Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 12/01/2004 tarih 2004/59 Hazırlık, 2004/34 Esas ve 2004/4 İddianame nolu İddianamesine konu edilmiştir.
    Yüksek Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12/03/2013 gün ve 2013/2460 Esas, 2013/4014 Karar sayılı ilamında sanık ... hakkındaki hükmün onama gerekçesi;
    "Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 12.12.2011 gün, 1250-23183- sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında birden fazla eylemden dolayı dava açıldığı, bunlardan birisinin de, Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğinin 1996/5-18 esas-karar sayılı ilamının temyizine ilişkin dilekçenin sahteliği olup, sahte temyiz dilekçesi üzerine yapılan inceleme sonunda verilen Yargıtay kararının da sahte olacağının kabulü nedeniyle, sahte temyiz dilekçesinin 23.12.1999, bu dilekçe ile yapılan inceleme sonunda verilen kararın 02.10.2000 tarihli olması ve bu tarihler itibariyle zamanaşımının henüz gerçekleşmediği cihetle, sanığın teselsülen işlediği eylemleri içerisinde değerlendirilen 08.09.1997 tarihindeki eyleminin, suç tarihi olarak kabulü ile kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair tebliğnamedeki düşünceye iştirak olunmamıştır."
    Şeklinde belirtilmiş ve Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 10/12/1996 tarih ve 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı hükmüne yönelik olarak düzenlenen ve sahte olduğu sabit olan 23/12/2009 tarihli temyiz dilekçesi üzerine temyiz incelemesini yapmış olan "Yargıtay 12. Hukuk Dairesi"nin 02/10/2000 tarih 2000/12956 esas, 2000/14136 karar sayılı onama ilamı" da Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12/03/2013 gün ve 2013/2460 Esas, 2013/4014 Karar sayılı ilamında suça konu sahte belge olarak kabul edilmiş ve bu kabul sonucu zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle sanık ... hakkındaki Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı hükmünün onanmasına karar verilmiş ise de;
    "Yargıtay 12. Hukuk Dairesi"nin 02/10/2000 tarih 2000/12956 esas, 2000/14136 karar sayılı onama ilamı" Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 01/09/2003 tarih 2003/308 Hazırlık,2003/124 Esas ve 2003/62 İddianame nolu İddianamesinde, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 05/10/2004 tarih 2004/2655 Hazırlık,2004/954 Esas ve 2004/108 İddianame nolu İddianamesinde ve Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 12/01/2004 tarih 2004/59 Hazırlık, 2004/34 Esas ve 2004/4 İddianame nolu İddianamesinde dava konusu belgeler arasında gösterilmemiştir.
    Nitekim Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı ilamında da, "Yargıtay 12. Hukuk Dairesi"nin 02/10/2000 tarih 2000/12956 esas, 2000/14136 karar sayılı onama ilamı" mahkumiyet hükmüne konu belgelerden biri olarak kabul edilmemiştir.
    5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 01/09/2003 tarih 2003/308 Hazırlık, 2003/124 Esas ve 2003/62 İddianame nolu İddianamesinde, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 05/10/2004 tarih 2004/2655 Hazırlık, 2004/954 Esas ve 2004/108 İddianame nolu İddianamesinde ve Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 12/01/2004 tarih 2004/59 Hazırlık, 2004/34 Esas ve 2004/4 İddianame nolu İddianamesinde dava konusu edilmemiş olan ve Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı ilamında da mahkumiyet hükmüne konu belgelerden biri olarak kabul edilmemiş olan "Yargıtay 12. Hukuk Dairesi"nin 02/10/2000 tarih 2000/12956 esas, 2000/14136 karar sayılı onama ilamı"nın temyiz incelemesini yapan Yüksek Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12/03/2013 gün ve 2013/2460 Esas, 2013/4014 Karar sayılı ilamında suça konu sahte belge olarak kabul edilmiş olması ve bu kabulün sonucu olarak da zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı hükmünün onanmasına karar verilmiş olması nedeniyle; Yüksek Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12/03/2013 gün ve 2013/2460 Esas, 2013/4014 Karar sayılı ilamının sanık ... hakkındaki hükmün onanmasına ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olduğu düşünülmüştür.
    Sonuç olarak; Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyete esas alınan 2 belgeden biri olan ve dava konusu edilmiş tek suça konu belge olan Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesi"nin 10/12/1996 tarih ve 1996/5 Esas, 1996/18 Karar sayılı hükmünün temyizi amacıyla..... adına düzenlenmiş gözüken "YARGITAY 12.HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA Sunulmak üzere Bakırköy ( ) İcra Tetkik Mercii Hakimliği Eliyle YEŞİLOVA İCRA TETKİK MERCİİ HAKİMLİĞİNE" başlıklı 23/12/1999 tarihli temyiz dilekçesi resmi belge olmayıp özel belge olduğundan, sanık ..."ya isnad olunan 23/12/1999 tarihli temyiz dilekçesini sahte olarak düzenletip kullanma eylemi suç tarihi olan 23/12/1999 tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 345. maddesinde düzenlenmiş olan "sahte özel evrak tanzimi" suçu kapsamında kaldığından mahkemece "5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri karşısında sanık ..."ya isnad olunan 765 sayılı TCK.nun 345. maddesi kapsamında kalan "sahte özel evrak tanzimi" suçunun kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu ve sanığın lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 23/12/1999 tarihinden hüküm tarihine kadar geçtiği anlaşıldığından; sanık ... hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 Sayılı CMK’nun 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE," şeklinde karar verilmesi gerekirken, sanık ..."nun 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 204/3, 43/1, 62/1, 53 maddeleri gereğince 4 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan;
    Temyiz incelemesi sonunda Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı sanık ... hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmesi yerine, "Yargıtay 12. Hukuk Dairesi"nin 02/10/2000 tarih 2000/12956 esas, 2000/14136 karar sayılı onama ilamı"nında suça konu sahte belge olarak kabul edilmiş olması ve bu kabulün sonucu olarak da zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle Burdur Ağır Ceza Mahkemesi"nin 17/07/2012 tarih ve 2012/24 Esas, 2012/174 Karar sayılı sanık ... hakkındaki hükmün onanmasına ilişkin verilen ve usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilen; Yüksek Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 12/03/2013 gün ve 2013/2460 Esas, 2013/4014 Karar sayılı ilamının sanık ... hakkındaki hükmün onanmasına ilişkin kısmına yönelik olarak itiraz talebinde bulunulması gerektiği " görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 07.05.2015 tarih, 1816-26154 sayı ve oy çokluğuyla; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianamenin kapsamına göre, sanığa ek savunma hakkı verilerek eyleminin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu yönünde nitelendirme yapılıp yapılamayacağının, buna bağlı olarak sanık hakkında dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan ...’in yetkilisi ve tasfiye memuru olduğu Şenel Kiesling Tur. Yat. ve İşl. A.Ş. adına kayıtlı Burdur ili, Yeşilova ilçesi, Kayadibi köyü, Köpekçayı mevkisindeki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazların, yapılan icra takipleri sonucunda sanık ...’nun yetkilisi olduğu Karasu Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye ihale ile satışının yapıldığı, sonrasında, yapılan bu ihalelerin kesinleşmesini, ihaleden kaynaklanan KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla ihalelerin feshine ilişkin açılan Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4, 1996/5 ve 1997/12 esas sayılı dosyalarında sanık ... tarafından sahte belgeler kullanıldığı iddiasıyla katılan ...’in şikâyetçi olması üzerine sanık ... hakkında soruşturmaya başlanıldığı,
    Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2003 tarihli ve 124-62 sayılı iddianamesinde; “...sanıklar tarafından ihalenin kesinleşmesini, kdv, vergi ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla başkasına imzalattırdıkları....... (.....) adına Bakırköy Mecii Hakimliği eliyle Yeşilova İcra Tetkik Merciine gönderilen dava dilekçesi ile bu ihalenin feshine ilişkin dava açıldığı, bu davanın Yeşilova İcra Tetkik Mercii 1997/12 e. 1997/14 k. sayılı dosyası olduğu, Antalya Polis Kriminal Labroratuvarının 14.04.2003 tarih ve 2003/090 sayılı imza incelemesinde bu dilekçenin ..... tarafından imzalanmadığı, yine aynı dosyaya sanıkların başkasına imza attırmak suretiyle Bakırköy İcra Hakimliği vasıtası ile Yeşilova İcra Tetkik Merciine dilekçe gönderdikleri 24.11.1997 havale tarihli ..."e ait dilekçe üzerinde Antalya Kriminal Polis Laboratuvarının 01.04.2003 tarih ve 2003/91 sayılı imza inceleme raporunda dilekçedeki imzanın ...’in elinden çıkmadığı, ...’in anlatımlarından kendisinin sanıklardan ...’nun yanında çalıştığı ve ..."nun benzer şekilde imzasını taklit ederek çeşitli evraklara imzalarını attıkları anlaşılmış olup, sanıkların bu olayda ihale nedeniyle ödenmesi gereken bedel ve vergi, resim, harçların geç ödenmesini sağlamak, ayrıca muvazaalı satış işlemini gizlemek suretiyle menfaat temin ederek özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri, sanıkların üzerine atılı suçtan yargılamasının yapılarak sevk maddeleri gereği cezalandırılmalarına karar verilmesi” istemiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı ve sevk maddesinin 765 sayılı TCK’nın 345. maddesi olarak gösterildiği,
    Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2004 tarihli ve 34-4 sayılı iddianamesinde; “Müşteki Şirkete ait Yeşilova Kayadibi köyü KöpekÇayı mevki 3663 parsel sayılı taşınmazın şirket temsilcisi tarafından ...’e satıldığı, Cemal’in de 04/02/1997 tarihinde Hüseyin Karasu’ya sattığı, Hüseyin"in Cemal’e olan borcu nedeniyle haczettirilip satışa çıkarılarak 02/09/1997 tarihinde Karasu A.Ş.ye ihaleyle satıldığı, sanık ... tarafından ihalenin kesinleşmesini, KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla..... adına olan ve başkasına imzalattırdığı temyiz dilekçesini Bakırköy Mercii Hakimliği eliyle Yeşilova İcra Tetkik Merciine göndererek 1996/5-18 sayılı ihalenin feshine ilişkin kararının temyiz edilmesini sağladığı, Antalya Polis Kriminal Laboratuarının 26/05/2003 tarih 2003/149 sayılı raporunda bu dilekçenin..... tarafından imzalanmadığının tespit edildiği, sanığın ihale nedeniyle ödenmesi gereken bedel ve vergi resim harçların geç ödenmesini sağlamak, ayrıca muvazaalı satış işlemini gizlemek suretiyle menfaat temin ederek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği tüm hazırlık evrakı kapsamından anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı müsnet suçtan yargılamasının yapılarak, eylemine uyan yukarıdaki sevk maddelerince cezalandırılması” istemiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı ve sevk maddelerinin 765 sayılı TCK’nın 342, 31, 33 ve 39. maddeleri olarak gösterildiği,
    Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2004 tarihli ve 954-108 sayılı iddianamesinde; “...Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları Dairesi Başkanlığı Antalya Kriminal Polis Laboratuarı vasıtasıyla sözkonusu belgeler ile tespit edilen diğer belgeler üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen ekspertiz raporunda;
    Yeşilova İcra Tetkik Mercii’ne hitaben yazılmış 28.11.1996 tarihli ve 25.11.1996 tarihli dilekçelerde ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere Bakırköy İcra Tetkik Mercii Eliyle Yeşilova icra Tetkik Mercii"ne hitaben 12.03.1997 tarihli dilekçenin 3. sayfasında Av. ..... adına atılı bulunan imzalar ile Antalya 5. Noterliği tarafından düzenlenmiş 04.11.1996 tarih ve 26947 yevmiye numaralı genel vekaletname ve Antalya 3. Noterliği tarafından düzenlenmiş 11.02.1994 tarihli imza sirküleri fotokopilerinin alt kısmındaki imzaların Av...... eli ürünü olmadığı, sahte olarak atıldığının tespit edildiği,
    Antalya 5. Noterliği tarafından düzenlenmiş 04.11.1996 tarihli 26947 yevmiye nolu genel vekaletname ve Bakırköy 3. Noterliği tarafından düzenlenmiş 13.08.1993 tarihli ve 32815 yevmiye nolu vekaletname fotokopilerinin alt kısmındaki ‘aslı gibidir’ içerikli yazılar ile imzanın Av. ... eli ürünü olduğunun tespit edildiği,
    Bakırköy İcra Müdürlüğü eliyle Yeşilova İcra Müdürlüğüne hitaben daktilo ile yazılmış 14.10.1997 tarihli Av. ..... isim ve imzalı dilekçe altındaki imzanın Av. ..... eli ürünü olmadığı, sahte olarak atıldığının tespit edildiği,
    Bakırköy İcra Müdürlüğü eliyle Yeşilova İcra Müdürlüğüne hitaben yazılmış 14.10.1997 tarihli dilekçe ile Yeşilova İcra Müdürlüğüne hitaben yazılmış 19.09.1997 tarihli dilekçelerin aynı daktilo ile yazıldığının tespit edildiği.
    Diğer belgelerin fotokopi olmaları nedeniyle ileri derecede kanaat beyanında bulunulmadığının bildirildiği,
    Sanıkların yargılamalarının mahkemenizce yapılarak eylemine uyan sevk maddeleri gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi” istemiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı ve sevk maddelerinin 765 sayılı TCK’nın 342/1, 80, 31 ve 33. maddeleri olarak gösterildiği,
    Sanık hakkında belirtilen iddianamelerle açılan kamu davalarının birleştirilerek yargılamaya devam edildiği,
    Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2004 tarihli ve 954-108 sayılı iddianamesine konu edilen Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4 esas sayılı dosyasındaki 12.03.1997 tarihli ve “Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere Bakırköy İcra Tetkik Mercii Eliyle Yeşilova icra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı Av. ..... adına sahte imza ile oluşturulan temyiz dilekçesinin, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2006 tarihli ve 6093-347 sayılı iddianamesine de konu edilerek sanık hakkında ayrı bir kamu davasının açıldığı, açılan kamu davasının daha sonra incelemeye konu dosya ile birleştirildiği, ancak anılan belge yönünden Yerel Mahkemece 08.05.2007 tarihinde hüküm kurulmadan önce tefrik kararı verilerek Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/92 esasına kaydının yapıldığı, bu esas numarası üzerinden yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 18.12.2007 tarihinde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği ve verilen kararın da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24.06.2009 tarihli ve 8272-7978 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği,
    Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4 esas sayılı dosyasında; dava tarihinin 10.04.1996, davacının Şenel Kiesling Tur. Yat. ve İşl. A.Ş., davacı vekilinin inceleme dışı sanık ....., davalının Karasu Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş., davalı vekillerinden birinin sanık ... olduğu, davada Burdur ili, Yeşilova ilçesi, Kayadibi köyü, Köpekçayı mevkisindeki 3663 parsel numaralı taşınmazın 12.03.1996 tarihinde yapılan ihalesinin feshinin talep edildiği, 10.12.1996 tarihinde Mahkemece, süresinde açılmış bir davanın bulunmaması ve davacının hukuki yararının olmaması gerekçeleriyle davanın usul yönünden reddine karar verildiği, bu kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 14.10.1997 tarih ve 9441-10675 sayı ile onandığı,
    Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/5 esas sayılı dosyasında; dava tarihinin 08.04.1996, davacının....., davalının Karasu Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş., davalı vekillerinden birinin sanık ... olduğu, davada Burdur ili, Yeşilova ilçesi, Kayadibi köyü, Köpekçayı mevkisindeki 3663 parsel numaralı taşınmazın 12.03.1996 tarihinde yapılan ihalesinin feshinin talep edildiği, 10.12.1996 tarihinde Mahkemece, süresinde açılmış bir davanın bulunmaması ve davacının hukuki yararının olmaması gerekçeleriyle davanın usul yönünden reddine karar verildiği, bu kararın davacı..... tarafından temyiz edildiği, ancak bu temyiz isteminin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle Yerel Mahkemece temyiz talebinin reddine ilişkin 27.12.1999 tarihli ek karar verildiği, ek kararın da, davalı vekili sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 02.10.2000 tarih ve 12956-14136 sayı ile onandığı,
    Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1997/12 esas sayılı dosyasında; dava tarihinin 08.09.1997, davacının......., davalının Karasu Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş. olduğu, davada Burdur ili, Yeşilova ilçesi, Kayadibi köyü, Köpekçayı mevkisindeki 3664 parsel numaralı taşınmazın 02.09.1997 tarihinde yapılan ihalesinin feshinin talep edildiği, 25.11.1997 tarihinde Mahkemece, davacının, dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir alacağının bulunmaması ve ihalenin feshini isteyebilecek kişilerden olmaması gerekçeleriyle davanın husumet yönünden reddine karar verildiği,
    Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 01.04.2003 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıdına daktilo ile yazılmış “Bakırköy İcra Hakimliği Vastası ile Yeşilova İcra Hakimliğine Dosya No:1997/12” başlıklı 19.11.1997 havale tarihli dilekçe üzerinde “Davalı Alacaklı ....” yazısı altında atılı bulunan imza ile katılan ..."in mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, genel şekil itibarıyla benzerlik görülmüş ise de imza içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışları, seyir, sürat ve istikamet vasıfları, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden fark görüldüğü, söz konusu dilekçe üzerinde adına atılı bulunan imzanın katılan ... elinden çıkmayıp adı geçenin hakiki imzalarının model alınması suretiyle sahte olarak atılmış imza olduğu kanaatine varıldığı,
    Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 14.04.2003 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıtlarına elektrikli daktilo ile yazılmış “Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 08.09.1997 tarihli (12.09.1997 havale tarihli) dilekçenin her iki sayfasında....... adına atılı bulunan imzalar ile ....."ın mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada genel şekil itibarıyla benzerlik görülmüş ise de imzalar içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışları, seyir, sürat ve istikamet vasıfları, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden fark görüldüğü, söz konusu imzaların ..... elinden çıkmayıp adı geçenin hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atılmış imzalar oldukları kanaatine varıldığı,
    Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.06.2003 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıtlarına daktilo ile yazılmış “Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 8.9.1997 tarihli (12.09.1997 havale tarihli) ve çizgisiz beyaz dosya kağıdına daktilo ile yazılmış “Bakırköy İcra Hakimliği Vastası ile Yeşilova İcra Hakimliğine Dosya No:1997/12” başlıklı 19.11.1997 havale tarihli dilekçelerde....... ve ... adlarına atılı bulunan imzalar ile ilgili olarak yapılan incelemeler sonunda düzenlenen 2003/090 ve 2003/091 uzmanlık numaralı ekspertiz raporlarında söz konusu imzaların....... ve Cemil Şerik"in hakiki imzalarının model alınması suretiyle adlarına sahte olarak atılmış imzalar olduklarının belirtilmiş olduğu, hakiki örneklerin model alınması suretiyle oluşturulan sahte imzalar, doğal olarak taklit edenin kişisel yazım özelliklerini tam olarak yansıtmaktan uzak olup modellerinin birer resmi gibi oldukları, taklit imzaların grafolojik karşılaştırma yoluyla kişilere aidiyetlerinin belirlenmesinin taklit imzaya sahteciliği yapanın kendi kaligrafik özelliklerini yansıtmış (istemeden bilinç altı baskısıyla kaçırmış) olması hâlinde mümkün olabileceği, ancak bu tür tespitlerin nadiren yapılabildiği, bu nedenle, ön izahat doğrultusunda tetkike konu dilekçelerde....... ve ... adlarına atılı bulunan imzaların, örnek imzaları gönderilmiş olan sanık ... ve inceleme dışı sanık Nihat Karasu elinden çıkıp çıkmadığı hususunda herhangi bir beyanda bulunulabilmesinin mümkün olmadığı,
    Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.05.2003 tarihli bilirkişi raporunda özetle; tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıdına daktilo ile yazılmış “Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Bakırköy ( ) Mercii Hakimliğine” başlıklı 23.12.1999 tarihli..... imzalı dilekçenin her iki sayfasında..... adına atılı bulunan imzalar ile....."ın mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, genel şekil itibarıyla benzerlik görülmüş ise de imzalar içerisinde karakteristik el hareketlerinin yapılışları, seyir sürat ve istikamet vasıfları, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden mevcut mukayese imzalarına atfen fark görüldüğü, söz konusu imzaların..... elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı, ayrıca..... eli ürünü olmadığı belirtilen imzalar ile sanık ..."nun mukayese imzaları arasında da imzaların genel şekli, içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapışları, seyir, sürat ve istikamet vasıfları, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden mevcut mukayese imzalara atfen fark görüldüğü ve söz konusu imzaların sanık ... elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı,
    Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 16.08.2004 tarihli bilirkişi raporunda özetle, tetkike konu “Yeşilova İcra Tetkik Merciine” başlıklı 28.11.1996 tarihli ve “Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 25.11.1996 tarihli dilekçelere, Antalya 5. Noterliğince düzenlenmiş 04.11.1996 tarihli ve 26947 yevmiye numaralı genel vekâletname ve Antalya 3. Noterliğince düzenlenmiş 11.02.1994 tarihli imza sirküleri fotokopilerinin alt kısmına ..... adına atılmış olan imzalar ile ....."ın mevcut mukayese imzaları arasında, imzaların genel şekli ve tersim tarzları, imzalar içerisindeki karakteristik el hareketlerinin yapılışları, kaligrafik ve itiyadi hususiyetler yönünden farklılıklar görüldüğü, söz konusu imzaların ..... eli ürünü olmadığı, tetkike konu Antalya 5. Noterliğince düzenlenmiş 04.11.1996 tarihli, 26947 yevmiye numaralı genel vekâletname ve Bakırköy 3. Noterliğince düzenlenmiş 13.8.1993 tarihli, 32815 yevmiye numaralı vekâletname fotokopilerinin alt kısmındaki mavi mürekkepli kalemle yazılmış ""Aslı Gibi" içerikli yazılar ile sanık ..."nun mukayese yazıları arasında yapılan karşılaştırma neticesinde; ortak harflerin tersimi, noktalama işaretlerinin konuluşları ve itiyadi hususiyetler yönünden uygunluk görüldüğü, söz konusu yazıların sanık ... eli ürünü olduğu, “Bakırköy İcra Müdürlüğü Eliyle Yeşilova İcra Müdürlüğüne” başlıklı daktilo ile yazılmış 14.10.1997 tarihli dilekçede ..... adı altında atılı bulunan imza ile ....."ın mevcut mukayese imzaları arasında, imzanın genel şekillendirilişi yönünden benzerlik görülmüş ise de imza içerisindeki el hareketlerinin yapılışları ve seyir sürat vasıfları yönünden fark görüldüğü, söz konusu imzanın ..... eli ürünü olmayıp hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atıldığı, bahsedilen daktilo ile yazılmış bu belge ve sanık ... tarafından İcra Müdürlüğüne verilen 19.09.1997 havale tarihli daktilo ile yazılmış dilekçe arasında yapılan karşılaştırılma neticesinde, her iki dilekçenin de hat, harf ve karakterlerin yapısı, vuruş bozuklukları ve mikroskobik bulgular yönünden uygunluk görüldüğü, söz konusu dilekçelerin aynı daktilo makinesi ile yazıldıkları sonuç ve kanaatine varıldığı,
    Tespitlerine yer verildiği,
    Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.1996 tarihli ve 5-18 sayılı kararını 23.12.1999 tarihli dilekçeyle temyiz ettiği görünen tanık.....’ın, belirtilen dilekçe tarihi öncesinde veya sonrasında yurda giriş çıkış yapıp yapmadığının tespiti için Yerel Mahkemece, Burdur Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şube Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevaben gönderilen Burdur Emniyet Müdürlüğünün 11.10.2004 tarihli yazısında;.....’ın yolcu giriş çıkış projesinde herhangi bir kaydının bulunmadığının belirtildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... aşamalarda; Şenel Kiesling Tur. Yat. ve İşl. A.Ş.nin yetkilisi ve tasfiye memuru olduğunu, anılan şirket adına kayıtlı Burdur ili, Yeşilova ilçesi, Kayadibi köyü, Köpekçayı mevkisindeki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazların üzerinde bulunan Hotel Şahman ile ilgili maddi sıkıntıya girmeleri üzerine, maddi yardım almak amacıyla sanık ...’yla görüştüğünü, sanığın, otel üzerinde bulunan haciz işlemlerini tasfiye etme taahhüdünde bulunup teminat olarak taşınmazların devrini istediğini, o tarihlerde anılan şirket adına yetkisinin Mahkemece iptal edilmiş olmasına rağmen tapuda bir şekilde belirtilen mevkideki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazları sanık ...’in yanında çalışan katılan ...’in üzerine devrettiğini, bu devir işlemini sanık ...’in bir şekilde gerçekleştirdiğini, ...’in de bir süre sonra bu taşınmazları sanık ...’in yeğeni Hüseyin Karasu’ya devrettiğini, daha sonra Hüseyin Karasu da anılan taşınmazları, Karasu Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş. adına sanık ... ile noterde kira sözleşmesi yaparak 20 yıllığına belirtilen şirkete kiraladığını, bundan sonra sanık ...’in yönlendirmesi ile katılan ...’in Hüseyin Karasu’dan alacağı olduğundan bahisle Hüseyin Karasu hakkında icra takibi başlattığını, Hüseyin Karasu adına kayıtlı taşınmazlara haciz işlemi yapıldığını, daha sonra ihale ile satışa çıkarılan taşınmazların sanığın ortağı ve yetkilisi olduğu Karasu Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş. tarafından alındığını, ancak sanığın, kazanılan ihalelerin bedellerinin, KDV ve diğer harçlarının geç ödenmesini sağlamak ve muvazaalı işlemleri gizlemek amacıyla..... adına ihalenin feshi talepli sahte imzalı dava dilekçesi düzenleyerek Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/5 esas sayılı dosyasının açılmasını sağladığını ve açılan dava sonucunda verilen kararı da, yine aynı isme düzenlediği sahte imzalı temyiz dilekçesiyle temyiz ettiğini, benzer şekilde....... adına ihalenin feshi talepli sahte imzalı dava dilekçesi düzenleyerek Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1997/12 esas sayılı dosyasının açılmasını sağladığını ve aynı dosyaya katılan ... adına düzenlediği davanın reddine karar verilmesi istemli sahte imzalı dilekçeyi sunduğunu, Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4 esas sayılı dosyasında da kendi vekili olan inceleme dışı sanık Av. ..... adına düzenlenen bir kısım belgelere sanık ...’in imza atarak/attırarak dosyaya ibraz ettiğini, sanık ...’dan şikâyetçi olduğunu,
    Katılan ... aşamalarda; sanık ...’nun yanında 1996 yılında yardımcı eleman olarak çalışmaya başladığını, sanık ...’in zor durumda olan kişi ve şirketlere faizle para verdiğini, bunun karşılığında da gayrimenkullerin devrini yaptırdığını, okuma yazması pek olmadığı için sanık ...’in kendi adına düzenlenen birçok belgeye imza attığını sonradan öğrendiğini, dosyaya konu Yeşilova İcra Hakimliğinin 1997/12 esas sayılı dosyasına Bakırköy İcra Hakimliği aracılığıyla gönderilen kendi adına düzenlenmiş görünen 19.11.1997 havale tarihli dilekçenin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, bu dilekçede gösterilen adresin de inceleme dışı sanık Nihat Karasu’nun adresi olduğunu, Nihat Karasu ile sanık ..."in amca yeğen olduklarını,
    Tanık..... aşamalarda; imzasını birkaç türlü attığını, her zaman aynı olmadığını, gösterilen evraklardaki imzaların yalnızca son sayfadaki temyiz eden kısmının altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak genel olarak emin de olmadığını, kendi imzasına benzer diğer imzalar için de daha farklı bir şey söyleyemeyeceğini, olay ile ilgili olarak ise 1996 veya 1997 yıllarında Yeşilova Gölbaşı mevkisinde bulunan yarım inşaat hâlindeki bir otelin ihale usulü satışa sunulacağını ve önceden tanıdığı ... ismindeki avukatın burayı alma düşüncesinde olduğunu hatırladığını, kendisinin Avukat ...’ya çok eskiden bir vekâlet vermiş olduğunu, söz konusu otelin kendisi adına sanık ... tarafından kullanılan vekâletnameye istinaden alındığını, ancak bir müddet sonra bu taşınmazın Nusret adına aktarıldığını, bu olaylar bittikten sonra sanık ...’in kendisine bilgi verdiğini, ancak kesinlikle bu olaylarla hiç muhatap olmadığını, çıkar sağlamadığını, taşınmazın kaça alınıp satıldığı veya ilk sahibinin kim olduğu konularında bir bilgisinin olmadığını,
    Tanık ..... soruşturma evresinde; 1997 yılında Hüseyin Karasu isminde bir şahıstan alacağı olduğu için Türkiye’de bir dava açmış olduğunu, kendisine gösterilen belgenin davacı kısmında bulunan imzanın kendisine ait olduğunu, bu belgede yanlışlıkla....... yazıldığını, kendi adının ..... olduğunu,
    İnceleme dışı sanık Nihat Karasu aşamalarda; olaylar hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, belgeleri daha önceden görmediğini, katılan ...’i tanımadığını, aralarında da herhangi bir ilişki olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini,
    İnceleme dışı sanık ..... aşamalarda; katılan ...’in, Şenel Kiesling İnş. Tur. ve Yat. A.Ş. adına kendisine bir dönem vekâlet verdiğini, vekillik görevini üstlendiği dönemde dosyalarda yasalara uygun davrandığını ve katılan ...’in ortağı olduğu şirket lehine sonuçlar aldığını, katılan ...’in aralarındaki vekâlet ilişkisini bitirdiğine dair kendisine ihtar çekmesi üzerine başka bir işlem de yapmadığını, şikâyet dilekçelerinden katılan ... ile sanık ... arasında bilmediği bazı olayların geçmiş olduğunu anladığını, bu olaylarla ilgili bilgisinin bulunmadığını, açılan davalardan dahi haberdar olmadığını, katılanın delil bulabilmek adına kendisini de şikâyet ettiğini düşündüğünü, kendisinin avukat olarak yalnızca görevini ifa ettiğini, hiçbir evrakta sahtecilik yapmadığını,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... aşamalarda; Burdur ili, Yeşilova ilçesi, Kayadibi köyü, Köpekçayı mevkisindeki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazların üzerinde bulunan katılanın ortağı olduğu şirkete ait oteli Yeşilova İcra Müdürlüğünün 1995/9 ve 1997/33 talimat sayılı dosyaları üzerinden yapılan ihaleler ile kendisinin yetkilisi ve ortağı olduğu Karasu Yapı Yatırım Tic. ve San. A.Ş. adına satın aldıklarını, daha sonra Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4, 1996/5 ve 19987/12 esas sayılı dosyalarında yetkilisi ve ortağı olduğu şirket aleyhine ihalenin feshi davaları açıldığını, bu davalarda kullanılan bazı belgelerde kendisi tarafından sahtecilik yapıldığı iddia edilmekte ise de suçlamaları kabul etmediğini, kaldı ki sahte imza atılarak oluşturulduğu iddia edilen belgeler üzerinde adı yazılı kişilerin beyanlarında, imzaların kendilerine ait olduğunu söylediklerini, bu sebeple atılı suçun oluşmayacağını, bir avukat olarak başkalarına ait dava dilekçelerine ve davacıya ait belgelere imza atmış olmasının da hayatın olağan akışına aykırı ve hayat tecrübesine de uygun düşmediğini, kazandıkları ihale sonrasında kendi aleyhine ihalenin feshi davası açmasının da mümkün olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini, ayrıca atılı suç yönünden zamanaşımı sürelerinin dolduğunu savunmuştur.
    İddianamenin kapsamına göre, sanığa ek savunma hakkı verilerek eyleminin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu yönünde nitelendirme yapılıp yapılamayacağı
    Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun’un 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
    CMK’nın 225. maddesinde de; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
    Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
    Yine, CMK"nın 226. maddesinde ise “Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
    Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
    Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
    Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.” hükmü getirilmiştir.
    Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı tarafından düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırları belirlenmektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. CMK"nın 226. maddesindeki düzenlemeyle iddianamede anlatılan eylem değişmemiş olduğunda, kanun koyucu o eylemin hukuki niteliğinde değişiklik olmasını "yargılamanın sınırlılığı" ilkesine aykırı görmemiş, bu gibi hâllerde sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak mahkeme, eylemin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı değildir. Örneğin, iddianamede kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilen eylemin kasten yaralama suçunu oluşturacağı görüşünde olan mahkemece, sanığa ek savunma hakkı da verilmek suretiyle bahse konu suçtan hüküm kurulabilecektir. İddianamede anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir failin yargılanması söz konusu olduğunda ise suç duyurusunda bulunulması ve iddianame ile dava açılması hâlinde gerekli görülürse her iki iddianame ile açılan davaların birleştirilmesi yoluna gidilebilecektir.
    Gelinen bu aşamada uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılması bakımından, resmî belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçları üzerinde durulması gerekmektedir.
    Resmî belgede sahtecilik suçu TCK’nın 204. maddesinde;
    “(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
    Söz konusu suç, maddenin birinci fıkrasında seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış olup resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır.
    Maddenin ikinci fıkrasında, resmî belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanarak daha ağır bir yaptırıma bağlanmış, maddenin üçüncü fıkrasında ise, suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge niteliğinde olması hâlinde cezanın yarı oranında artırılması hüküm altına alınmıştır.
    TCK’nın “Özel Belgede Sahtecilik” başlığını taşıyan 207. maddesi ise;
    "Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
    Özel belge, kamu görevlisinin görevi nedeniyle düzenledikleri dışında kalan, resmî belgeden sayılmayan, resmî bir işlem nedeniyle düzenlenmiş olmayan, ancak; doğrudan hukuken hüküm, sonuç meydana getiren, bir hakkın doğmasına veya kanıtlanmasına yarayan yazıdır. (Kubilay Taşdemir, Belgelerde Sahtecilik Suçları, Ankara, 2013, s. 441.) Başka bir deyişle, resmî belgenin özelliklerini taşımayan tüm yazılar özel belge olarak nitelendirilebilir.
    Resmî ve özel belgede sahtecilik suçları seçimlik hareketli suçlar olup kanun koyucu gerçek bir belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesini, belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesini veya sahte belgenin kullanılmasını suç olarak saymıştır. Suç konuları farklı olmakla birlikte, resmî ve özel belgede sahtecilik suçları unsurları itibarıyla benzer şekilde düzenlenmiştir.
    Bununla birlikte resmî belgede sahtecilik suçu, belgenin düzenlenmesiyle oluşurken, özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin kullanılması da gerekir. Kullanmadan maksat, bu sahte belgenin herhangi bir hukuki ilişkide veya herhangi bir hukuki işlem tesisinde dikkate alınmasını sağlamaya çalışmaktır.
    Belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, sahteciliğe konu belgenin aldatma yeteneğinin de bulunması gerekir.
    TCK"nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında ise; başkaları tarafından sahte olarak düzenlenmiş olan bir özel belgeyi, sahte olduğunu bilerek kullanan kişinin de özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporları, katılan, tanık, inceleme dışı sanıklar ile sanık ...’in beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; katılan ...’in yetkilisi ve tasfiye memuru olduğu Şenel Kiesling Tur. Yat. ve İşl. A.Ş. adına kayıtlı Burdur ili, Yeşilova ilçesi, Kayadibi köyü, Köpekçayı mevkisindeki 3663 ve 3664 parsel numaralı taşınmazların, sanık ...’nun yetkilisi olduğu Karasu Yapı Yatırım Ticaret ve Sanayi A.Ş.’ye ihale ile satışından sonra, yapılan bu ihalelerin kesinleşmesini engellemek ve ihaleden kaynaklanan KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4, 1996/5 ve 1997/12 esas sayılı dosyalarına sahte dilekçeler ibraz ettiği,
    Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2003 tarihli ve 124-62 sayılı iddianamesi ile; Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1997/12 esas sayılı dosyasındaki, “Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 08.09.1997 tarihli,....... adına düzenlenmiş dava dilekçesinin ve açılan davanın haksız olduğunu dile getiren “Bakırköy İcra Hakimliği Vasıtası ile Yeşilova İcra Hakimliğine” başlıklı, 24.11.1997 havale tarihli, ... adına tanzim edilmiş dilekçenin sahte imzalarla oluşturulduğu iddiasıyla kamu davası açılırken 765 sayılı TCK’nın 345. maddesinin sevk maddesi olarak gösterildiği ve sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik olarak nitelendirildiği,
    Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2004 tarihli ve 34-4 sayılı iddianamesi ile; sanığın eylemi “...Sanık ... tarafından ihalenin kesinleşmesini, KDV ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek amacıyla..... adına olan ve başkasına imzalattırdığı temyiz dilekçesini Bakırköy Mercii Hakimliği eliyle Yeşilova İcra tetkik Merciine göndererek 1996/5-18 sayılı ihalenin feshine ilişkin kararının temyiz edilmesini sağladığı” şeklinde anlatılarak Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.1996 tarihli ve 5-18 sayılı kararının, sanık tarafından..... adına sahte imza ile oluşturulmuş 23.12.1999 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz edilmesinin sağlandığı iddiasıyla kamu davası açılırken 765 sayılı TCK’nın 342, 31, 33 ve 39. maddelerinin sevk maddeleri olarak gösterildiği ve sanığın eyleminin resmî belgede sahtecilik olarak nitelendirildiği,
    Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2004 tarihli ve 954-108 sayılı iddianamesi ile; Yeşilova İcra Müdürlüğünün 1997/33 talimat sayılı dosyasındaki “Bakırköy İcra Müdürlüğü Eliyle Yeşilova İcra Müdürlüğüne” başlıklı, 14.10.1997 tarihli talep dilekçesi ve Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4 esas sayılı dosyasındaki, “Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 25.11.1996 tarihli tanık bildirim dilekçesi ile “Yeşilova İcra Tetkik Merciine” başlıklı 28.11.1996 tarihli mazeret sunum ve masraflara ilişkin dilekçenin Av. ..... adına atılmış sahte imzalar ile oluşturuldukları, dilekçe ekinde Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin aynı dosyasına sunulan Antalya 5. Noterliğinin 04.11.1996 tarihli ve 26947 yevmiye numaralı genel vekaletname fotokopisi ile Antalya 3. Noterliğinin 11.02.1994 tarihli imza sirküleri fotokopisi üzerilerinde bulunan onay işlemlerinin de Av. ..... adına atılmış sahte imzalar ile oluşturuldukları iddiasıyla kamu davası açılırken 765 sayılı TCK’nın 342/1, 80, 31 ve 33. maddelerinin sevk maddeleri olarak gösterildiği ve sanığın eyleminin resmî belgede sahtecilik olarak nitelendirildiği, öte yandan bu iddianameye konu edilen Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4 esas sayılı dosyasındaki 12.03.1997 tarihli ve “Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere Bakırköy İcra Tetkik Mercii Eliyle Yeşilova icra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, Av. ..... adına atılmış sahte imza ile oluşturulan temyiz dilekçesinin, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2006 tarihli ve 6093-347 sayılı iddianamesine de konu edilerek sanık hakkında ayrı bir kamu davasının açıldığı, açılan kamu davasının daha sonra incelemeye konu dosya ile birleştirildiği, ancak belirtilen 12.03.1997 tarihli temyiz dilekçesi yönünden Yerel Mahkemece 08.05.2007 tarihinde hüküm kurulmadan önce tefrik kararı verilerek Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/92 esasına kaydının yapıldığı, bu esas numarası üzerinden yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 18.12.2007 tarihinde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği ve verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24.06.2009 tarihli ve 8272-7978 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, bu sebeple iddianameye konu edilen Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1996/4 esas sayılı dosyasındaki “Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere Bakırköy İcra Tetkik Mercii Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 12.03.1997 tarihli Av. ..... adına atılmış sahte imza ile oluşturulan temyiz dilekçesinin incelemeye konu dosya yönünden değerlendirme dışı bırakıldığı,
    Sanık hakkında, belirtilen iddianamelerle açılan davalara konu edilen sahte belgelerden olan, “Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 08.09.1997 tarihli,....... adına sahte imza ile oluşturulmuş dava dilekçesiyle Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 1997/12 esas sayılı dosyasında ihalenin feshi talepli davanın açıldığı ve dava sonucunda Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesince 25.11.1997 tarihli ve 12-14 sayılı ihalenin feshi talebinin reddine dair karar verildiği, yine anılan iddianamelere konu edilen “Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına Sunulmak Üzere Bakırköy ( ) İcra Tetkik Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 23.12.1999 tarihli,..... adına sahte imza ile oluşturulmuş temyiz dilekçesiyle Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.1996 tarihli ve 5-18 sayılı ihalenin feshi talebinin reddine dair kararının temyiz edilmesi üzerine aynı Mahkemece temyiz isteminin süre yönünden reddine dair 27.12.1999 tarihli ve 5-18 sayılı ek karar verildiği, bu kararın da temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 02.10.2000 tarihli ve 12956-14136 sayılı ilamıyla onandığı göz önünde bulundurulduğunda, sanığın, “Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı, 08.09.1997 tarihli,....... adına sahte imza ile oluşturulmuş dava dilekçesiyle açtığı dava sonucunda Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesince verilen 25.11.1997 tarihli ve 12-14 sayılı karar ve “Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına Sunulmak Üzere Bakırköy ( ) İcra Tetkik Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine” başlıklı 23.12.1999 tarihli,..... adına sahte imza ile oluşturulmuş temyiz dilekçesiyle Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin 10.12.1996 tarihli ve 5-18 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine aynı Mahkemece temyiz isteminin süre yönünden reddine dair verilen 27.12.1999 tarihli ve 5-18 sayılı ek karar ile bu kararın temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesince verilen 02.10.2000 tarihli ve 12956-14136 sayılı ilamın, sanığın Yeşilova İcra Hukuk Mahkemesinin anılan dosyalarına sunduğu sahte dilekçeler neticesinde meydana getirildikleri, bu nedenle belirtilen Mahkeme ve Yargıtay ilamlarının da içerik itibarıyla sahte olduklarının kabulünün gerektiği, dosya içeriğine göre iddianamelerde belirtilen sahte belgeler yönünden aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlâl etmek suretiyle zincirleme biçimde atılı suçu işleyen sanığın, gerçekleştirdiği sahtecilik eylemlerinin sonuçlarının anılan Mahkeme ve Yargıtay ilamlarını da kapsadığı anlaşıldığından, sanığın belirtilen iddianamelerde anlatılan eylemlerinin zincirleme şekilde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçuna dönüşeceği ve Yerel Mahkemece sanığa TCK’nın 204/1-3, 43/1-2, 53 ve 58. maddeleri yönünden ek savunma hakkı da tanındığı gözetilerek sanık hakkında zincirleme şekilde kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasının usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yargılamaya konu edilen belgeler ile sahteliği tespit edilen belgeler açıklanarak; TCK"nın 204/1-3 maddesindeki resmi evrakta sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığının yasal düzenleme ve yargı kararlarından yararlanılarak ortaya konması gerekmektedir.
    1-)Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığının 01/09/2003 gün, 124-62 sayılı iddianamesi,
    2-)Burdur Cumhuriyet başsavcılığının 12/01/2004 gün, 34-4 sayılı iddianamesi,
    3-)Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 05/10/2004 tarih, 954-108 sayılı iddianamesi,
    Uyuşmazlığın çözümü için, üç ayrı iddianameyle yargılamaya konu edilen eylemlerin yargılama sürecinde birleştirilmelerinden sonra, mahkumiyet hükmüne esas alınan belgelerin teknik olarak incelemeleri sonucunda; sahteliği tespit edilen dava dilekçeleri ile temyiz dilekçesinden sorumlu tutulan sanığın bu dilekçelerin verilmesinden çok uzun bir süre sonra oluşan mahkeme ilamları ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin onama kararından sorumlu tutulup tutulmayacağı ve ayrıca sahte belgelerle oluşturulan kararların elde edilmek istenilen hukuki sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağı, bir başka deyişle İcra Tetkik Merciine açılan davalar sonucunda verilen kararların; sahtecilik suçlarının en önemli unsurları arasında yer alan zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
    Sanık ile hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilen ....."ın işbirliği içerisinde bir şekilde ihale yoluyla sanığın üzerine geçirilen taşınmazlarla ilgili olarak ihalenin kesinleşmesini geciktirerek ihale bedeli, KDV, vergi ve harçların geç ödenmesini sağlamak suretiyle menfaat temin etmek ve muvazaalı satışları gizlemek amacıyla Yeşilova İcra Tetkik Merciinin 1996/5 Esas - 18 Karar, 1996/4 Esas – 1997/17 Karar, 1997/12 Esas - 14 Karar sayılı davalarının açılarak bu davalarda kullanılan belgelerden;
    1-)"Bakırköy İcra Hakimliği vasıtası ile Yeşilova İcra Hakimliğine Dosya No:1997/12" başlıklı 19.11.1997 havale tarihli dilekçe üzerinde "Davalı Alacaklı ...." yazısı altında atılı bulunan imzanın ... elinden çıkmayıp, adı geçenin hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atılmış imza olduğu,
    2-)Tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıtlarına elektrikli daktilo ile yazılmış "Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle YEŞİLOVA İCRA TETKİK MERCİİ HAKİMLİĞİNE" başlıklı 08.09.1997 tarihli (12.9.1997 havale tarihli) dilekçenin her iki sayfasında....... adına atılı bulunan imzaların ..... elinden çıkmayıp, adı geçenin hakiki imzalarının model alınması suretiyle adına sahte olarak atılmış imzalar oldukları,
    3-)Tetkike konu çizgisiz beyaz dosya kağıtlarına daktilo ile yazılmış "Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine Burdur" başlıklı 08/04/1996 tarihli ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Bakırköy ( ) Mercii Hakimliğine başlıklı 23/12/1999 tarihli ve..... imzalı dilekçelerin Ali Altınbaş elinden çıkmadığı,
    4-) Tetkike konu Yeşilova İcra Tetkik Merciine hitaben yazılmış 28.11.1996 tarihli ve Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine hitaben yazılmış 25.11.1996 tarihli dilekçelerde, Yargıtay 12. Hukuk Dairesine Sunulmak Üzere Bakırköy İcra Tetkik Merci Hakimliği eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine hitaben yazılmış 12.03.1997 tarihli (3) sayfadan ibaret dilekçenin üçüncü sayfasında ..... adına atılı bulunan imzalar, Antalya 5. Noterliğince düzenlenmiş 4.11.1996 tarih ve 26947 yevmiye numaralı Genel Vekaletname ve Antalya 3. Noterliğince düzenlenmiş 11.02.1994 tarihli imza sirküleri fotokopilerinin alt kısmına mavi mürekkepli kalemle atılmış olan imzaların ..... eli ürünü olmadığı,
    5-)Tetkike konu Antalya 5. Noterliğince düzenlenmiş 4.11.1996 tarihli 26947 yevmiye numaralı Genel Vekaletname ve Bakırköy 3. Noterliğince düzenlenmiş 13.8.1993 tarihli 32815 yevmiye numaralı Vekaletname fotokopilerinin alt kısmındaki mavi mürekkepli kalemle yazılmış "Aslı Gibi" içerikli yazıların ... eli ürünü olduğu,
    Şeklindeki raporlara dayanılarak;
    Yerel mahkeme tarafından; sanıklar ... ile inceleme dışı diğer sanık ....."ın fikir birliği içinde ihale nedeniyle ödenmesi gereken bedel, vergi, resim ve harçların geç ödenmesini sağlamak, muvazaalı satış işlemini gizlemek ve bu şekilde menfaat temin etmek suretiyle, birden fazla resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri kabul edilmiş, sanıkların teselsül eden eylemlerinin, "Bakırköy ( ) Mercii Hakimliği Eliyle Yeşilova İcra Tetkik Mercii Hakimliğine Burdur" başlıklı 08/04/1996 tarihli ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Bakırköy ( ) Mercii Hakimliğine başlıklı 23/12/1999 tarihli ..... imzalı dilekçelerin her iki sayfasında..... adına atılı bulunan imzaların kendisine ait olmaması nedeniyle en son eylem tarihi olarak 23.12.1999 tarihi kabul edilerek TCK"nın 204/1, 204/3, 43/1, 62 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verilmiş,
    Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesi tarafından, sanık ... tarafından verilen sahte temyiz dilekçesine istinaden temyiz incelemesi yapan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 02/10/2000 tarihli onama kararınında sahte olacağından bahisle suç tarihinin 02/10/2000 tarihi olarak kabul edilmesi suretiyle, yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün ONANMASINA karar verilmiştir.
    Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere yargılamaya konu edilen ve sahteliği belirlenen belgelerin TCK"nın 204/1-3 maddesinde yazılı bulunan resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağının anılan maddenin irdelenerek teoride ve uygulamada benimsenen görüşler ışığında açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
    Resmi belgede sahtecilik suçu 5237 sayılı TCK’nun 204. maddesinde;
    "(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır" şeklinde düzenlenmiştir.
    Buna göre, resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olup, resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi, resmi belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır.
    Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamu güveni olup, belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek suç olarak düzenlenmiş ve yaptırıma bağlanmıştır.
    Sahteciliği konu edilen belgenin unsurları,
    1-) Yazılı Olma
    ..... • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK m. 204) kendine özgü varlığının bulunabilmesi için, yazının üzerine yazılmasına, taşınmasına ve devredilmesine elverişli bir şey üzerine tespit edilmesi de lazımdır. Dolayısıyla, bir kağıda veya bez, parşömen, deri, levha veya metal plakaya harf veya rakamın elle ya da baskı yöntemiyle iz şeklinde basılması halinde yazı koşulu gerçekleşmiştir.
    2-) Hukuki değer taşıyan bir içeriğinin bulunması,
    Erman/Özek, Kamu Güvenine Karşı İşlenen Suçlar, s.306. Aynı doğrultuda madde gerekçesinde de, belgenin hukuki bir sonuç doğurmaya elverişli olması gerektiği belirtilmiştir.
    Yazılı evrakın belge olarak kabul edilebilmesi için; hukuken korunmaya değer bir içeriğinin bulunması gerekir. Yoksa, hukuki bir değeri bulunmayan yazının belge değeri yoktur. Belgenin belirli bir düşünce veya olayın aktarımını ya da bir hukuki ilişkinin varlığı ya da yokluğunu gösterme gibi bir irade beyanını içermesi halinde hukuken korunduğu, delil niteliğinin bulunduğu kabul edilir.
    Yazılı bir evrakın belirli bir fikri veya maddi bir olayı içermesi tek başına belge olması için yeterli değildir.
    Bu yazının delil olarak kullanılabilir olması halinde hukuken korunması söz konusu olur. Bu nedenle, delil değerinden yoksun (hukuken anlamı olmayan bir yazıyı içeren) yazılı bir kağıt üzerinde yapılacak değişikliğin, herhangi bir zarar olasılığı da olmadığından, eylem sahtecilik olarak kabul edilemeyecektir.
    Bazı belgeler özellikle bir konuda delil olmak üzere oluşturulur; örneğin bir suç tutanağı, ilam, vekaletname veya borç senedi ya da sözleşme bu şekildedir. Bu tür belgelere ‘mahsus evrak’ denilmektedir. Buna karşın bazı belgeler böyle bir maksatla oluşturulmadıkları halde, hal ve şartlardaki değişiklikler nedeniyle delil niteliği kazanabilirler ki bunlara da ‘tesadüfi evrak’ denilir.
    Şu halde, bir irade açıklamasının hukuki bir sonuca yol açacak içerikte olması halinde, belgenin içerikle ilgili ögesinin gerçekleştiği düşünülmelidir. Örneğin tesadüfi evraktan sayılan bir aşk mektubu da içerdiği düşünceler bakımından boşanma davasında kanıt olarak kullanılabilir ve özel belge sayılır.
    ..... • Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK m. 204)
    ‘Belge’nin hukuki değer taşıyan varaka olduğundan hareketle, belgede yapılan sahteciliğin de bu hukuki değeri etkileyecek nitelikte olması aranmalıdır. Önemsiz hususlardaki sahtecilik, delil niteliğini etkilemediğinden, suç oluşturmaz. Dolayısıyla, sahteciliğin delil niteliğini etkileyen önemli hususlara ilişkin olması gerekir.
    3-)Düzenleyenin bilinmesi:
    Yazılı materyalin belge olarak kabul edilebilmesi için, kim tarafından düzenlendiğinin belli olması gerekir. Kimin düzenlediği bilinmeyen yazıların belge niteliği bulunmamaktadır. Kimin düzenlediğinin bilinmesi demek, fiilen yazıyı yazanın (örneğin sekreterin) değil, kim adına düzenlendiğinin bilinmesi anlamına gelmektedir. Düzenleyenin bilinir kılınması, düzenleyen kişinin adının metin içinde yazılması ile veya imza, remz, işaret gibi diğer bir unsur sayesinde gerçekleştirilebilir.
    4-)Yazının okunabilir olması,
    Sahteciliğe konu edilen belgenin unsurlarını yukarıdaki şekilde özetledikten sonra sahtecilik suçunun unsurlarını şu şekilde sıralamak mümkündür.
    1-)Zarar Verme Olasılığının Bulunması,
    Sahtecilik eyleminin somut bir zarara yol açması zorunlu bulunmamakla birlikte, doktrinde zarar verme olasılığının bulunmaması durumunda suçun oluşmayacağı kabul edilmektedir.62 Fakat, sahteciliğin icrasıyla kamu güveni bozulup sarsıldığı veya tehlikeye düşürüldüğü için, zararın gerçekleştiğinin araştırılması veya ispat edilmesi gerekli değildir. Esasen sahtecilik suçunun kamu güvenine karşı suçlardan olması nedeniyle, fiilin suçla korunan kamu güveninin ihlal edilmesine elverişli biçimde işlenmesi gerekir. Ancak suçla tali olarak kişilerin belgede somutlaşan kişilik hakları da korunmaktadır. Dolayısıyla belgede sahtecilik suçunun kamu güvenini bozma veya kişilerin haklarına zarar verme tehlikesi yaratması gerekir ki cezalandırılabilirsin. Bu nedenle, hiçbir zarar verme olasılığı bulunmayan sahtecilikler cezalandırılmaz. Hatta bu husus, bir ilke olarak kanunların yapılmasında gözetilmiştir.
    2. Aldatma Yeteneğinin Varlığı
    Kamu güvenine karşı işlenen bir suç olarak kabul edilen belgede sahtecilik suçlarının oluşması için, sahtecilik fiilinin zarar tehlikesini doğurmaya elverişli olarak işlenmesi zorunlu görülmektedir. Zira, işlenen sahteciliğin herhangi bir zarara yol açma kabiliyetinin bulunmaması halinde suçun oluşmayacağı kabul edilmektedir. Dolayısıyla, sahtecilik kimseyi aldatamaz nitelikte ise, zarar verme yeteneği bulunmayacağından suç oluşmayacaktır.
    Sahtecilik suçu ile ilgili kanuni düzenlemeler ışığında; suça konu belge ile suçun unsurları konusunda teorideki görüşlerin açıklanmasından sonra; somut olayımızın benzeri olan olayların Yargıtay içtihatlarında nasıl karşılık bulduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
    Yargıtay Yüksek 11.CD. 4.12.2006, 2005/5417-2006/9811 sayılı kararında;
    "Avukat yanında çalışan sanığın, mal beyanında bulunmamak ve taahhüdü ihlal suçlarından hapis cezası bulunan M.G.nin cezasını düşürmek için sahte olarak düzenlenmiş şikayetten vazgeçme dilekçelerini hakimlere havale ettirerek sahte mahkeme ilamları düzenlettirdiği tanık beyanları ile sabit ise de, suça konu dilekçelerin hukuki sonuç doğurup doğurmayacağını tespit açısından icra dosyalarında yer alan vekaletnamelerde vekile icra takibinden vazgeçmeye ilişkin yetki verilip verilmediği araştırıldıktan sonra sonucuna göre hukuki durumun tayini gerekir."
    Yargıtay Yüksek 11.CD. 15.5.2007, 6384/3382 sayılı ilamında;
    "İzmir Büyükşehir Belediyesi E... Hastanesi"nde göz doktoru olarak çalışan sanığın, Emekli Sandığı"na tabi hastalara, sağlık karnelerini alarak hastanedeki resmi işlemlerini onlara gerek olmadan yaptırmak suretiyle kolaylık sağladığı intibaını yaratıp, bu şekilde gelen birçok hastayı, özel muayenehanesinde muayene ettikten sonra anılan hastanede gerekli kayıt işlemlerini yaptırıp ancak hastaları muayene etmeden, daha önce yaptığı özel muayene sonuçlarına göre reçetelerini düzenleyerek resmi işlemlerini onlar olmadan yaptırmaktan ibaret eylemlerinin, zincirleme görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, kanuna aykırıdır."
    Görüldüğü üzere yazılı bir varakanın hukuki sonuç doğurması ve belge sayılabilmesi, onun ispat gücünün bulunmasına bağlıdır. İspat gücü olmayan yazılar üzerindeki değişiklikler veya sahtecilikler, belge ögesinin (ve dolaylı olarak zarar olasılığının) bulunmaması nedeniyle belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz. Belgenin ispat gücü bulunması gerektiği hususu bir çok kararda vurgulanmıştır. Belgenin hukuki sonuç doğurur nitelikte bulunmaması halinde sahtecilik suçunun maddi konusunu oluşturamayacağı bir kararda şu ifadelerle açıklanmıştır;
    "Özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için o belgenin doğrudan hukuki sonuç doğurucu nitelikte olması gerekir. Belediyenin yeterli görüp işleme koymadığı ve içeriğinin gerçeğe uygunluğunu araştırdığı belgenin belediyeye verilmesiyle hemen hukuki sonuç doğurmadığı açıktır. Saptanan bu durum ve uygulamaya göre tanzim ve tevdi ile hukuki sonuç doğurmaları olanaksız olan bu belgelere dayanılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet yoktur."
    Yargıtay Yüksek 11 . Ceza Dairesinin 2014/17209 K
    Sanığın, İçişleri Bakanlığı KİHBİD Başkanlığı bilgi toplama yönergesi uyarınca GBT kaydında yeralan mahkumiyet hükmüne ilişkin bilgi formunun iptali istemiyle Antalya Emniyet Müdürlüğüne verdiği 25.07.2007 tarihli dilekçe ekinde sunduğu beraate ilişkin mahkeme ilamının sahte olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında; KİHBİD Başkanlığı sisteminden yapılan sorgulamada, ibraz edilen ilamda adı geçen mahkemeye ait aynı esas ve karar no"sunda yeralan sanık hakkındaki hükmün mahkumiyet hükmü olduğu anlaşılarak işlem yapılmadığı gibi sahte olarak ibraz edilen ilamın incelenmesinde ilam formatına uygun olarak yazılmadığının görüldüğü, ibraz edildiğinde doğruluğunu teyit bakımından yapılacak sorgulamada sahte olduğu anlaşılacağından hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı, bu nedenle iğfal kabiliyetinin de bulunmadığı gözetilmeden, suça konu belgenin iğfal kabiliyetinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde tartışılmadan eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
    Yargıtay Yüksek 11 Ceza Dairesinin 2019/564 K sayılı ilamı;
    Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın, Çiftçi Kayıt Sistemine Dahil Olan Çiftçilere Mazot, Gübre ve Toprakanalizi Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair 2011/15 numaralı Tebliğ’in 15. maddesi gereğince, ilgili Bakanlığın Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince destekleme ödemelerinden faydalanmak amacıyla yapılan başvuruların gerçeğe aykırı olup olmadığı konusunda örnekleme yöntemiyle ön denetim yapma zorunluluğunun olması; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.11.2018 tarihli 2017/15-335 Esas ve 2018/524 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, ilçe tarım müdürlüğünün daha önce ilan edilen tarihlerde ilgili köye gidip ürün henüz tarlada iken, hasat yapılmış ise anızı görmek suretiyle tespit yapma yetkisinin bulunması, arazi bilgileri formundaki beyanların tek başına hukuki sonuç doğurucu nitelik arz etmeyip, destekleme prim ödemelerinde ilçe tarım müdürlüğünün tespit ve denetimi sonucu belirlenecek parseller ve miktarların esas alınacak olması, dolayısıyla arazi bilgileri formunun aldatma niteliğinin bulunmaması karşısında, belgede sahtecilik suçunun yasal unsurları oluşmadığı gibi sanığın fiilinin kanunda suç olarak tanımlanmadığı dikkate alınarak, sanık hakkında beraat yerine yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
    Yargıtay Yüksek 11 Ceza Dairesinin 2017/5991 K- 2017-1057 K sayılı ilamlarında da aynı şekilde sahtecilik suçunun oluşabilmesi için şekli sahtecilik ile yetinilmeyip düzenlenen belgenin mutlaka hukuki sonuç doğurması gerektiği vurgulanmıştır.
    Yargıtay Yüksek 11 Ceza Dairesinin 2015/26671 K sayılı ilamı ile Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2014/214 K sayılı içtihatlarında da Yargıtayın uzun yıllara dayanan yerleşik uygulamaları desteklenmiş, somut olayımıza benzer bir şekilde yalan beyana istinaden oluşan içerik itibariyle sahte ilamlardan, yalan beyanda bulunun kişi sorumlu tutulmayarak, yalan beyanda bulunma veya iftira suçlarının oluşacağına karar verilmiştir.
    Yargıtay Yüksek 11 Ceza Dairesinin 2015/26671 K sayılı ilamı;
    31.03.2012 günlü iddianamede; sanığın hırsızlık suçundan yakalandığında üvey kardeşi .....adına temin ettiği sahte nüfus cüzdanını ibraz ederek bu kimlik bilgileri ile açılan kamu davasında yargılanıp mahkum olduğundan bahisle TCK"nun 204/1, 268/1 delaletiyle 267/1, 267/5, 142/1-a maddeleri uyarınca resmi belgede sahtecilik, başkalarının kimlik bilgilerini kullanmak ve hırsızlık suçlarını işlediğinin iddia olunması ve iddianamede TCK"nın 204. maddesinin 3. fıkrası kapsamında resmi belgede sahtecilik suçu tavsif edilerek açılmış bir kamu davası bulunmadığı gibi ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 29.04.2014 gün ve 2013/221 esas, 2014/214 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın kimliği konusunda yalan beyanda bulunması üzerine adını verdiği kişi ile ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde kişi hakkında mahkumiyet kararı verilmesi halinde eylemin resmi belgede sahtecilik değil gerçekte var olan bir kişinin kimlik bilgilerinin kullanılması halinde TCK"nın 267/1. maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturacağı ve tebliğnamenin de dosyanın Yargıtay 2. Ceza Dairesi"nde bulunan 2013/26601 esas sayılı dosya ile irtibatlı olduğundan bahisle anılan Daireye düzenlendiği cihetle; tebliğname tarihine, iddianamedeki tavsife, temyizin kapsamına göre dosyanın temyiz inceleme görevinin Yüksek 2. Ceza Dairesi"ne ait olduğu anlaşıldığından Dairemizin görevsizliğine,
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/214 K sayılı ilamı;
    Buna göre, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını önlemek amacıyla kendi kimliğini saklayıp bir başka kişiye ait kimlik bilgilerini kullanması ve onun hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması halinde sanığın fiili, 5237 sayılı TCK"nun 268. maddesinde düzenlenen suç tipine uyacak ve maddedeki hüküm gereğince 267. fıkradaki iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılacaktır. Sanık hakkında herhangi bir soruşturmanın başlatılmadığı, aranan kişilerden olmadığı, bir başka kişinin kimlik bilgilerini vermesiyle o kişi hakkında soruşturma yapılmadığı, sanığın kendi kimliğini saklayıp hayali bir isim verdiği hallerde ise TCK"nun 206. maddesiyle cezalandırılmasına karar verilecektir. 765 sayılı TCK hükümleri incelendiğinde ise failin eylemi yalnızca 343. maddedeki yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacaktır.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Bir suç ihbarı üzerine yakalanan sanığın kendisini soruşturmadan kurtarmak maksadıyla adını önce "Zeki Dağ", ardından "...." olarak söyleyip gerçek kimliğini gizlediği, beyanı üzerine "...." hakkında açılan kamu davasının yargılaması sonucunda yalan beyanda bulunmak ve sahte nüfus cüzdanı kullanmak suçlarından adı geçen hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu mahkumiyet hükmünü de "...." kimliği ile sanık ....."nun infaz ettiği anlaşılan olayda, kendisini soruşturmadan kurtarmak amacıyla kimliği konusunda gerçek dışı beyanda bulunan sanığın, sahtecilik suçunu oluşturabilecek şekilde 765 sayılı TCK"nun 339 ve 342. maddeleri ile 5237 sayılı TCK"nun 204. maddesinde sayılan bir hareketinin ya da bu hareketlere yönelik kastının bulunmadığı, dolayısıyla sanığın yalan beyanda bulunduktan sonra "...." isimli kişi hakkında mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmayacağı kabul edilmelidir.
    Sanığın kimliği konusunda yalan beyanda bulunması üzerine adını verdiği kişi ile ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde kişinin hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle eylemin resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğunun ileri sürülmesi, 5237 sayılı TCK"nun 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ile 765 sayılı TCK"nun 343. maddesindeki resmi bir varakanın düzenlenmesi esnasında yalan beyanda bulunma suçunun işlenemez hale gelmesi sonucunu doğuracaktır. Her iki maddede tarif edilen eylemlerin de resmi evrak tanzim edilmesi sırasında işlenmesi şart olduğundan, eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, kanunun amacına aykırı olarak 765 sayılı TCK"nun 343 ve 5237 sayılı Kanunun 206 ya da 268. madde hükümleri uygulanamaz hale gelir ki, bu görüşün kabulü mümkün değildir.
    Bu nedenle, gerçekte var olan bir kişinin kimlik bilgilerinin kullanılmış olması halinde 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1. maddesi delaletiyle 267/1. maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşacağı 765 sayılı TCK hükümlerine göre ise eylemin 343/2. maddede düzenlenen yalan beyanda bulunmak olarak nitelendirilmesi gerekeceği kabul edilmelidir.
    Teoride ve uygulama da benimsenen ve yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklanan görüşler ışığında; somut olayımıza baktığımızda; yerel mahkemece sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararındaki eksiklikleri şu şekilde sıralamak mümkündür.
    1-) Suça konu taşınmazların ihale yoluyla 02/09/1997 yılında sanığa devredilmesine karşın, ihalenin kesinleşmesini önlemek ve muvazaalı işlemleri gizlemek amacıyla sahte belgelerle İcra Tetkik Merciine açıldığı iddia davaların ikisinin 1996 yılında, birisinin ise 1997 yılında açılarak aynı yıllar içerisinde açılan üç davanın da reddine karar verildiği, ihaleden önce açılan davalarla daha sonra yapılan ihalenin kesinleşmesinin nasıl geciktirilebileceğinin dosya içeriğinden anlaşılamadığı gibi gerek yargılama aşamasında gerekse gerekçeli kararda bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı,
    2-)Açılan davalar sonucunda verilen red kararlarının hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı halde, gerek yargılama aşamasında gerekse gerekçeli kararda açılan davalarla ne gibi yararların sağlandığının belirlenemediği gibi bu davalar sonucunda verilen kararlardan dolayı zarar gerçekleşmese dahi zarar ihtimalinin bulunup bulunmadığının denetime olanak sağlayacak şekilde açıklığa kavuşturulmadığı,
    3-)Sadece dilekçe verilerek icra tetkik merciinden karar alınmasının mümkün olmamasına karşın, İcra Tetkik Mercii tarafından yapılan yargılama sırasında gerçek davacının davaya çağrılıp çağrılmadığının araştırılmadığı gibi gerçek davacıların rızaları hilafına dilekçelerin verilip verilmediğinin belirlenmediği,
    4-)Sanık ile hakkında zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilen inceleme dışı sanık ....."ın birlikte hareket ettiklerinin mahkemece kabul edilmesine karşın, Avukat ..... adına düzenlenen vekaletnamenin altına "aslı gibidir" yazısının sanık tarafından belge sahibinin rızası hilafına yazılıp yazılmadığının araştırılmadığı gibi bu belgelerin gerekçeli kararda mahkumiyet hükmüne esas alınmasına karşın hiç bir şekilde irdelenmediği,
    5-)Yeşilova İcra Tetkik Merciinin 1996/5 E-18 K sayılı davasına konu dilekçenin yargılamanın dayanığını teşkil eden üç ayrı iddianamede de yargılamaya konu edilmemesine karşın, hükme esas alındığı,
    6-)Yeşilova İcra Tetkik Merciinin 1996/4 E-1997/17 K sayılı ilamına konu edilen sahte temyiz dilekçesi ile bu temyiz dilekçesinin ekindeki Avukat Nurettin CANPOLAT adına düzenlenen vekaletname fotokopisindeki "aslı gibidir" yazısının sanığın el ürünü olduğundan bahisle yargılamaya konu edilen bu belgelerden dolayı dosya tefrik edilerek ayrı bir esas üzerinden yürütülen soruşturma sonucunda verilen zaman aşımı nedeniyle düşme kararının Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesinin 2009/7978 K sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesine karşın, anılan belgelerinde uyuşmazlığa konu davada mahkumiyet hükmüne esas alınarak çifte mahkumiyete neden olunduğu gibi ayrıca aynı belgelerin tefrik edilen davada özel evrak, incelemeye konu davada resmi evrak olarak kabul edilmesi suretiyle çelişkiye düşüldüğü,
    Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sahteliği tespit edilen belgelerin, belge sahiplerinin rızaları hilafına kullanılıp kullanılmadığının araştırılmadığı gibi ayrıca mahkemenin resen araştırma görevi dikkate alındığında; özel evrak niteliğindeki dava dilekçelerine istinaden çok uzun yıllar sonra verilen kararlardan dolayı aksi ispatlanıncaya kadar geçerli belge sahteciliğinden sorumlu tutulmasının, gerek Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun, gerekse özel dairelerin yıllardır yerleşik uygulamalara dönüşen içtihatlarına aykırı olacağı açıktır. Sahte özel belge ile resmi mercilere müracaat ederek makul süre içerisinde düzenlenen resmi belgelerden dolayı, resmi belgelerin dayanağı olan özel belgelerin sahte olduklarından bahisle, bu belgelere dayanılarak düzenlenen resmi belgenin de içerik itibariyle sahte olduğu kabul edilip, buna göre sahte özel belgeyi kullananın; resmi evraktaki içerik sahteciliğinden sorumlu tutulması gerektiği hususunda gerek öğretide gerek uygulamada herhangi bir duraksama bulunmamaktadır. Örneğin sahte satış sözleşmesi ile tapu müdürlüğüne giderek taşınmazın el değiştirmesine sağlayan, sahte nüfus cüzdanı kayıp değiştirme belgesi ile nüfus müdürlüğüne müracaat ederek sahte nüfus cüzdanı alan kişinin içerik itibariyle sahte resmi belgeden sorumlu tutulması gerektiği hususunda herhangi bir tartışmanın yaşanmamasına karşın, somut olayımızda olduğu gibi sahte özel belgenin verilmesinden çok uzunca sayılabilecek bir süre sonra resen araştırma görevi bulunan mahkeme veya diğer resmi kurumların hiç bir araştırma yapmadan düzenledikleri resmi belgelerden özel belgeyi kullanan kişilerin sorumlu tutulmasının yukarıda örnek olarak açıklanan içtihatlara aykırı olacağı gibi hukuki güvenlik ilkesini de zedeleyeceği açıktır.
    Özel Evrak niteliğindeki sahte dilekçelerle, resen araştırma görevi bulunan mahkemelerce verilen kararlardan sanığı sorumlu tutarak mahkumiyet kararı veren yerel mahkeme ile bu kararı onayan yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesinin görüşüne iştirak etmemekle birlikte bir an için resmi belgelerden sanığın sorumlu tutulabileceği kabul edilmesi halinde dahi, İcra Tetkik Mercii hakimliği tarafından verilen red kararları ile en son olarak Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesi tarafından sahte temyiz dilekçesi ile temyiz incelemesi yapan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından verilen "red kararının onanmasına" dair kararın hukuki sonuç doğurmadığı, bir başka deyişle zarar ihtimalinin bulunmadığı dosya içeriğinden açıkça anlaşılmıştır. Bu durumda aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerde sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, özel evrakta sahtecilik suçunun ise zaman aşımı süresinin sona erdiği tartışmayı gerektirmeyecek kadar açıktır. Yukarıda Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2014/214 K sayılı ilamında özetlendiği üzere; hırsızlık yada başka bir suçtan yakalandığında; başkasının kimlik bilgileri kullanan kişi, başka birisi adına mahkumiyet hükmünün oluşmasına sebebiyet vermesine karşın, sahte ilamdan sorumlu tutulmayarak 765 sayılı kanun döneminde TCK" 343/2 maddesinden, 5237 sayılı kanun döneminde ise iftira suçundan sorumlu tutulurken, yine mutat araştırma görevinin bulunması halinde ibraz edilen resmi belgelerin hukuki sonuç doğurmayacağından bahisle resmi evrakta sahtecilik suçunun oluşmayacağı hususundaki içtihatlar yerleşik uygulamaya dönüşürken, uyuşmazlığa konu yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün resmi evrakta sahtecilik suçu konusunda bu güne kadar gerek Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun gerekse özel dairelerin içtihat içtihatlarına aykırı olacağı gibi Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesinin kendi uygulamalarına da aykırı olacağı açıktır.
    Zira somut olayımızda;
    Yeşilova İcra tetkik Mercii Hakimliğinin 1996/4 esas sayılı dosyasında davacı ... Kiesling Turizm Yatırım ve İşletmeciliği A.Ş. vekili Av. ..... adına düzenlediği 12.3.1997 tarihli Yeşilova İcra tetkik Mercii Hakimliğinin 1996/4 esas ve 1997/17 karar sayılı ilamı bozulmasına ilişkin temyiz dilekçesini Bakırköy 2. İcra Tetkik mercii Hakimi 20668 sicil numaralı Hakim Recep Yaya"nın imzasını taklit etmek suretiyle havale ederek merciine gönderen sanığın eyleminin özel evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek yerel mahkemece verilen zaman aşımı nedeniyle düşme kararı, Yargıtay Yüksek 11 Ceza Dairesinin 2009/7978 K sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Aynı belge yerel mahkeme tarafından tefrik edilen davada özel belge, incelemeye konu davada resmi belgele olarak kabul edilerek çelişkiye düşülmüştür.
    Ayrıca uyuşmazlığa konu somut olayımızda yerel mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün doğru olduğunun kabul edilmesi halinde; Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2014/214 K sayılı ilamında açıklandığı üzere; yalan tanıklık ve iftira suçundan hüküm kurulması neredeyse imkansız hale gelecektir. Zira mahkemede yalan beyanda bulunan tanık, yine mahkemeye yanlış kimlik bildiren sanık, yargılama sonucunda içerik itibariyle sahte ilamın oluşacağını bilmemesi mümkün değildir.
    Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı, hükme esas alınan belgelerin rıza hilafına kullanılıp kullanılmadığının, bu belgelere istinaden resen araştırma görevi bulunan mahkemelerin yargılama sürecinde yanıltılıp yanıltılmadığının ve buna bağlı olarak sahte dilekçelere ve temyiz dilekçesine istinaden oluşturulan mahkeme kararları ile yüksek mahkeme kararından sanığın sorumlu tutulup tutulmayacağının gerekçeli kararda denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadığı gibi ayrıca husumet yönünden davaların reddine dair kararlar ile bu kararlardan birisiyle ilgili olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından verilen onama kararının hedeflenen nihai amaca göre hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmaması karşısında; sanık ... hakkında yerel mahkemece TCK"nın 204/1-3, 43/1, 62 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmünün ONANMASINA dair Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesinin 12/03/2013 tarihli kararının kaldırılarak gerçekleşen zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabul edilmesi gerektiği," düşüncesiyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi de; itirazın kabulü gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    Ulaşılan sonuç karşısında; sanık hakkında dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu bu aşamada değerlendirilmemiştir.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 12.03.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi