Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2018/535
Karar No: 2019/182

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/535 Esas 2019/182 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2018/535 E.  ,  2019/182 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 166-147

    Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ..."ın TCK"nın 179/3. maddesi yollamasıyla aynı Kanun"un 179/2 ve 62. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.12.2014 tarihli ve 382-656 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesince 14.09.2017 tarih ve 166-147 sayı ile; hükmün açıklanmasına, sanığın TCK"nın 179/3. maddesi yollamasıyla aynı Kanun"un 179/2, 62, 50/3 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın iki taksitle tahsiline karar verilmiş, hüküm istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
    Bu hükme yönelik Adalet Bakanlığının 05.01.2018 tarihli ve 11098 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.01.2018 tarihli ve 6916 sayılı ihbarnamede;
    "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/4. maddesinde, "Hâkim, ekonomik ve şahsî hâllerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir." hükmünün yer aldığı, anılan hüküm gereğince hükmedilen adlî para cezasının taksitler hâlinde ödenmesine karar verilmesi hâlinde taksit miktarının dörtten az olamayacağı gözetilmeksizin, sanık aleyhine olacak şekilde adlî para cezasının iki eşit aylık taksitle tahsiline karar verilmesinde isabet görülmemiştir." gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 12.04.2018 tarih ve 1412-4324 sayı ile;
    “Sanık aleyhine olacak şekilde adli para cezasının iki eşit aylık taksitle tahsiline karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.12.2010 tarihli ve 2010/4-210 esas, 2010/259 sayılı kararında da belirtildiği üzere, yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Yargılaması Yasası’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş olup bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir.
    Tüm bu nedenlerle; somut yasa yararına bozma isteminin CMK"nın 309 ve 310. maddesinde düzenlenen amaca uygun hukuka aykırılık niteliğinde bulunmaması ve hükmedilen cezanın miktarı ve infaz aşamasında taksitlendirmenin mümkün olması nedeniyle, kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma talebinin CMK"nın 309. maddesi uyarınca reddine," karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 31.05.2018 tarih ve 6916 sayı ile;
    “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. ve 310. maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir yasa yoludur.
    5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
    Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle ‘karar’ ve ‘hüküm’ ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/4. maddesinde, "Hâkim, ekonomik ve şahsî hâllerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir." hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır.
    5237 sayılı TCK"nın yukarıda anılan 52/4. maddesi hükmü gereğince, hükmedilen adlî para cezasının taksitler halinde ödenmesine karar verilmesi halinde taksit miktarının dörtten az olamayacağı gözetilmeksizin, sanık aleyhine olacak şekilde adli para cezasının iki eşit aylık taksitle tahsiline karar verilmesinin yasanın emredici hükmüne aykırılık teşkil edeceği değerlendirilmiştir.
    Yukarıda izah edildiği üzere, sanık hakkında hükmedilen adlî para cezasının taksitler hâlinde ödenmesine karar verilmesi nedeniyle, taksit miktarının TCK"nın 52/4. maddesinin amir hükmü gereğince dörtten az olamayacağı gözetilmeksizin, sanık aleyhine olacak şekilde adli para cezasının iki eşit aylık taksitle tahsiline karar verilmesinin yasaya aykırılık oluşturması karşısında, kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği hâlde, Dairenizce kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 13.09.2018 tarih ve 4184-8208 sayı ile; itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında hükmedilen sonuç adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasındaki hukuka aykırı uygulamanın kanun yararına bozma kanun yolu ile incelenip incelenemeyeceğine ilişkindir.
    Uyuşmazlığın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle "kanun yararına bozma" kanun yoluna ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
    Öğretide “olağanüstü temyiz” denilen, 5320 sayılı Kanun"un 18. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 1412 sayılı CMUK’da ise “yazılı emir” olarak adlandırılan olağanüstü kanun yolu, 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde “kanun yararına bozma” olarak yeniden düzenlenmiştir.
    5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir.
    Böylece ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır.
    Uyuşmazlığa konu 5237 sayılı TCK"nın "Adli para cezası" başlıklı 52. maddesinin dördüncü fıkrası;
    “Hâkim, ekonomik ve şahsi hâllerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
    Bu hükme göre; hâkim, ekonomik ve şahsi hâllerini göz önünde bulundurarak sanığa adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilecektir. Sanığa adli para cezasını ödemesi için mehil verildiği hâllerde mehilin sonundan başlamak üzere ayrıca cezanın taksitler hâlinde ödenmesine karar verilmesi mümkün değildir. Zira, kanun koyucu anılan maddede seçimlik iki yöntem düzenlemiş olup her iki hâl de hâkimin takdirine bağlı olmakla birlikte, sanığın şahsi ve ekonomik hâllerine göre bu seçeneklerden yalnızca birine hükmedilmesi gerekmektedir. Taksitlendirmeye karar verilmesi durumunda ise taksit süresi iki yılı geçemeyecek ve taksit miktarı da dörtten az olamayacaktır.
    Adli para cezasının infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca taksitlendirilmesi ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun"un "Adlî para cezasının infazı" başlıklı 106. maddesinin altıncı fıkrasında;
    “Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir. İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, verilen ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır.” şeklinde düzenlenmiştir.
    Bu maddeye göre; hükümde, adli para cezası takside bağlanmamış ise bir aylık süre içinde adli para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilecek, ilk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, verilen ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalacaktır. Ancak, hükümde taksitlendirilme yapılmış ise cezanın artık buna göre infaz edilmesi gerektiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni bir taksitlendirilme yapılamayacaktır.
    Öte yandan, infaz aşamasında alınabilecek kararları düzenleyen 5275 sayılı Kanun"un "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" başlığını taşıyan 98. maddesinin 1. fıkrasındaki; “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, hükmün bünyesine dâhil bir husustaki hukuka aykırılığın infaz aşamasında alınacak bir karar ile düzeltilmesine olanak bulunmadığından bu nitelikteki bir hukuka aykırılık, ancak olağan veya olağanüstü kanun yollarına başvurulmasıyla giderilebilecektir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık hakkındaki adli para cezasının taksitlendirilmesine karar veren Yerel Mahkemece, kanunda öngörülen asgari taksit sayısına ilişkin kuralın açıkça ihlal edilmesi, hükmün bünyesine dâhil olan bu hukuka aykırılığın, 5275 sayılı Kanun"un 98. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemesinden karar istenmesi yoluyla giderilmesinin mümkün olmaması ve hükümde taksitlendirilme yapılmış olması nedeniyle infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni bir taksitlendirme yapılmasına da imkân bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşen hükümdeki bu hukuka aykırılığın ancak kanun yararına bozma yoluyla giderilebileceğinin kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...;
    "Öğretide "olağanüstü temyiz", 1412 sayılı CMUK’da ise "yazılı emir" olarak adlandırılan kanun yararına bozma hâkim veya mahkeme tarafından verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulmasını öngören olağanüstü bir kanun yoludur. Hukuka aykırılığı çözmek için başka yolun bulunmadığı durumlarda kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
    Kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için, hükmün istinaf veya temyiz incelemesinden geçmemiş olması gerekir. Aleyhine istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurma olanağı bulunmayan kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkündür. Aynı şekilde istinaf veya 1412 sayılı CMUK’nın 305 ila 326. maddeleri gereğince temyiz yolu açık olduğu halde, bu kanun yollarına başvurulmaması veya süresinden sonra başvurulması nedeniyle kesinleşen kararlara karşı da kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulabilir.
    CMK"nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine gönderir.
    Kural olarak Adalet Bakanlığına tanınan bu yetki, hükümlünün cezasının kaldırılmasını veya daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiren hâllerde (CMK m.309/1-d) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da kullanılabilir. Ancak bu durumda bile Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz (CMK m.310/2).
    Gerek maddi hukuk kurallarına gerek yargılama hukuku kurallarına aykırılık hallerinde kanun yararına bozma yoluna gidilebilir. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 tarihli ve 3/2 sayılı kararı uyarınca her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim, kanun yolunun bu özelliği nedeniyle, hâkimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, örneğin; temel ceza miktarının saptanmasında kullanılan ölçütlerin hatalı takdir edilmesi, cezada artırma ve indirme yapılırken kullanılan oranların seçimindeki isabetsizlik gibi hususlar, Yargıtayın sadece olağan bir denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alabileceği hukuka aykırılıklardandır. Suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar, bu yolla denetlenemeyecek, buna karşın kanıtların veya hukuk kurallarının yanlış değerlendirilmelerinden kaynaklanan hukuki değerlendirme hataları kanun yararına bozma kanun yoluna konu olabilecektir. (Balcı/Öztürk, Yargıtay Kararları Işığında Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz, Ankara, Adalet Yayınevi, 2019,s.267)
    5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin gerekçesinde de, bu kanun yoluna istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlarda, gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin aykırılıkların giderilmesi için başvurabileceği, böylece kanunun eşit uygulanması ve sanığın aleyhine olmamak koşuluyla, hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
    Ceza Genel Kurulunun birçok kararında, kanun yararına bozma yolu ile hâkim ve mahkemelerce verilen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesinin sağlanacağı ve böylece ülke sathında uygulama birliğinin sağlanacağı ifade edilmiştir.
    26.10.1932 tarihli ve 32/13 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, kanun yararına bozma kurumunun konusunu oluşturabilen hukuka aykırılık halleri, kurumun yapısının doğal bir gereği ve sonucu olarak, olağan kanun yolu olan temyiz incelemesi nedenlerine göre dar ve sınırlı tutulmak suretiyle kesin hükmün gücü korunmuş olur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 11.12.2007, 2007/267-271; 23.11.2004, 2004/174-202; 01.06.1999, 118-144; 18.02.1991, 10-45; 10.12.1990, 305-328; 08.04.1985, 453-201; 20.12.1976, 509-534 sayılı kararlarında da, ciddi boyutlara ulaşmayan hukuka aykırılıklar için kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı vurgulanmıştır. (Kuyucu, A. Aydın, Ceza Yargılaması Hukukunda Kanun Yararına Bozma, Ankara, Adalet Yayınevi, 2009, s. 51,)
    Kanun yararına bozma yolu ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki maddi hukuka ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi ve ülke düzeyinde hukuk birliğinin sağlanmasının amaçlanması, Adalet Bakanlığının istemi üzerine ve sınırlı durumlarda doğrudan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından bu olağanüstü kanun yoluna gidilebilmesi, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu olmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Kanun yararına bozma yoluna başvurabilmek için hukuka aykırılık hâlinin ciddî boyutlara ulaşması gerekmektedir.
    Sanık hakkında hükmedilen 500 TL. adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında TCK"nın 52/4. maddesine aykırı olarak dört taksit yerine iki taksitte tahsiline karar verilmesinin kanun yararına bozma kanun yolu ile incelenemeyeceği, 500 TL. adli para cezasının dört taksit yerine iki taksitte tahsiline karar verilmesindeki hukuka aykırılığın giderilmesinin ülke sathında uygulama birliğine ulaşma yönünde herhangi bir katkı sağlamayacağı düşüncesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi görüşünde olduğumdan itirazın kabulüne ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." şeklinde,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu üyesi de; benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 12.04.2018 tarihli ve 1412-4324 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
    3- Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile; Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli ve 166-147 sayılı hükmünün, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının TCK"nın 52. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesi sırasında taksit miktarının dörtten az olamayacağı gözetilmeden, taksit miktarının "iki" olarak belirlenmesi isabetsizliğinden 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kanun yararına bozulmasına, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca hükmün gerekçe ve hüküm fıkrasındaki adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısımlardan "2 eşit taksitte" ibaresinin çıkarılmasına, yerlerine "4 eşit taksitte" ibaresinin eklenmesine, hükmün diğer yönlerinin aynen korunmasına, hükmün bu şekilde infazına,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.03.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi