8. Hukuk Dairesi 2011/6900 E. , 2012/305 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair Ankara 1. Aile Mahkemesinden verilen 20.04.2011 gün ve 312/533 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.01.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, davalı adına tapuda kayıtlı iken katılma alacağını azaltma amacı ile ...’a devredilen 13776 ada 1 parselde bulunan 10 numaralı mesken ile davalının üyesi olduğu Merkez Bankası Vakfında biriken nakdi sermayedeki mülkiyet haklarının edinilmiş mallara katılma rejimi yönünden tasfiye edilerek katılma alacağının tahsilini istemiş, dilekçesinde 20.000 TL olarak gösterdiği isteğini harcını tamamladığı 06.05.2010 tarihli dilekçesi ile 175.000 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının evlilik içinde tüm gelirini evlilik dışında harcadığını, emekli ikramiyesini aldığını ancak mal kaçırdığını, vekil edeninin tapuda devrinin mal kaçırmaya yönelik olduğunun kanıtlanamadığını, alacak hakkı olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 05.07.1993 tarihinde evlenmiş, 30.01.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 07.03.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM.nin 170. m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar (4721 sayılı TMK.nun 225/2. m) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4721 sayılı TMK.nun 202.m).Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir.
Dava konusu 10 numaralı mesken 18.03.2003 tarihinde davalı ... adına satın alınarak tapuya tescil edilmiş, 29.12.2005 tarihinde ...’a, 30.07.2007 tarihinde ise ...’a tapuda satılmıştır. Dava konusu meskenin evlilik içinde satın alındığı
tarih ve vakıftaki alacakla ilgili açıklamalar karşısında isteğin katılma alacağı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
TMK.nun 219. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre; her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri edinilmiş maldır. Yine aynı maddede; sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemelerin edinilmiş mallar kapsamında değerlendirileceği açıklanmış ise de; sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının ödemeleri mal rejimi devam ederken toptan yapılmış ise aynı Kanunun 228/son maddesindeki "... toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır" şeklindeki düzenlemenin de varlığı karşısında mal rejiminin devamı sırasında elde edilmiş bir mal varlığı olmadan, diğer ifade ile davalıya üye olduğu sandık ve vakıflar tarafından yapılmış bir ödeme, mal varlığına giren bir değer bulunmadan ileride elde edilebilecek mal varlığı değeri (beklemece= beklenen ileride ödenebilen haklar) üzerinde tasfiye yapılması mümkün değildir. Bu nedenle davalının mensubu olduğu Merkez Bankası Vakfında biriken miktara ilişen temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava konusu 13776 ada 1 parselle ilgili katılma alacağı yönünden; mahkemece meskenin davalı adına tapuda kayıtlı iken 29.12.2005 tarihinde ...’a devredildiği, taraflar arasında mal rejiminin sona erdiği 30.01.2008 tarihinde taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olmadığı, tasfiyeye tabi tutulamayacağı, TMK.nun 229/2. maddesi karşısında yapılan devrin davacının katılma alacağını azaltma amacı ile yapıldığının dosya içindeki delillerle ispatlandığının kabul edilemeyeceği, bu hususta davacının soyut iddiasından başka bir delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacı tarafından ...’a yapılan satıştan sonra da mesken aidatı ve yakıt gibi giderlerinin davalı ..., kardeşi ... ile ...tarafından ödendiği, 3-4 yıl boş durduğu, bu hususun hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve bu hususta yönetici ve kapıcının tanık olarak dinlenmesini istemiş, ekte apartman yönetiminin banka hesabına ait ekstreler sunmuştur. Ekstrelerde ..., ...Divaty ve ... adlarının yazılı olduğu dava konusu meskenle ilgili birtakım ödemeler görünmektedir. Diğer yandan tefrik öncesi boşanma dosyasında davalı tanığı olarak 10.03.2008 tarihli yargılama oturumunda dinlenen ..., bu tarihte taşınmazı tapuda devir aldığı ve daha sonra da sattığı halde ifadesinde satın alma ile herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Mahkemece, bu hususlarda bir araştırma ve inceleme yapılmamış, TMK.nun 229/2. maddesi karşısında taşınmazın tasfiyeye dahil edilip edilmeyeceği tereddüte yer bırakmaksızın tespit edilmemiştir. Mahkemece, yapılması gereken; davacı tarafça bildirilen dekontlar da dahil olmak üzere dava konusu daire ile ilgili tapuda devir edildiği 29.12.2005 tarihinden itibaren site yönetimine yatırılan yakıt ve diğer aidatların site yönetimi ve yönetime ait banka hesaplarından araştırılarak hangi tarihte kim tarafından yatırıldığını, bankadan havale ile gönderildiğinin tespiti halinde ise kime ait hesaptan ne şekilde aktarıldığını belirlemek, satış tarihinden sonra boş durup durmadığı, aidat ve diğer giderlerin kim tarafından ödendiği hususlarında site yöneticisi ve kapıcının tanık olarak dinlenmesinin istendiği dikkate alınarak bu hususta tanık olarak görgü ve bilgilerine başvurmak, ondan sonra diğer tüm delillerle birlikte talep miktarı ve ıslah dilekçesi de değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurmak olmalıdır. Yapılan devrin TMK.nun 229/2. maddesi karşısında davacının katılma alacağını azaltma amacı ile yapıldığı kanaatine varılırsa katılma alacağı hesabında getirtilecek belgeler karşısında ispat edildiği takdirde dava konusu dairenin alımında kullanılan ve davalı tarafından çekilen banka kredisinin boşanma dava tarihi sonrasına tekabül eden ödemelerinin davalının, varsa tarafların diğer kişisel mal ve değerlerle yaptıkları katkıların ise katkı yapan tarafın kişisel malı olarak artık değer hesabında dikkate alınması gerektiği de gözden uzak tutulmamalıdır. Davacı tarafın bu husustaki iddiası ve sunduğu deliller dikkate alınmadan ve herhangi bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 900 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 24.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.