
Esas No: 2015/378
Karar No: 2019/179
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/378 Esas 2019/179 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Sulh Ceza
Sayısı : 791
Ankara Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü görevlilerince 04.02.2011 tarihinde ... hakkında düzenlenen, 2918 sayılı Kanun"un 51/2. maddesi uyarınca 290 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin tutanağa karşı, başvuran Mevlüt Coşkuner tarafından verilen dilekçe üzerine inceleme yapan Ankara (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesince 10.02.2011 tarih ve 791 değişik sayı ile idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bu karara karşı Adalet Bakanlığınca 24.04.2013 tarih ve 26618 sayı ile kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulması ve bunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2013 tarih ve 156083 sayılı ihbarnamesi ile gönderilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 27.02.2014 tarih ve 10059-2986 sayı ile;
"Dosya kapsamına göre, Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara konu idarî para cezasının, dosya arasında bulunan 04.02.2010 tarihli trafik ceza tutanağına göre 1969 doğumlu olup reşit olan ... hakkında düzenlenip bizzat kendisi tarafından imzalandığı, söz konusu idarî para cezasına karşı ..."in kendisi tarafından veya vekâletname ile görevlendirdiği avukatı tarafından kararın kendisine tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre zarfında başvuruda bulunulması gerekirken, söz konusu başvurunun babası olan Mevlüt Çoşkuner tarafından yapıldığının anlaşılması karşısında, yapılan başvurunun taraf sıfatının bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken Mevlüt Çoşkuner"in milletvekili olduğu ve hakkında işlem yapılamayacağından bahisle başvurunun kabulü ile idarî yaptırım kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.02.2011 tarihli ve 2011/791 D.İş-2011/791 Karar sayılı kararının CMK"nın 309/3. maddesi uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına," şeklinde oy çokluğuyla karar verilmiş;
Daire Üyesi O. Koçak;
"Hükmün aleyhe tesir etmemek üzere bozulması gerektiğinden çoğunluğun müteakip işlemlerin mahallinde yapılması kararına katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 16.06.2014 tarih ve 156083 sayı ile;
"...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince bozma, aynı Kanun"un 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Kararı veren mahkeme veya hâkimce bozma doğrultusunda yeniden bir karar verilmesi yasa gereği zorunludur. Ayrıca bu tür kararların kanun yararına bozulmasının ilgililer aleyhine sonuç doğurmayacağına dair bir kurala ilgili maddede yer verilmemiştir. Uygulamada, Yargıtay tarafından (a) bendi kapsamına giren kararların kanun yararına bozulmasına ve anılan bent uyarınca bozma kararı doğrultusunda kararı veren hâkim veya mahkemece gereken kararın verilmesini sağlamak üzere ‘müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine’ karar verilmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi gereğince kanun yararına bozma istemi, davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışında kalan hükümlere ilişkin ise, aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama da yapılamaz.
Mahkûmiyet hükmünde, bozma sonrası yapılacak uygulamalar bozma nedenine göre farklı düzenlendiği hâlde, mahkûmiyet dışındaki davanın esasını çözen kararların bozulmasının sonuçları açısından bozma nedenine göre bir ayrım yapılmamıştır. Mahkûmiyet hükmü dışında kalan davanın esasını çözen hükümlerin hangi nedenle olursa olsun kanun yararına bozulması, aleyhe tesir etmeyecek ve yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmeyecektir. Bu hükümlerin, kanun yararına bozulmasının aleyhe sonuç doğurmayacağı ve yeniden yargılama yapılamayacağı yasanın açık hükmü gereğidir.
Uyuşmazlık konusu karar, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca yapılan başvuru üzerine mahkemece verilen idari yaptırım kararının kaldırılması kararıdır. Bu karar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 223. maddesinde gösterilen hükümlerden olmadığından, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasında yer alan bentlerden hiçbirinin doğrudan kapsamına girmemektedir. Ancak, Kabahatler Kanunu hükümlerine göre verilen idari para cezasının yapılan başvuru üzerine kaldırılmasına dair kararın, davanın esasını çözen bir karar niteliğinde olduğu da bir gerçekliktir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.10.2013 tarihli ve 2012/7-1395 esas, 2013/406 sayılı; "...Kabahatler Kanunu gereğince yapılan başvuru üzerine sulh ceza mahkemesince verilen idari para cezasının kaldırılmasına ilişkin kararın, CMK"nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığında ve 309. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan dört bendin hiçbirisinin doğrudan kapsamına girmediğinde tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak kendine özgü bir sistem getiren Kabahatler Kanunu"na göre, idari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvuru üzerine yerel mahkemece verilen ve idari yaptırımın miktarına göre kesin nitelikte bulunan kararın, davanın esasını çözen bir karar olduğu göz ardı edilmemelidir. Bu durum karşısında Kabahatler Kanunu hükümleri uyarınca başvuru üzerine yerel mahkemece idari yaptırım kararının kaldırılmasına ilişkin verilen kesin nitelikteki kararın, davanın esasını çözmesi ve mahkûmiyet hükmü olmaması nedeniyle CMK"nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilmesi, hakkaniyete uygun bir kabul olacaktır..." şeklindeki kararında da, idari yaptırımın kaldırılması kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunması nedeniyle "aleyhe tesir etmemek ve yeniden yargılama yapılmamak üzere" kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.09.2013 tarihli ve 2012/7-1503 esas, 2013/367 sayılı, 17.09.2013 tarihli ve 2012/7-1359 esas, 2013/365 sayılı, 11.06.2013 tarihli ve 2012/7-1360 esas, 2013/290 sayılı, 17.09.2013 tarihli ve 2012/7-1342 esas, 2013/366 sayılı kararlarında da, idari yaptırım kararının kaldırılmasına ilişkin kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi gereğince "aleyhe tesir etmemek" üzere kanun yararına bozulmalarına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olaya bakıldığında; fiil tarihinde reşit bulunan kabahatli ... hakkında trafik görevlilerince 2918 sayılı Kanun"un 51/1-b maddesine aykırılıktan tesis olunan 290 TL tutarındaki idari para cezasına karşı taraf sıfatı bulunmayan kabahatlinin babası Mevlüt Coşkuner"in yaptığı başvurunun Mahkemece reddi yerine kabulüne ve idari yaptırımın kaldırılmasına karar verilmesi yerinde bir uygulama olmadığından, Özel Dairece bu nedene dayanarak kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi isabetlidir.
Ancak, Yüksek Dairece "idari yaptırımın kaldırılması" kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi gereğince aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına karar verilmesi yerine kararın aynı Kanun"un 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulmasına ve yeniden Mahkemesince kabahatli aleyhine sonuç doğuracak şekilde bir karar verme imkânı tanınmak üzere müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 26.11.2014 tarih, 20636-19917 sayı ve oy çokluğuyla, itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; idari para cezasının iptali talebiyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu"nun 27. maddesi uyarınca yapılan başvuru üzerine verilen idari yaptırım kararının kaldırılmasına ilişkin karardaki hukuka aykırılığın, CMK"nın 309/4-a maddesi kapsamında mı yoksa 309/4-c maddesi kapsamında mı kanun yararına bozma nedeni yapılması gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.
Uyuşmazlığın isabetli bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle "kanun yararına bozma" kanun yolu, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri konularının açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
Öğretide “olağanüstü temyiz” denilen, 5320 sayılı Kanun"un 18. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 1412 sayılı CMUK’da ise “yazılı emir” olarak adlandırılan olağanüstü kanun yolu, 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde “kanun yararına bozma” olarak yeniden düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK"nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi hâlinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir.
Böylece ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre bir ayrıma tabi tutularak maddenin dördüncü fıkrasında ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir.
Buna göre bozma nedenleri;
5271 sayılı Kanun"un 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309. maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma neticesinde yeniden karar verebilecektir. Bu hâlde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığından, verilecek hüküm veya kararda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması durumunda, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu hâlde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır.
Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulması hâlinde ise, aynı fıkranın (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
Aynı kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi durumunda cezanın kaldırılmasına, daha hafif cezanın verilmesini gerektirmesi hâlinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu hâlde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gerekli kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün kanun yararına bozulmasının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hâllerde Yargıtayın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu maddede sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede, kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama belirlenirken “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş, ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
CMK"nın 223. maddesinde kararlardan hangilerinin “hüküm” olduğu açıklanmıştır. Buna göre; “mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbiri, davanın reddi ve düşme kararları” birer hükümdür. “Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları” da kanun yolu bakımından hüküm sayılmaktadır. Belirtilen kararlardan “mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbirine” dair hükümlerin “uyuşmazlığı sona erdiren, davanın esasını çözen nitelikteki hükümler” oldukları konusunda öğretide de genel bir kabul bulunmaktadır.
Uyuşmazlık konusunun, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu"nun 27. maddesi uyarınca idari para cezasının iptali için yapılan başvuru üzerine verilen idari yaptırım kararının kaldırılmasına ilişkin kararın, CMK"nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına ilişkin olması nedeniyle 5326 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun arasında bağlantı bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla 5326 sayılı Kanun"da hüküm bulunmaması hâlinde 5271 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
5326 sayılı Kanun"da kabahatler yönünden hem maddi ceza hukuku, hem de usul hukuku konularına yer verilmiş, bazı konularda ise 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK hükümlerine atıf yapılmıştır.
Bu kapsamda, zaman bakımından uygulama (md. 5), yer bakımından uygulama (md. 6), hata (md. 10), hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenler (md. 12), teşebbüs (md. 13) konularında 5237 sayılı TCK hükümlerine; 22. maddenin dördüncü fıkrası ile yer bakımından yetki kurallarına, 28. maddenin beşinci fıkrasında ise tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun"la yapılan değişiklikle 29. maddenin birinci ve beşinci fıkralarında itiraza ilişkin konularda 5271 sayılı CMK hükümlerine atıfta bulunulmak suretiyle kabahatler konusunda, 5237 sayılı TCK ile 5271 sayılı CMK hükümlerinin uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.
5326 sayılı Kanun"un 22. maddesinde genel olarak idari yaptırım kararı verme, 23 ve 24. maddelerinde ise Cumhuriyet savcısı ve mahkemenin karar verme yetkisi düzenlenmiştir.
İdari yaptırımlarla ilgili kanun yollarına gelince;
5326 sayılı Kanun"un 27. maddesinde "başvuru" kanun yolu düzenlenmiştir:
1- İdari yaptırım kararının, kanunda açıkça gösterilen, idari kurul, makam veya kamu görevlileri tarafından verilmesi ve kanunda aykırı hüküm bulunmaması hâlinde, bu karar aleyhine on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilecektir. (27/1. md.) Ancak, idari yaptırım kararı ile birlikte idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması hâlinde idari yaptırım kararına karşı yapılan başvuru, idari işlemin iptali istemiyle birlikte idari yargı mercilerince karara bağlanacaktır. (27/8. md.)
2- İdari yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi hâlinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir. (27/5. md.) Ancak, kovuşturma konusu fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen idari yaptırım kararı ile birlikte fiilin suç oluşturmaması nedeniyle beraat kararı verilmişse ve bu beraat kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş ise, idari yaptırım kararına yönelik itiraz da bu kanun yolu mercisi tarafından incelenecektir. (27/7. md.)
3- İdari yaptırım kararının Cumhuriyet savcısı tarafından verilmesi hâlinde, bu karar aleyhine on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Ancak idari yaptırım kararı ile birlikte kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise ve kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara itiraz edilmişse, idari yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz mercisince incelenecektir. (27/6 md ve CMK 173. md.)
5326 sayılı Kabahatler Kanunu"nun 28. maddesi uyarınca, başvuru üzerine hâkimlik makamınca yapılan ön inceleme sonucunda; yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde dosya yetkili sulh ceza hâkimliğine gönderilecek, başvurunun süresi içerisinde yapılmadığı, söz konusu kararın sulh ceza hâkimliğince incelenebilecek kararlardan olmadığı veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının saptanması hâlinde başvurunun bu nedenle reddine karar verilecektir. Bu usuli eksikliklerin bulunmadığının belirlenmesi hâlinde ise, hâkimlik tarafından idari yaptırım kararının hukuka uygun olması hâlinde başvurunun reddine, hukuka aykırı olması durumunda ise idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar verilecek, maddenin dokuzuncu fıkrasındaki şartların varlığı hâlinde ise başvuru mercisi idari para cezasının miktarında değişiklik yapmak suretiyle başvurunun kabulüne karar verebilecektir.
Hâkimliğin verdiği son karara karşı ise 29. madde uyarınca yedi gün içinde, daha önce yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilecek iken, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun"un 27. maddesiyle yapılan değişiklikle itirazın Ceza Muhakemesi Kanunu"na göre yapılacağı hükmü getirilmiştir. İdari yaptırım kararının ağır ceza mahkemesi tarafından verilmesi hâlinde de bu mahkemenin kararına karşı yine 6217 sayılı Kanun"un 27. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu 5271 sayılı CMK hükümlerine göre itiraz edilebilecektir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu"nun 27. maddesinde başvuru, 28. maddesinde başvurunun incelenme yöntemi, 29. maddesinde ise itiraz kanun yoluna ilişkin hükümlere yer verilmiş olup, her üç hükümde de başvurulacak kanun yollarının şartları ve sonuçları ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Bu hükümler uyarınca;
a) 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun"la yapılan değişiklik öncesinde 2.000 TL"ye kadar (2.000 TL dâhil), değişiklik sonrasında ise 3.000 TL"ye kadar (3.000 TL dâhil) idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı başvuru üzerine sulh ceza hâkimliğince verilecek kararlar,
b) Bu miktardan fazla idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararlarında ise yapılan başvuru üzerine sulh ceza hâkimliğince verilen kararlara itiraz üzerine, itiraz mercisince verilecek kararlar,
c) İdari yaptırım kararının mahkemece verilmesi hâlinde, itiraz üzerine itiraz mercisince verilecek karar,
İle 5326 sayılı Kanun"da öngörülen olağan kanun yolu süreci tamamlanacaktır.
Cumhuriyet Başsavcılığınca eylemin suç oluşturmayıp kabahat teşkil ettiği belirlenerek, suç nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi hâlinde, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara itiraz edildiğinde, bu karar itiraz mercisince incelenecek olup itiraz mercisince verilen karar da, hem suç soruşturması ile ilgili yapılan işlemleri hem de idari yaptırım kararını kapsadığından, bu karar kanun yararına bozma kanun yoluna konu edilebilecektir.
Aynı şekilde, mahkemelerce eylemin suç oluşturmaması nedeniyle suçtan dolayı beraat, kabahat nedeniyle de idari yaptırım kararı verilmesi hâlinde, bu şekilde kesinleşen bir beraat kararı, eylemin suç oluşturduğu iddiasıyla kanun yararına bozma konusu yapılabilecektir.
Görüldüğü gibi 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile getirilen sistem Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinden farklı ve kendine özgü olup bu Kanunda CMK"ya atıf yapılması da kendine özgü bir sistem öngörüldüğü gerçeğini değiştirmeyecektir.
Kabahatler Kanunu"nun getirdiği kendine özgü sistem nedeniyle idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararına başvuru ya da itiraz üzerine adli mercilerce verilen kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulamayacağı tartışmalara ve yargısal kararlara konu olmuş, Ceza Genel Kurulunun 07.12.2010 tarihli ve 235–247 sayılı, 19.10.2010 tarihli ve 166–197 sayılı, yine 19.10.2010 tarihli ve 167–195 sayılı kararlarıyla, bu kararlara karşı da kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği kabul edilmiştir. Ancak, CMK"da öngörülen karar ve hükümlere uygun olarak düzenlenmiş olan aynı Kanun"un 309. maddesinin, Kabahatler Kanunu uyarınca verilen kararlar açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira tamamen kendine özgü bir sistem getiren Kabahatler Kanunu"na göre verilen kararların, Ceza Muhakemesi Kanunu"nda yer alan düzenlemelere göre değerlendirilerek 309. madde açısından sonuçlar çıkarılması, hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına yol açabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
2918 sayılı Kanun gereğince verilen idari para cezasının iptali talebiyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca yapılan başvuru üzerine Yerel Mahkemece verilen ve idari yaptırımın miktarına göre kesin nitelikte bulunan kanun yararına bozma talebine konu kararın, başvuruya konu idari para cezasını ortadan kaldırması sebebiyle davanın esasını çözen nitelikte kararlardan olması göz önünde bulundurulduğunda, Özel Dairece bu kararın, CMK"nın 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bozma sonrası müteakip işlemlerin mahkemesince yapılmasına karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, Ankara (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin kararının aleyhte sonuç doğurmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.02.2014 tarihli ve 10059-2986 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Ankara (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.02.2011 tarihli ve 791 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı maddenin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.03.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.