8. Hukuk Dairesi 2011/3304 E. , 2012/187 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ve müşterekleri ile ... ve Dağdibi Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 09.03.2011 gün ve 62/74 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, müvekkillerinin 303, 304 ve 305 numaralı parsellerle birlikte dava konusu taşınmazı bir bütün halinde kullandıklarını, Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/163 Esasında kayıtlı dava ile 303, 304 ve 305 numaralı parsellerle birlikte dava konusu edilen taşınmazın da müvekkilleri adına tescilini talep ettikleri 303, 304 ve 305 parseller yönünden davalıların davayı kabul etmesi üzerine dava konusu ettikleri bilirkişi raporunda A1, A2 ve B harfleriyle gösterilen yerler hakkındaki taleplerini davanın daha fazla uzamaması için takipsiz bıraktıklarını açıklayarak bu defa; Oltu Çayıyla çevrili bulunan 303, 304 ve 305 parsellerle birlikte kullanılan A1, A2 ve B harfleriyle 2006/163 Esas sayılı dosyada fen memuru bilirkişinin krokide gösterilen yerlerinin de davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazların mera niteliğinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlar 25.02.1959 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık alanda kaldığı için tespit dışı bırakılan yerlerdendir. Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/163 Esasta kayıtlı dava sırasında dava konusu 303, 304 ve 305 nolu parsellerle birlikte dava konusu yerlerin de davacılar adına tescili talep edilmiş, 303, 304 ve 305 numaralı parseller yönünden davalıların vaki kabulü nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, 2006/163 Esas sayılı dosyadaki fen memuru krokisinde A1, A2 ve B harfleriyle gösterilen alanlar yönünden takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2006/163 Esas sayılı dosyaya görüşünü bildiren jeoloji bilirkişinin 11.11.2007 tarihli raporunda 303, 304 ve 305 parsellerin “…batısında ve güneyinde kadastro harici bırakılmış olan aniden dikleşen konum sergileyen kayalık alan...” bulunduğu tarif edilmiştir. Bu tarif tescil talep edilen dava konusu yerleri göstermektedir. Jeolog bilirkişinin bu görüşü aynı dosyaya rapor sunan ziraat bilirkişinin açıklamalarıyla ve eldeki dava dosyasına rapor sunan ziraat bilirkişisi Ayhan Doğan’ın jeolog bilirkişi Ekrem Kalkan’ın raporuyla çelişki teşkil etmektedir. Bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır. Kadastro teknisyeni bilirkişilerin 13.11.2007 tarihli raporlarının eki krokide taşınmazın batısında A1 ve A2 harfleriyle gösterilen yerlerle güneyinde B harfiyle gösterilen yerin jeolog bilirkişinin tarif ettiği gibi gerçekten aniden dikleşen konum sergileyen kayalık alan niteliğinde olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bu nitelikte bir yerin zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece, 2006/163 Esas sayılı dosyaya rapor sunan jeolog bilirkişinin 11.11.2007 tarihli raporuyla 2009/62 Esas sayılı eldeki dava dosyasına rapor sunan bilirkişilerin raporları arasındaki çelişki giderilmelidir. Bu amaçla mahallinde yeniden keşif yapılmalı, fen memuru bilirkişinin krokisinde 303, 304 ve 305 numaralı parsellerin batısında A1 ve A2 harfleriyle gösterdiği yerlerle bu parsellerin güneyinde B harfiyle gösterilen yerin kayalık niteliğinde olup olmadığı jeolog bilirkişiler marifetiyle araştırılmalıdır.
Bundan ayrı olarak dava konusu taşınmazın 25.02.1959 tarihinde düzenlenen kadastro paftasından anlaşılacağı üzere kadastro harici taşlık olarak bırakıldığı anlaşıldığına göre böyle bir yerin zilyetlikle kazanılabilmesi için öncelikle imar-ihyasının tamamlanmış olması gerekir. Bir arazinin kullanım süresi ve niteliği ile özellikle imar, ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki geçmiş yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit dışı bırakılma tarihi olan 25.02.1959 tarihinden sonra dava tarihine göre 20 – 25 yıl öncesine ait (1984 – 1989 yılları arası) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabileceği bilinmelidir. Mahkemece uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Yapılacak iş; jeodezi (fotoğrametri) mühendisi marifetiyle dava tarihine göre 20 – 25 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliğinin ve kullanım süresinin ne zaman başladığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Şahit ve bilirkişi sözleri ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilme yapılarak karar verilmelidir.
Ayrıca taşınmazın yüksekliğinin ve eğim durumunun belirlenmesi için topoğrafik haritanın da dosyada bulunması, fen memuru bilirkişilerin bu konudaki görüşleri topoğrafik haritadaki münhaniler görülerek denetlenmelidir.
Davalı ... vekili taşınmazın mera niteliğinde olduğunu savunmuş, ancak bu konuda herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu konuda da mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde tahsisli mera bulunup bulunmadığını İl Özel İdaresi Müdürlüğünden sormak, varsa tahsisli mera kayıtlarını ve krokilerini getirtmek, mahallinde yapılacak keşifte uygulatmak, dava konusu taşınmazların tahsisli mera kapsamında kalıp kalmadığını belirlemek olmalıdır. Taşınmazın bulunduğu köyde tahsisli mera bulunmuyorsa kadim mera araştırması yapılmalıdır. Bu amaçla da komşu köylerden mahalli bilirkişi isimleri sorulup belirlenmeli, mahallinde yapılacak keşifte dava konusu taşınmazın kadim mera niteliğinde olup olmadığı mahalli bilirkişilerden sorulmalı, bu konuda ziraat mühendisi bilirkişilerin görüşlerinden de istifade edilmelidir. Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle usul ve kanuna aykırı olan hükmün 31.03.2011 tarih 6217 sayılı Kanunla eklenen 6100 sayılı ...nun Geçici 3.madde yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.