8. Hukuk Dairesi 2011/3895 E. , 2012/181 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile ... ve Tuzla Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Oltu Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 19.04.2011 gün ve 259/123 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde; mevki ve sınırlarını bildirdiği yaklaşık 1200 m2 yüzölçüme sahip taşınmazın babasına ait iken mirasçılar arasında yapılan taksimle kendisine intikal ettiğini, yaklaşık 35 yıldan beri çekişmesiz aralıksız kullanımında olduğunu açıklayarak adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, 12.10.2010 tarihli yargılama oturumunda dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy muhtarı, yargılama sırasında taşınmazın davacının babasına ait iken sağlığında davacıya devredildiğini ve yaklaşık 35 yıldan beri davacının zilyetliğinde olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 26.11.2010 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 977,57 m2"lik yüzölçüme sahip taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17.maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Oltu Kadastro Müdürlüğünün 23.02.2011 tarih ve 290 sayılı karşılık yazılarında; dava konusu taşınmazın 14.01.1958 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığı bildirilmiş olup, komşu 120 ve 121 parsel sayılı taşınmazlara ait tapulama tutanaklarından dava konusu yerin Oltu Çayı içinde kaldığı saptanmıştır. Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlikle ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir. Keşif mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmaz ile Oltu Çayı arasında set inşa edilmesi üzerine davacı ve babasının çit vurup, ağaç dikip ve toprak taşıyarak taşınmazı ihya ettiklerini bildirmiş olmasına rağmen, taşınmazın imar- ihya çalışmasının hangi tarihte başlayıp hangi tarihte bittiğini açıklamamışlardır. Aynı keşifte dinlenen jeoloji mühendisi bilirkişinin 30.11.2010 tarihli raporunda; taşınmaz ile Oltu Çayı arasında ark ve arktan sonra DSİ tarafından yaptırılan taşkın koruma seddesi bulunduğu bildirilmiştir. Bu halde, DSİ Bölge Müdürlüğünden dava konusu taşınmazın keşif sonucu elde edilen teknik bilirkişi raporu ve krokisi de gönderilerek, krokide gösterilen ve yol olarak da kullanılan seddenin hangi tarihte inşa edildiğinin sorularak, seddenin yapım tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre bulunmuyorsa davanın reddine karar verilmelidir.
Seddenin yapım tarihinden dava tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların ...nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmeleri, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasına hangi tarihte başlandığı ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususları ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları ve jeolog bilirkişi raporunda taşınmaz ile sedde arasında bulunduğu belirtilen arkın kadim ark olup olmadığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasındaki çelişkinin ...nun 261. maddesi gereğince giderilmesi gerekmektedir.
Öte yandan çifte tapunun önlenmesi açısından teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenerek dava konusu ve kabulüne karar verilen yerin tapuda kayıtlı taşınmazlardan olup olmadığının Oltu Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması gerekirken eksik ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı ...nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.