Ceza Genel Kurulu 2017/1136 E. , 2019/172 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 686-688
Mühür bozma suçundan sanığın TCK’nın 203 ve 43. maddeleri uyarınca 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.03.2009 tarihli ve 686-263 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 15.05.2012 tarih ve 10471-5265 sayı ile;
"Sanığın sahibi olduğunu iddia ettiği Hfm Sağlık Eğitim Basın Yayın Dağıtım Gıda İnşaat Turizm Prodüksiyon Ltd. Şti"e ait olan "Özel Yenimahalle Polikliniğinde" katılan kurum görevlilerince yapılan denetimlerde birtakım eksiklikler nedeniyle kadın doğum malzemelerinin bulunduğu odanın 02/02/2007 tarihinde mühürlenerek faaliyetine son verildiği, daha sonra da faaliyetine devam ettiğinden 22/05/2007 ve 18/06/2007 tarihlerinde mühürleme ve mühür bozma tutanaklarının düzenlendiğinin anlaşılması, sanığın ifadesinde söz konusu polikliniğin kendisine ait olduğunu, ancak mesul müdürünün Yücel İnal olduğunu ve kendisinin mühürlemeden haberdar olmadığını beyan etmesi karşısında, katılan kurum ve ilgili diğer kurumlardan suç tarihleri itibariyle söz konusu polikliniğin mesul müdürünün kim olduğunun tespit edilip, bu kişi veya kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulup, dava açılması halinde, her iki davanın birleştirilmesi, keza aynı işyerine ilişkin daha önce düzenlenen mühür bozma tutanakları hakkında kamu davası açılıp açılmadığı, açılmış ise kamu davalarının akıbeti araştırılıp, derdest olanlarının da birleştirilmesi, kesinleşenlerin ise onaylı örneğinin alınmasından sonra eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması, işyerinde suç tarihi itibariyle sorumlu kişi veya kişilerin tespit edilmesi ve gerektiğinde tutanak tanıkları da dinlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 25.12.2012 tarih ve 606-896 sayı ile, sanığın TCK"nın 203, 50/1-a ve 52/1. maddeleri uyarınca 3.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hükmün de sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 15.05.2014 tarih ve 2689-5435 sayı ile;
"...Sanığın, ilgili sağlık kuruluşunun mesul müdürünün ..... olduğu, kendisinin mühürlemeden haberdar olmadığı, aynı eylem ile ilgili olarak 27/02/2006 tarihinde ilgili şirketin mesul müdürü olarak yetkili kılınan Yusuf Beyazpınar hakkında da dava açıldığı şeklindeki savunması, 06/12/2006 ve 22/05/2007 tarihli tespit tutanaklarında ..... ve....isimli şahısların mesul müdür olarak imzalarının bulunması, sanığın adli sicil kaydında görülen Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/416 Esas, 2008/471 sayılı kararının dosyamız kapsamındaki suç tarihine yakın zamanda işlenen mühür bozma suçuna ilişkin olması, Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 07/11/2012 tarihli cevabi yazısının suç tarihi itibariyle yetkili kişi veya kişileri tespit için yetersiz kalması, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 09/10/2012 tarihli cevabi yazısının ise sanık hakkındaki tüm suçlara ait dosyalara ilişkin olması karşısında; Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin bahsi geçen dosyası getirtilerek aynı yere ilişkin olup olmadığı, iş bu davanın mükerrer açılıp açılmadığı hususlarının araştırılması, mükerrer ise davanın reddi aksi halde suç tarihi itibariyle mesul müdürün kim veya kimler olduğunun ilgili kuruluşlardan sorulması, tutanak düzenleyicilerinin, diğer şirket ortaklarının ve suç tarihinde ilgili sağlık kuruluşunda çalışan kişilerin tanık olarak dinlenmeleri, mühürleme ve mühür bozma tutanağındaki imzaların kimlere ait olduğunun tespiti sonrasında, belirlenen yetkili kişi veya kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması, dava açılması halinde davaların birleştirilmesi, keza aynı işyerine ilişkin düzenlenen mühür bozma tutanakları hakkında kamu davası açılıp açılmadığı, açılmış ise kamu davalarının akıbeti araştırılıp, derdest olanlarının da birleştirilmesi, kesinleşenlerin ise onaylı karar örneklerinin alınmasından sonra eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması sonrasında sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 23.10.2014 tarih ve 686-688 sayı ile, bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2017 tarihli ve 396082 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle dosya 6763 sayılı Kanun"un 36. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 307. maddesi uyarınca, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 02.11.2017 tarih ve 1845-4709 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı mühür bozma suçunun sübutu bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle direnme kararının yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda, bozma ilamında belirtilen Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/416 esas ve 2008/471 karar sayılı dosyasının getirtilmesine yönelik bozma nedenine uyulmasına karar verilmiş olup bu bozma sebebi dışında kalan diğer bozma nedenleri yönünden direnme kararı verilmesine rağmen, direnme gerekçeleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan, önceki hükümdeki gerekçenin aynen tekrarlanması suretiyle direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacağından kuşku yoktur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkeme tarafından CMK’nın 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulması, bunun yanında direnmeye ilişkin gerekçenin de gösterilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Yerel Mahkemece, bozma ilamında belirtilen Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/416 esas ve 2008/471 karar sayılı dosyasının getirtilmesine yönelik bozma nedenine uyulmasına karar verilmiş olup bu bozma sebebi dışında kalan diğer bozma nedenleri yönünden direnme kararı verilirken, bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan önceki hükümdeki gerekçenin tekrarlanması suretiyle hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, diğer yönleri incelenmeyen direnme kararına konu hükmün belirtilen nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2014 tarihli ve 686-688 sayılı direnme kararına konu hükmünün, usul ve kanuna uygun direnme gerekçesi gösterilmeden karar verilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2-Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.03.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.