12. Ceza Dairesi 2014/18139 E. , 2015/5357 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
DAVA : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
HÜKÜM : Davanın usulden reddi
Davacının tazminat talebinin usulden reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
466 sayılı Kanun gereğince açılan tazminat istemine ilişkin davalar nedeniyle verilen her türlü karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmanın olanaklı olduğu, anılan Yasada itiraz Kanun yolundan bahsedilmediğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki incelenmeksizin mahalline iade yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Dava, 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup; Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 esas ve 2010/57 sayılı kararında, 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının arandığı, ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama bulunmamakla birlikte hiçbir hakkın sonsuza dek dava konusu yapılamayacağı, özel hukuk kapsamında değerlendirilmesi gereken bu talebin de makul bir süre içinde dava konusu edilmesi gerektiği ve dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih, 2014/141 esas, 2014/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Yazı İşleri Yönetmeliğine göre süresinde tebliğ edilip kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren ise 3 ay içinde tazminat davalarının açılması gerektiği ve dava süresi açısından Borçlar Kanununun 60. maddesindeki sürenin kabulü ile her koşulda davanın 10 yıllık süre içinde açılması gerektiği kabul edilmekle, kanun dışı yakalanan veya tutuklananlar hakkında beraat hükmünün verilmesinden itibaren 10 yıl dolduktan sonra 466 sayılı Kanuna göre tazminat istenemeyeceği, incelemeye konu olan tazminat davasına dayanak teşkil eden ... Devlet Güvenlik Mahkemesinin, 20.09.1994 tarih, 1994/367 Esas – 1994/396 Karar beraat hükmünün davacının (sanığın) müdafinin yüzüne karşı verildiği ve dosya içeriğine göre kararın 28.09.1994 tarihinde kesinleştiğinin kabulünün gerekeceği, tazminat davasının ise 24.08.2012 tarihinde, 10 yıl dolduktan sonra açıldığının anlaşılması karşısında, davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, davacı vekilinin, ...Noterliğinin 2998 yevmiye numaralı, 07.03.2011 vekaletnameye istinaden, 24.08.2012 tarihinde haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı adına 466 sayılı Kanun gereğince tazminat talebinde bulunduğu ve ilgili vekaletnamenin incelenmesinde, vekaletnamenin, davacı vekiline davacı adına ""her nevi tazminat davası"" açma hak ve yetkisi verdiği ve vekilin davacı tarafından azledildiğine ilişkin geçerli bir azilnamenin de bulunmadığı dikkate alındığında, mahkemece hatalı değerlendirme ile ""... vekil tarafından sunulan vekaletnamede özel yetki eksikliği bulunduğundan, davacı asil ile davacı vekiline gönderilen yetki eksikliğinin giderilmesi yönündeki tebligatın davacı asilin mernis adresine 11.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekiline 08.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 aylık kesin süre içerisinde yetki eksikliğinin giderilmediği, yeni vekaletname veya muvafakat sunulmadığı"" gerekçeleri gösterilerek davanın usulden reddine karar verilmesi, gerekçesi itibariyle yanlış, sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla,
Yapılan incelemeye, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davacı vekilinin davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 30.03.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.