18. Ceza Dairesi 2016/885 E. , 2016/10477 K.
"İçtihat Metni"KARAR
Hakaret ve tehdit suçundan şüpheliler ..., ... ve ... haklarında, yapılan soruşturma evresi sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/04/2014 tarihli ve 2014/41590 soruşturma, 2014/38750 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin .... Sulh Ceza Hakimliğinin 27/08/2014 tarihli ve 2014/2782 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/10/2015 gün ve 312537 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, şüpheliler hakkında daha önce yürütülen soruşturma sonucu dava açıldığı ve açılan davada şüphelilerin beraat ettiği ayrıca iddialar dışında yeni bir delilin elde edilmediğinden bahisle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında. Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, müşteki tarafından öne sürülen iddia ile ilgili olarak müştekilerin şikayet dilekçesinde belirttiği tanıklardan... ve..."un dinlenilmesi ve kovuşturmaya yer olmadığı kararında şüpheliler hakkında aynı olaylar nedeniyle açılan davadan beraat ettiklerinin belirtilmesine rağmen sadece ..."in hakkında açılan hakaret suçundan dolayı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraat ettiğinin anlaşılması karşısında, şikayet dilekçesinde şüphelilere isnat edilen eylemlerin ayrı ayrı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesinin gerekmesi karşısında kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun"un “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;
“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; müştekilerin, şüphelilerin kendilerine hakaret ve tehditte bulunarak, devamlı rahatsız etmek suretiyle de huzur ve sükunlarını bozduklarını belirterek, tanık isimleri de vermek suretiyle şikayetçi olmaları üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, müştekilerin aynı nedenle daha önce müracaatta bulundukları ve açılan davada ...Sulh Ceza Mahkemesince şüpheliler hakkında beraat kararı verildiği, şüphelilerin atılı suçları işlediklerine dair yeni delil de elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
Ancak, .... Sulh Ceza Mahkemesi"ne açılan davanın müştekisinin ..., sanığının ise ... olduğu, davanın sadece hakaret suçundan açılıp beraatle sonuçlandığı ve bu davanın kovuşturmaya yer olmadığına dair karara konu şikayette ileri sürülen iddiaları kapsamadığının anlaşıldığı, ayrıca müştekilerin şikayet dilekçesinde bildirdikleri tanıklardan ... ve ...un hiç dinlenilmediği görülmektedir. Bu nedenle itiraz merciince soruşturmanın eksik yapılmış olduğu gözetilerek, gereğinin takdir edilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- ... Sulh Ceza Hakimliğinin 27/08/2014 tarihli ve 2014/2782 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 16.05.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.