16. Hukuk Dairesi 2016/3039 E. , 2020/1136 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "Hazinenin dayanak tapusunun tesis tarihinden önce, davacı ya da dahili davalılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı hususunun sabit olduğu ve bu konuda herhangi bir uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın Hazinenin tapusuna göre daha eski tarihli ve doğru temele dayandığı kabul edilen davacıların dayandığı tapu kayıtlarının miktar ve hudut tashihi görmeden önceki haliyle davaya konu parseli kapsayıp kapsamadığı konusunda olduğu belirtildikten sonra davacıların dayanağı tapu kaydının tesisinden itibaren tedavülleriyle getirtilerek, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın boş olan malik hanesinin 1/2"sinin davacı ölü ... ve 1/2"sinin ölü ... mirasçıları adına verasetteki pay oranları dahilinde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Her ne kadar bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın mükerrer tapuya konu olmadığı, davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, davacıların dayandığı tapu kaydının ise taşınmaza uyduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bozma ilamında, davalı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının kesin olarak belirlenmesi gereğine değinildiği halde, davacıların dayandığı 31.07.1950 tarih 53 sıra numaralı kökten gelen 10.12.1958 tarih 24 sıra numaralı tapu kaydının, tesisinden sonra 08.01.1953 tarihli tedavülünde hükmen "hudut tashihi" gördüğü, yine 20.01.1953 tarihli tedavülünde ise idari yoldan harita oluşturulmak suretiyle ifraz edildiği, dolayısı ile de haritaları bulunduğu halde sözü edilen mahkeme dosyası, karar eki haritalar ile idari yoldan ifraza ilişkin haritalar getirtilip dosya ikmal edilmediğinden yöntemine uygun şekilde kayıt uygulaması yapıldığından söz edilemeyeceği gibi bilirkişi raporu da denetlenememektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 20/A maddesi uyarınca, kayıt ve belgeler harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, kapsamlarının harita, plan ve krokideki sınırlar esas alınarak belirlenmesi zorunludur. Tarafların tutundukları tapu kayıtlarının kapsamları yöntemince belirlenmeden; eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşabilmek için Mahkemece, öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının idari yoldan ifrazına ilişkin ifraz krokileri ile tapu kaydındaki hudut tavzihine esas olan dava dosyası, bulunamaması halinde ise mahkeme kararı ile kararın eki fen bilirkişi raporu, ayrıca davacıların dayandığı tapu kaydının 23.000,00 metrekare yüzölçümlü kök tapudan ifrazen oluştuğu dikkate alınarak, kök kayıttan müfrez kayıtların hangi taşınmazlara revizyon gördükleri araştırılarak, revizyon gördükleri taşınmazların kadastro tutanakları ile geniş çaplı birleşik krokileri getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen ve elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı yöntemle tespit edip bildirecekleri tanıklar ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında tarafların dayandığı tapu kayıtları ve tapu kayıtlarının dayanağı olan haritalar zemine uygulanıp kapsamları 3402 sayılı Kadastro Yasası"nın 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmeye çalışılmalı, tapu kayıtlarının haritalarının uygulanamaması halinde ise tapu kayıtlarında okunan sınır yerleri okunup mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, tapu uygulamasında davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kök kaydından ifrazen oluşan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parsellerden yararlanılmalı, fen bilirkişisinden, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının haritaları ile davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydının haritalarını aynı kadastro paftası üzerinde çakıştırır şekilde gösterir, keşif ve kayıt uygulamasını denetlemeye elverişli ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların her iki tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, davacı tarafın dayandığı kaydın önceki tarihli olması nedeniyle bu kayda değer verilmesi gerektiği düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan şekilde araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekili’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.