5. Hukuk Dairesi 2017/5701 E. , 2018/1744 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay"ca BOZULMASI hakkında 18.Hukuk Dairesinden çıkan kararı kapsayan 19/10/2015 gün ve 2015/537 Esas - 2015/14750 Karar sayılı ilama karşı taraf vekillerince verilen dilekçeler ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkin davanın kabulüne dair mahkemece verilen karar, davacı idare vekilinin temyizi üzerinde (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince bozulmuş, bu karara karşı taraf vekillerince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, Yargıtay ilamında yazılı gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istekleri HUMK’nun 440.maddesinde yazılı nedenlerden hiç birisine uymadığından yerinde değildir. Şöyle ki;
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bedeli hesaplanan stabilize dolgunun yapı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle bedeline hükmedilmediği, verilen hükmün yalnız davacı idare vekilince temyiz edildiği, bu nedenle de aleyhe bozma yasağı uyarınca stabilize dolgunun bedelinin ödenmesine yönelik fazla bedel tespitine ilişkin bozma yapılamayacağı anlaşıldığından;
Davacı idare vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 19.10.2015 gün ve 2015/537 Esas 2015/14750 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra, işin esasının incelenmesinde;
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki ... Mahallesi 2008 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza somut emsal olarak incelenen ... Mahallesi 993 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 83/4800 hissesi ...adına kayıtlı iken ...adına ... tarafından vekaleten hissenin tamamının ..."na satıldığı, satış işleminin hissedarlar arasında gerçekleştiği, satılan miktarın taşınmazın 24,72 m²’sine tekabül ettiği ve genel m²’ye göre cüz"i bir miktar olduğu, yapılan satışın özel nitelikte bir satış olduğu izlenimi uyandırdığından, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re"sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan karar düzeltme harcı ile H.U.M.K’nun 442. maddesi göz önünde bulundurularak takdiren 315,00-TL. para cezasının alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydedilmesine, 14/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.