21. Hukuk Dairesi 2013/20088 E. , 2014/1781 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 20/09/2013
NUMARASI : 2013/239-2013/542
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının 1991-Ekim/2004 arası bildirilmeyen hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 2000 yılı öncesine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğradığı, diğer dönemlerdede başka işyerlerinde çalıştığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik inceleme ve araştırmayla varılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin bir kısmının hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı ve çalışma olgusunun yöntemince araştırılıp araştırılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5
yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin , çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun"un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği"nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun"un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa"dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı adına 01/03/1991-26/10/2004 tarihleri arası dokuz adet farklı işyerinden kesintili bildirim yapıldığı, yine 1994-2004 yılları arası yedi adet işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği, işe giriş bildirgelerinin bir çoğunda işyeri adreslerinin aynı olduğu, 1997-2004 arası dönem bordrolarının getirtildiği,davacı tarafından gösterilen ve bazıları kısmi bordro tanığı olan şahıslar beyanlarında, davacının davalıya ait işyerlerinde bekçi olarak çalıştığını belirttikleri, alınan bilirkişi raporunda birden fazla işe giriş bildirgesi bulunduğu bu nedenle 2000 yılı öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, diğer dönemlerdede başka işyerlerinden bildirim yapıldığı gerekçesiyle tespiti mümkün sürenin bulunmadığı kanaatinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece davacının 2000 yılı öncesine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğradığı, diğer dönemlerdede başka işyerlerinde çalıştığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı adına bildirim yapılan işyerleri ile davalı şirket arasında fiili yada hukuki bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, davacının çalışmasının kesintisiz olup olmadığının belirlenmediği, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde dönem bordrolarının getirtilip resen bordro tanıklarının tespit edilip
dinlenmediği, öte yandan davacnın çalışması kesintisiz yani blok çalışma niteliğinde ise, işe giriş bildirgesi verilmekle ve davacı adına bildirim yapılmış olmakla artık hak düşürücü sürenin oluşmayacağı hususunun dikkate alınmadığı, böylece çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği görülmektedir.
Yapılacak iş, öncelikle davacı adına bildirim yapılan işyerleri ile davalı şirket arasında fiili yada hukuki bağlantı bulunup bulunmadığını araştırmak, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde dönem bordrolarını getirtip bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, gerek görüldüğü takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile yine uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, komşu işyeri tanıklarının çalışma süresini tereddütsüz belirlemek amacıyla gerekirse hizmet döküm cetvellerini getirtmek, davacının çalışması kesintisiz yani blok çalışma niteliğindeyse ve işyerleri arasında bağlantı varsa artık hak düşürücü sürenin oluşmayacağı hususuda dikkate alınıp, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
10/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.