10. Hukuk Dairesi 2016/9077 E. , 2016/11851 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 01.09.1996 – 04.10.2000 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti ile 6111 sayılı Kanundan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, 04.11.1992 tarihinde başlayan 1479 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının, Kurumca prim ödemelerine göre hizmet verilen 04.11.1992–31.08.1996, 01.03.2005–30.06.2005, 01.02.2006–31.05.2006 ve 08.06.2010 dönemleri dışında, 01.09.1996–04.10.2000 tarihleri arasında geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
1479 sayılı Kanunun isteğe bağlı sigortalılığa ilişkin düzenlemeyi içeren 79. maddesinin; önce 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, sonrasında 4956 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükmünde; isteğe bağlı sigorta primlerinin ödenmemesi; isteğe bağlı sigortalılığı sona erdiren yasal bir neden olarak öngörülmemişse de; anılan maddede 04.10.2000 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 25. maddesiyle yapılan değişiklikte, “art arda üç ay prim ödenmemiş olması” isteğe bağlı sigortalılığı, son prim ödeme tarihi itibariyle sona erdiren yasal bir neden olarak belirtilmiştir. Yine; 04.10.2000 tarihi öncesindeki isteğe bağlı sigortalılık dönemine ilişkin olarak prim borcu bulunanlar yönünden, aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 2. maddesi; 04.10.2000 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olanların isteğe bağlı sigortalılıklarının, bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yayımlandığı tarihe kadar birikmiş tüm prim borçlarını, Kanun Hükmünde Kararname’nin yayımı tarihini takip eden 6 ay içinde ödemeleri şartıyla devam ettirileceği, bu şartı yerine getirmeyenlerin sigortalılıklarının ise, son prim ödeme tarihi itibariyle sona erdirileceği hükmünü
içermekte ise de, anılan Kanun Hükmünde Kararname tüm hükümleriyle, ... Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca iptal edilmiştir.
Yine, 1479 sayılı Kanuna 03.07.2001 tarihi itibariyle yürürlüğe giren ve 4692 sayılı Kanunla eklenen geçici 1. maddenin 2. fıkrası; “1479 sayılı Kanuna göre 04.10.2000 tarihinden önce isteğe bağlı sigortalı olanların bu sigortalılıklarının 30.06.2001 tarihine kadar birikmiş tüm prim borçlarını, bu tarihten itibaren 6 aylık süreye ilişkin prim borçlarıyla birlikte 31.12.2001 tarihine kadar ödemeleri şartıyla devam ettirileceği” hükmünü getirmiştir.
1479 sayılı Kanunun 79. maddesinde, 4956 sayılı Kanunun 33. maddesiyle yapılan ve 08.08.2001 tarihi itibariyle yürürlüğe giren yasal düzenleme ile de; “sigortalının toplam borcunun 3 aylık prim ve ceza tutarından fazla olması, isteğe bağlı sigortalılığın, sigortalının daha önce ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle sona erdirilmesi” nedeni olarak öngörülmüş olup, somut olayda; 04.11.1992 tarihinde, 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olan davacının prim ödemelerine 21.12.1992 tarihinde başladığı, 1997 yılı prim affı olarak da adlandırılan 4247 sayılı Kanundan da yararlanarak prim ödemelerinde bulunduğu, 6111 sayılı Kanundan yararlanarak, iptal edilen hizmet sürelerinin prim tutarlarını ödemek amacıyla 28.03.2011 tarihinde Kuruma başvurduğu, davalı Kurum tarafından 01.09.1996– 01.03.2005, 01.07.2005–01.02.2006 ve 01.06.2006–07.06.2010 tarihleri arasında primlerin süresinde ödenmemesi nedeniyle hizmet süresinin iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; 4247 sayılı Prim ve Diğer Alacakların Tahsilatının Hızlandırılması Hakkında Kanunun 3. maddesi; 1479 sayılı ... ve ... ve Diğer Bağımsız Çalışanlar ... Kurumu Kanununa göre prim, gecikme zammı ve faiz borcu bulunan sigortalılar ile ölen borçlu sigortalıların hak sahiplerinin 31 Aralık 1996 tarihine kadar tahakkuk etmiş bulunan prim borçlarından söz etmekte olup, davacının anılan Kanuna göre yaptığı başvurusu kabul edilmiş, davacı prim borçlarını Kuruma ödemiş ve Kurum da bu ödemeleri itirazsız kabul ederek uzun süre kullanmıştır.
Bununla birlikte, HGK"nın 3.2.2010 tarih ve 2010/10-23 esas ve 2010/59 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sigortalılık şartları bulunmayan döneme ilişkin olan primler, Kurumun kendi hatası nedeniyle tahsil edilip uzun süre kullanıldıktan ve davacıya bu dönemler için sigortalı olduğu izlenimi verildikten sonra, yanlışlık farkedilerek sigortalılığın iptal edilmesi, TMK"nın 2. maddesinde düzenlenmiş bulunan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Anılan kanun gereğince, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olup, zorunlu sigortalılık şartları bulunmadığı halde, bu dönemlere ait primlerin icra takibi sonucu tahsil edilmesi veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında primlerin ödenmesi bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davalı kurum tarafından davacının 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında ve 619 sayılı
../...
KHK kapsamında yaptığı ödemelerin müracat olmadığı gerekçesiyle af kapsamında yapılan prim ödemesi olarak kabul edilmemek birlikte 4247 sayılı Yasa kapsamında yapılan 36.750.000 TL ödemenin 04.11.1992-31.08.1996 tarihleri arası dönemi karşıladığı, 619 sayılı KHK kapsamında yapılan 5.000.000 TL ödemenin 04.10.2000 tarihinden sonraki primleri karşılamadığının Kurum tarafından bildirildiği, bu bağlamda davacının talebe konu 01.09.1996-04.10.2000 tarihleri dönemin sigortalı olarak kabul edilmesi durumunda 619 sayılı KHK kapsamında yapılan 5000 TL"lik prim ödemesinin bu dönemi karşılayıp karşılamadığı karşılamadı ise ne kadarlık kısmının karşılandığının sorularak bu karşıladığı kısmın isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 29.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.