
Esas No: 2022/450
Karar No: 2022/4080
Karar Tarihi: 09.03.2022
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/450 Esas 2022/4080 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Sanıkların nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçundan mahkum edildiği ve hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın Yüksek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma talebiyle itiraz edildiği belirtiliyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı Adalet Bakanlığına sunmak üzere Yargıtay'a göndermiştir. Kararda belirtilen kanun maddeleri şunlardır: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 35/2 ve 62/1. maddeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi. Ayrıca, güveni kötüye kullanma suçu olarak TCK'nın 155/2. maddesi de belirtilmiştir.
"İçtihat Metni"
Nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçundan sanıklar ... ve ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 35/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2021 tarihli ve 2018/134 esas, 2021/158 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/04/2021 tarihli ve 2021/333 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 25/10/2021 gün ve 18469/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/11/2021 gün ve 2021/132324 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanıklar ... ve ... haklarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24/04/2017 tarihli ve 2017/59912 soruşturma, 2017/12249 esas, 2017/9102 iddianamesi ile hırsızlığa teşebbüs suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/10/2017 tarihli ve 2017/493 esas, 2017/374 sayılı kararı ile sanıkların beraatlerine karar verildiği, anılan beraat kararlarının müşteki vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 06/02/2018 tarihli ve 2018/266 esas, 2018/284 sayılı kararı ile sanık savunmalarının alınma şekli itibariyle hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, olayın hırsızlık eylemi olarak gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda bilgileri olduğu anlaşılan tanıklar ... ve ... isimli tercümanın tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulmadığı, katılanın kamu davasının mahiyetine göre celb olunup, katılan sıfatı ile gelmez ise tanık sıfatı ile zorla getirilip şikayet ve delillerinin etraflıca sorulması, dosya arasında bulunan 22/03/2017 tarihli belgenin şikayetçiye okunarak bu belgedeki imzanın kendisine ait olup olmadığının, kendisine ait ise hangi amaç ile kime verildiğinin tespit edilmesi ve imza inkarı olması halinde imza incelemesi yaptırılması, şeklinde gerekçeler ile bozulmasına karar verildiği, bozma kararı sonrasında Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği,
Bu kapsamda,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 06/02/2018 tarihli kararında da belirtildiği üzere, katılanın kamu davasının mahiyetine göre celb olunup, katılan sıfatı ile gelmez ise tanık sıfatı ile zorla getirilip şikayet ve delillerinin etraflıca sorulması, dosya arasında bulunan 22/03/2017 tarihli belgenin şikayetçiye okunarak bu belgedeki imzanın kendisine ait olup olmadığının, kendisine ait ise hangi amaç ile kime verildiğinin tespit edilmesi ve imza inkarı olması halinde imza incelemesi yaptırılması, hususlarının bozma gerekçesi yapılmasına rağmen, Mahkemesince söz konusu bozma nedenlerinin ikmal edilmeden karar verildiği, ayrıca karar gerekçesinde de söz konusu bozma nedenlerinin neden yerine getirilmediğinin de kararda tartışılmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanıklardan ...’nin mağazanın sorumlu müdürü, ...’in ise muhasebe müdürü olarak görevli iken mağazanın mallarını müştekinin haberi olmaksızın birlikte kamyon kiralayıp, hamal tutarak kamyona yükledikleri sırada ihbar sonucu yakaladıkları iddia edilen olayda sanıkların üzerine atılı suçun TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 09/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.