3. Hukuk Dairesi 2016/8391 E. , 2017/18368 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, dava dilekçesinde; davalı ile 07.09.2010 tarihinde evlendiklerini, davalı tarafından 17.05.2012 tarihinde boşanma davası açıldığını, .... Aile Mahkemesinin 2012/434 esas 2014/421 karar sayılı ilamıyla tarafların boşanmalarına karar verildiğini, kararın 13.04.2015 tarihinde kesinleştiğini; kendisine düğün esnasında 22 ayar 15 gram 7 adet bilezik (10.185 TL) 1 adet takı seti (7.000 TL) takıldığını, ancak davalının bileziklerini ve setini düğünün ertesi günü kendisinden zorla almak suretiyle babasının işyerinde bulunan kasaya koyduğunu, günlük hayatta bayramlarda, ziyaretlerde veyahut herhangi bir düğüne giderken dahi takılarını kullanamadığını, davalı ile ayrı olduğu dönemde davalı ve ailesinin kendisini baba evinden gelmeye ikna ettikten sonra sadece bir bayram takılarını takması için müsaade edildiğini, ziynet eşyalarının akıbeti hakkında bilgi sahibi olmadığını, belirtilen nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yukarıda cins ve kıymeti yer alan ziynet eşyalarının aynen iadesine; ziynetlerin bulunmaması halinde bedeli olan 17.185 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan davada mahkemenin görevli olmadığını, tarafların boşanmış olup artık Aile Mahkemesinin görevinin sona erdiğini, bu sebeple mahkemece görevsizlik karar verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, göreve itirazlarının yerinde bulunmadığı takdirde davacı tarafın açtığı ziynet davasını kabul etmediklerini, kadına takılan ziynet eşyalarının kadının devamlı olarak üzerinde taşıdığı eşyalardan olması nedeniyle davacının yanında götürdüğü değerler olduğunu, davacının dava konusu yaptığı bileziklerden iki tanesinin davacı ile birlikte ... ilinde bir kısım masraflar için davacının kendisinin bizzat satıp aile birliğine harcadığını, bunu da davacı kendi rızası ile sattığını ve harcamış bulunduğundan davacının talep ve dava hakkı olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının, TMK"nın 6"ncı maddesinde yer alan ispat külfetine ilişkin temel kural nazara alınarak dava konusu ziynet eşyalarının, davalıda kaldığı hususunu ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2)Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.
Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. (6.Hukuk Dairesi 09.05.2011 tarih ve 2011/1701-6067, 6.Hukuk Dairesi 06.03.2012 tarih ve 2012/333-3494, 3.Hukuk Dairesi 13.03.2013 tarih ve 2013/3318-4289)
Somut olayda, davalı tarafın cevap dilekçesinde ikrarı ile davacı kadına ait düğünde takılan altınlardan iki bilezik yönünden davalı koca tarafından bozdurulduğu ispatlanmıştır. Bu nedenle, mahkemece, bozdurulan iki bilezik yönünden davanın kabulü gerekirken; davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3)Davacı, tarafından talep edilen diğer ziynetler (2 bilezik hariç) yönünden ise; dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmış olduğundan; davacıya, ziynetlerin elinden alındığı, davalı tarafta kaldığı konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.