13. Hukuk Dairesi 2012/11558 E. , 2013/6363 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ..."nun gelmiş olamalrıya duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ihale ile ... Koyu Yolu yapımı kontrolörlüğü hizmetini yürüttüğünü, sözleşme gereğince edimlerini ifa etmiş olmasına rağmen hakedişlerinin eksik ödendiğini ve haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek 70.901,28 TL bakiye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, ödemelerin yolun tamamlanma oranına göre hesaplandığını, hakedişlere de usule uygun şekilde itiraz edilmediğinden alacak talebinde bulunulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde ödenmesi gereken bedelin davalı idare tarafından hakedişlerin usulsüz hesaplandığı iddiasına dayalı, alacak istemine ilişkindir. 10.1.2007 tarihli götürü bedel usulü hizmet alım sözleşmesi ile davalının yol yapımının kontrolörlüğünü üstlendiği, iş süresinin 15.1.2007 tarihinden itibaren 1 yıl, toplam götürü bedelinin ise 79.700,00TL olduğu, hizmet işleri genel şartnamesinin sözleşmenin ayrılmaz parçasını teşkil ettiği, bu şartnamenin 42/a maddesinde yüklenicinin geçici hakedişlere itirazının söz konusu olması halinde, itiraz sebeplerini içeren dilekçesini idareye vermesi ve bir suretini de hakediş raporuna ekleyip rapor altına ihtirazi kayıt bulunduğunu gösterir şerh koyması gerektiğinin düzenlendiği çekişmesizdir. Davacı yüklenicinin, Mayıs 2008 tarihli 1 nolu kesin hakediş raporunda belirlenen 23.144,72 TL tutarındaki hizmet bedelini, "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla kabul ediyoruz" şerhiyle imzaladığı ve bu bedeli tahsil ettiği sabittir. Mahkemece, taraflar arasında hüküm doğurucu genel şartname gereği hakedişe itirazın yalnızca ihtirazi kayıt konulması suretiyle yapılamayacağı, usulünce verilmiş itiraz dilekçesinin bulunmadığı, davacının hata ya da müzayaka halinin de söz konusu olmadığı, bu halde kabul edilen 23.144,72 TL dışında talepte bulunamayacağı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, sözleşme süresinin bitmesine, üzerinden 8 ayı aşkın süre geçmesine ve defaten verilen dilekçeler ile hakedişlerin düzenlenmesi istenmesine rağmen davalı idarenin ödemeye yanaşmadığını, yazışmaların sonuçsuz kalması üzerine, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak en azından ödemeyi kabul ettikleri miktar nispetince hakedişi tahsil ederek mağduriyetlerini gidermek durumda olduklarını ileri sürmüştür. Dosya içerisinde yer alan davalı tarfça sunulan ihale dosyasından, davacının 5.7.2007, 31.12.2007, 21.1.2008, 22.2.2008, 27.5.2008 ve 28.7.2008 tarihli dilekçeler ile idareye başvurup sözleşme bedelinin ödenmesinin istendiği anlaşılmakta olduğu gibi, idarenin mahkemeye hitaben kalem aldığı 14.5.2009 tarih, 3877 sayılı yazısında açıkça davacının, kendilerince dile getirilen sözleşme süresini uzatma teklifini kabul etmeyip, 79.700,00TLlik tam bedeli talep ettiği, kontrol komisyonunca düzenlenen 1. ve kesin hakediş raporunu da az bularak süresinde imzalamaktan imtina ettiği ve dava açacağını söylerek gecikmeye sebebiyet verdiği, en sonunda ağustos 2008 tarihinde ihtirazi kayıtla imzalaması üzerine ödemenin yapıldığı belirtilmiş olmasına göre, davalı hakedişe neden ihtirazi kayıt konulduğunu bilebilecek durumda olup, hakediş raporuna itiraz sebeplerini bildirir dilekçe eklenmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi haksızdır. Alınan 14.2.2011 tarihli ek raporda, davanın kök raporda belirlenen sebeple reddi yoluna gidilmemesi halinde, davacının halen daha 37.180,21 TL lik alacağının kaldığı tespit edilmiş olduğuna ve davacı tarafından tespit olunan bu değerin de sözleşme ve işin tamamlanma oranları gibi kriterler dikkate alındığında eksik ve soyut olarak mütalaada bulunulduğu yönünde itirazının mevcut olduğunun anlaşılmasına göre, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davacının itirazlarını karşılar, taraf ve Yargıtay denetimine uygun şekilde yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak davacının alacak miktarının tespiti ve neticesine göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan hacın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.