8. Hukuk Dairesi 2012/2376 E. , 2012/8914 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.07.2011 gün ve 162/99 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, mevkii ve sınırlarını belirttiği tahmini 50 dönüm miktarındaki taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 141 ada 8 parsel olarak davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, davalıların bu yerle herhangi bir ilgi ve alakasının olmadığını, nizalı taşınmazın öncesinden dedesine ondan babasına, babasından da kendisine kaldığını 150 yılı aşkın süreden beri eklemeli zilyetliğin kendisinde bulunduğunu açıklayarak davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı asil, 13.10.2010 günlü oturumda özetle; dava konusu yerin dedesinden babasına, babasından da kendisine kaldığını, eklemeli olarak 150 yıldan fazla ailenin zilyetliğinde bulunduğunu, bu taşınmaz üzerinde diğer kardeşlerinin bir hakkının olmadığını, babasının ölümünden sonra taşınmazları paylaştıklarını, bu taşınmazın kendisine düştüğünü ve bu nedenle tek başına iş bu davayı açtığını açıklayarak beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Davacı 22.12.2010 günlü ikinci oturumda özetle; dava konusu 141 ada 8 nolu parselin kendisine ait olduğunu, kadastroda yanlışlıkla davalı ...’in adına tespit ve tescil edildiğini bu kişinin burada bir ilgisinin bulunmadığını, davayı başlangıçta ... ve ... aleyhine açmış ise de kaydın sadece ... üzerine olduğunu öğrendiğinden ... hakkında açmış olduğu davadan feragat ettiğini açıklamıştır. Beyanını imzası ile onaylamıştır.
Davalı ..., açılan davayı kabul etmediğini reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan keşif dinlenen mahalli bilirkişi ile davacı tanıkları ve tespit bilirkişisinin beyanları ile uzman bilirkişilerin kroki ve raporları dikkate alınarak davalı ... yönünden açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile dava konusu 141 ada 8 nolu parselin bu davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı ... vekili tarafından dilekçesinde yazılı gerekçelerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu, 141 ada 8 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağı onaylı sureti getirtilmiştir. Senetsizden, tarla niteliğiyle 31327,35 m2 olarak 31.10.2005 tarihinde davalı ... adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 24.07.2006 tarihinde kesinleşerek tapu kaydı oluşmuştur. Kayıt halen bu davalı üzerindedir.
Mahallinde keşif yapılmıştır. Dinlenen iki yerel bilirkişi ittifakla “… dava konusu yeri yaklaşık 40-50 yıldan beri davacının babası Hamit’in kullandığını, onun ölümünden sonra oğlu olan davacının kullanmaya başladığını, davalı ...’i bu yerde hiç görmediklerini…” söylemişlerdir. Davacı tanığı Fettah Aslan’da aynı mealde tanıklık yapmıştır. Tespit bilirkişisi ise davacı tanığı ile yerel bilirkişilerin beyanlarını doğrular biçimde açıklamalarda bulunmuştur. Keşifte görevlendirilen harita mühendisi ile ziraat mühendisi ayrı ayrı kroki ve raporlarını dosyaya ibraz etmişlerdir. Nüfus aile kayıt tablosuna göre davacının babası ... 22.02.2010 tarihinde ölmüştür. Davacının haricinde başkaca mirasçıları da bulunmaktadır. Eldeki dava ise, hak düşürücü süre içerisinde ve davacının babasının ölümünden 5 ay sonra 26.07.2010 tarihinde açılmıştır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında, senetsizden, zilyetlik esas alınarak, davalı adına tespit ve tescil edilen nizalı parselin kadastrodan önce eklemeli olarak davacı ve atalarının zilyetliğinde bulunup bulunmadığı, ayrıca davacının 1 nolu oturumdaki imzalı beyanına göre taksim yoluyla davacıya kalıp kalmadığında toplanmaktadır.
Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerli bilirkişilerin, davacı tanığının ve resen dinlenen tespit bilirkişinin birbirini tamamlayan açıklamalarına göre nizalı taşınmazın öncesinden davacının babası Hamit’e ait iken ölümü ile davacıya kaldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacı asıl keşiften önceki ilk oturumda; bu yerin taksim yoluyla kendisine kaldığını söylemiştir. Bu durumda, davacının bu iddiası TMK.nun 6. maddesi uyarınca ispatlaması zorunludur. Kaldı ki, keşifte bilgisine müracaat edilen mahalli bilirkişiler ile davacı tanıklarından ve resen dinlenen tespit bilirkişisinden bu konuda herhangi bir bilgi ve beyan alınmamıştır. Öyle ise, taşınmazın kural olarak tereke malı olduğunun kabulü gerekir.
Davacının dava dilekçesindeki ve aşamalarındaki beyanlarına göre; taşınmazın mülkiyeti davalı ile tartışmalıdır. Bir başka anlatımla, taşınmazın niteliği ve geometrik durumu hakkında taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Bilindiği üzere, adalet hizmetlerinin meri Anayasamıza göre en kısa sürede, adil, adaletli ve en az masrafla yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, mahallinde yapılan keşifte fen ehli ve ziraatçinin bilirkişi olarak dinlenmelerine gerek duyulmamaktadır. Ayrıca, tespit bilirkişileri kadastro mahkemesinde görülmekte olan davalarda resen dinlenmesi gerekir. Bu kişilerin kadastrodan sonra tespit öncesi nedenlere dayandırılarak açılan iptal ve tespit davalarında dinlenmelerine gerek yoktur. Tüm bunlardan ayrı, davacı asıl 2. oturumda; davalılardan ... hakkındaki davasından feragat etmiştir. Feragat beyanı açıklandığı andan itibaren kesin hüküm sonuçlarını doğurur. HUMK.(HMK daki feragat) müessesesi ile Hakimin nihai kararındaki husumet yönünden ret kararı doğurdukları sonuçlar bakımından birbirinden farklı müesseselerdir. Hakimin öncelikle feragat ile ilgili bir hüküm kurması zorunludur.
Hal böyle olunca, davacının ilk oturumdaki imzası ile onayladığı beyanı dikkate alınarak dava konusu yerin babasından kalması nedeniyle mirasçıları arasında taksim yapılıp yapılmadığının dinlenecek mahalli bilirkişilerden ve taraf tanıklarından sorularak açıklığa kavuşturulması, geçerli bir taksim olgusunun belirlenmesi halinde kayıt malikine yönelik olarak açılan iş bu davanın şimdi olduğu üzere davacı adına iptal ve tesciline karar verilmesi, taksim yapılmadığının anlaşılması halinde TMK.nun 640,701 ve 702. maddeleri ile 11.10.1982 gün ve 3/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca işlem yapılması gerekirken belirtilen açıklamalara ve ilkelere aykırı olarak araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı vekilinin temyiz itirazları tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.