20. Hukuk Dairesi 2013/8981 E. , 2014/454 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Yığılca (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi
TARİHİ : 12/06/2013
NUMARASI : 2012/10-2013/13
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2012 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanununun (5831 sayılı Kanununun 8. maddesi ile eklenen) Ek 4. maddesi uyarınca 2/B madde alanlarında yapılan kadastro sırasında Y..K.., 261 ada 1 parsel sayılı 4281 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla belgesizden Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı ve Z.. K.. kullanımında olduğu açıklaması yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun (5831 sayılı Kanununun 8. maddesi ile eklenen) Ek 4. maddesi uyarınca 2/B madde alanlarında yapılan kullanım kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle tamamının orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; orman bilirkişisi raporunda, taşınmazın % 15-25 eğimli, büyük çoğunluğunda orman ağaçları, kısmen de 10-15 yaşında fındıklık olan yer olduğu, (A) işaretli 973 m2 bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı açıklanmış ise de, orman ağacı olduğu bildirilen ağaçların cinsi, sayısı, yaşı, taşınmazın hangi bölümünde bulunduğu, kapalılık oranı gösterilmemiş, bu konularda ziraat uzmanından rapor alınmamıştır.
Bundan ayrı, kural olarak; kadastro davaları, lehine tesbit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tesbitine itiraz niteliğinde olduğuna göre, husumetin taşınmazın tesbit maliki olan Hazine ile beraber, tutanağın beyanlar hanesinde lehine kullanım şerhi verilen kişi veya kişilere birlikte yöneltilmesi zorunludur. Ancak, davacı Orman Yönetimi, sadece Hazineye husumet yönelterek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece de, tutanağın beyanlar hanesinde lehine kullanım şerhi bulunan Z..K..nın davaya dahil edilmesi gerektiği düşünülmemiştir. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup, mahkemece, re"sen (kendiliğinden) yapılması gereken işlemlerdendir.
Eylemli biçimde orman olan yerler 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7 ve devamı maddeleri ile Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi gereğince yeniden orman olarak sınırlandırılabilir. 4999 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 6831 sayılı Kanunun 11/5. maddesi gereğince “a) 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi, b) 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi, uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tesbit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.” hükmü mevcuttur. Mahkemece ancak, 4999 sayılı Kanun gözetilerek eylemli orman niteliğinde olduğu saptanan taşınmazın kadastro tesbiti iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilebilir. Bu nedenle taşınmazın eylemli durumunun bilimsel verilere göre net olarak ortaya konulması gerekir.
O halde mahkemece öncelikle, lehine kullanım şerhi verilen Z.. K.. davaya dahil edilmeli, daha sonra ziraat uzmanı marifetiyle yeniden yapılacak keşifte, taşınmazda bulunan ağaçların cinsi, sayısı, yaşı, konumu, kapalılık oranı, hangi bölümlerinin tarımsal amaçla fiilen kullanıldığı konularında ziraat uzmanından rapor alınmalı, bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmelidir. Eksik inceleme, araştırma ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/01/2014 günü oy birliği ile karar verildi.