Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2014/284
Karar No: 2019/19

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/284 Esas 2019/19 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2014/284 E.  ,  2019/19 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 1322-668

    Haksız mal edinme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın, 3628 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK"nın 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 3628 sayılı Kanun"un 15. maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, aynı Kanun"un 14. maddesi gereğince müsadereye ilişkin Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02.11.2011 tarihli ve 1322-668 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiş,
    Daire Üyeleri M. Öztürk ve S. Saka; "Haksız mal edinme suçundan yargılanan sanığın suçu subut bulduğundan yerel mahkemece mahkumiyetine ve haksız edinildiği düşünülen mal varlıklarının müsaderesine hükmedilmiş, sayın Daire çoğunluğunca da, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece hüküm kurulurken sadece bilirkişi raporlarına dayanılmış, bilirkişi raporlarının tekniğine uygun bir biçimde hazırlanmış olup olmadığı üzerinde durulmamış, toplanan diğer deliller tartışılmamış, sadece bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun düştüğünün belirtilmesiyle yetinilmiş, böylece kararda yasaya uygun nitelikte bir gerekçeye de yer verilmemiştir.
    Öncelikle bilirkişiler tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporlar yetersizdir. Bilirkişi raporlarında, sanığın maaşı ile ailesini ancak geçindirebileceği ön kabulüyle hareket etmişler ve sanığın gelirleri ile giderlerini ayrıntılı bir şekilde tespit edip, gelirlerinden ne kadarını zorunlu olarak harcayacağını ve ne kadarını biriktirebileceğini ayrıntılı bir biçimde teknik olarak hesaplamamışlardır.
    Kendi evinde oturan, evli ve iki çocuklu olduğu anlaşılan sanığın sosyal konumuna göre, belirlenemediği taktirde vasat bir yaşam sürdüğü kabul edilerek masraflarının ne olabileceği, çocuklarının eğitim giderleri vs. hesaplanıp, sanığın tüm gelirlerine göre ne kadarını tasarruf edebileceği bilimsel verilere göre, uzman bilirkişiler aracılığıyla saptanması, bilhassa sanığın gelir ve giderleri saptandıktan sonra tasaruf edebileceği miktarların enflasyondan fazlaca etkilenmeyen bir değer üzerinden hesaplanıp suç tarihinde ne kadar birikimi olabileceği belirlenerek sonuca ulaşılması gereklidir.
    Bu ölçüler esas alınmadan yapılan tespitlerin hatalı olması kaçınılmazdır. Tasarruf fikri gelişmiş, harcamaları kontrollü bir aile ile rahat harcama yapabilen başka bir ailenin birikimlerinin çok farklı olabildiği yaşam içerisinde çokça görülmektedir. Burada küçük bir örnek vermek gerekirse günde iki paket sigara içilen bir ailenin sadece sigara için harcadığı paranın yılda 6.000-7.000 TL 10 yılda bu miktarın 60.000 - 70.000 TL"ye ulaştığı, sadace sigara parasını biriktiren bir ailenin 10 yılda diğer aileye göre 60.000-70.000 TL fazla para biriktirebileceği anlaşılmaktadır. Bu örnekleme her türlü harcamalar ve daha uzun yıllar açısından düşünülürse, ailenin yaşam standartının belirlenmesi ve hesaplamanın da buna göre yapılmasında zorunluluk bulunduğu anlaşılmaktadır.
    Bilirkişi raporunda açıklandığı üzere; şüphelinin banka hesabına 10.11.2008-25.5.2009 tarihleri arasında 6 parça hâlinde toplam 33.000 TL yatırılması konusunda sanık tarafından tatmin edici açıklamalar getirilmemesi sebebiyle bu paranın haksız edinildiği düşünülebilirse de, diğer mevcutlarının hangi nedenle haksız kazanım olduğu izah edilmeden bankadaki tüm paranın müsaderesine karar verilmiştir.
    Dinlenen tanıkların bir kısmı zaman zaman sanığın ailesine yardımlarda bulunduğunu ifade etikleri hâlde bu beyanlara neden itibar edilmediği tartışılıp açıklanmadan, oğlu Abdullah Yücel"in 2008 yılında 800 TL aylıkla çalıştığı biçimindeki savunması değerlendirilmeden, sanık tarafından sunulan ve oğlu Alper için banka aracılığılıyla gönderilen 8.000 TL"ye ait dekontun, yine sanık tarafından ibraz edilen Gençler Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şirketine sattığı fındık bedeline karşılık adına düzenlenen 23.08.2008 tarihli 7209.36 TL, aynı şekilde 2000 yılına ait 4.553.53 TL bedelli müstahsil makbuzlarının gerçek olup olmadığı araştırılmadan, maaş dışında ödenen 28 maaş ikramiye, konut edindirme yardımı ve Tasarrufu Teşvik Fonundan yapılan ödemelerin, haksız edinildiği kabul edilen banka mevcutlarından düşülmesi gerektiği (eski değerler suç tarihine göre uyarlanmadığından miktar hatalı bile olsa) bilirkişi raporunda belirtilmesine karşın raporun bu bölümüne neden itibar edilmediği açıklanmadan, banka mevcudunun tamamının müsaderesine karar verilmiştir.
    Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulu dahi 122.000 liranın biriktirilemeyecek bir para olmadığı gerekçesiyle haksız mal edinmeden disiplin cezası vermemiştir.
    Yukarıda açıklanan eksikliklerin giderilmesi bakımından hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle" karşı oy kullanmıştır.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.01.2014 tarih ve 329663 sayı ile;
    "...1- Sanık ..."in soruşturma aşamasında alınan ve Emekli Sayıştay Uzman Denetçilerinden oluştuğu anlaşılan üç kişilik bilirkişi heyetince düzenlenen rapor uyarınca 08.10.2009 tarihi itibarıyla, T.C. Ziraat Bankası Altındağ Şubesindeki hesabında, mevcut olan 104.000 Türk Lirası ile T.C. Ziraat Bankası Hamamönü Şubesindeki döviz mevduat hesaplarındaki 7.668- USD ve 4.505- EURO tutarındaki mevduatlarını, 28.12.1994 tarihinde aldığı konut ile 12.05.2004 tarihinde edindiği 2001 model Renault Clio marka otomobilini haksız mal edindiği, iddia edilerek açılan dava sonucunda yapılan yargılama sonucunda sanığın Ziraat Bankası Altındağ Şubesi nezdinde bulunan 104.000 TL, yine Ziraat Bankası Hamamönü şubesi nezdinde bulunan döviz mevduat hesaplarında mevcut 7.668 USD ve 4.505 Euronun haksız edinildiğinin anlaşıldığı belirtilerek haksız mal edinme suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına, 375 TL adli para cezasına, haksız edinilen malın müsaderesine karar verilmiştir.
    2- Özel Daire ile mahkûmiyete esas alınan sanığın eylemleri açısından bir ihtilaf bulunmamaktadır.
    Ancak Özel Daire ile aramızda iki ihtilaf bulunmaktadır.
    a)Sanığın edinmiş olduğu malların haksız olup olmadığına yönelik eksik inceleme bulunup bulunmadığı,
    b)Zoralımına hükmedilen malvarlığı değerlerinin doğru tespit edilip edilmediği konusudur.
    3- Haksız mal edinme davaları YCGK"nun 14.06.2011 gün ve 2010-247 Esas ve 2011/129 Karar sayılı hükmünde de açıklandığı üzere ; Haksız mal edinmenin tanımı 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet Ve Yolsuzluklarla Mücadele Yasası"nın 4. maddesinde; "Kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar, bu Kanunun uygulanmasında haksız mal edinme sayılır" şeklinde düzenlenmiştir.
    Öte yandan Yüksek Yargıtay 7. Ceza Dairesinin bir çok kararında da belirtildiği üzere 3628 sayılı kanunun 4. maddesinde "Kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar, bu Kanunun uygulanmasında haksız mal edinme" sayılacağı belirtilmiş olup sanıkların savunmaları, dosyada mevcut soruşturma raporları ve ekleri de dikkate alınarak; suç tarihinin malların edinim tarihleri olacağı da gözetilerek bir bankacı, bir yeminli mali müşavir veya hesap uzmanı, bir de sanıkların yaşam tarzına, mesleki durumuna ve sosyal seviyesine göre harcamaları ile yasal gelirleri yönünden karşılaştırma yapabilecek kişiden oluşacak bilirkişi heyetinden alınacak ek rapora göre, sanıkların menkullerinin tamamının veya bir kısmının haksız mal edinme niteliğinde olup olmadığı hususunda bir karar verilmesi gerekirken, 21.10.2010 havale tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,"(7. C.D "nin 17.04.2013 gün; 2011/4265 Esas 2013/9306 Karar sayılı hükmü ve yine aynı yönde 31.10.2013 gün; 2012/27538 esas ve 2013/20618 Karar) sanık veya sanıkların haksız mal edinip edinmediklerin tespiti açısından bilirkişi incelemesi önem arz etmekte olup, seçilen bilirkişilerin alanlarında uzman olması ve en az birini de sanık veya sanıkların yaşam tarzına, mesleki durumuna ve sosyal seviyesine göre harcamaları ile yasal gelirleri yönünden karşılaştırma yapabilecek bir kişiden oluşması gerektiği belirtilmektedir.
    4- Somut olay açısından dosya kapsamı incelendiğinde, hükme esas alınan tüm rapor bilirkişlerinin emekli sayıştay denetçilerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Anılan bilirkişilerin bir bankacı, bir yeminli mali müşavir veya hesap uzmanı vazifesinde bilirkişilik yapabilecekleri kabul edilebilir ise de, bu kimselerin polis memuru olduğu anlaşılan sanığın yaşam tarzına, mesleki durumuna ve sosyal seviyesine göre harcamaları ile yasal gelirleri yönünden karşılaştırma yapabilecek kişilerden olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yetersiz bilirkişi raporu mevcuttur.
    Anılan husus karşı oy yazısında da isabetle belirtildiği üzere"...bilirkişiler tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporlar yetersizdir. Bilirkişiler raporlarında, sanığın maaşı ile ailesini ancak geçindirebileceği ön kabulüyle hareket etmişler ve sanığın gelirleri ile giderlerini ayrıntılı bir şekilde tespit edip, gelirlerinden ne kadarını zorunlu olarak harcayacağını ve ne kadarını biriktirebileceğini ayrıntılı bir biçimde teknik olarak hesaplamamışlardır." şeklinde ifade edilmektedir. Gerçekten gelir ve gider kavramları aileden aileye değişebilmekte olup, her ailenin gelir veya giderinin tesbiti somut olaya göre yapılmalıdır. Ancak bunun mümkün olmaması hâlinde ise polis olduğu anlaşılan sanığın yaşam tarzına, mesleki durumuna ve sosyal seviyesine göre harcamaları, bu statüde bulunan ortalama bir aileye göre yapılacaktır. Bu ise ancak anılan hususlar konusunda karşılaştırma yapabilecek bir uzman tarafından yapılabilecektir.
    Belirtilen bu sebeplerle belirtilen nitelikleri içermeyen yetersiz bilirkişi raporu uyarınca kurulan mahkeme kararının onanması kararı hatalı olmuştur.
    5- Öte yandan; Kabule göre de: Banka hesabına 10.11.2008-25.5.2009 tarihleri arasında 6 defa toplam 33.000 TL yatırılması eylemleri hakkında makul veya kabul edilebilir bir savunmanın getirilememesi karşısında anılan paranın haksız edinildiği düşünülebilirse de, sanığın, dosyaya ibraz ettiği ve gelir sayılan fındık satımına ilişkin müstahsil makbuzlarının doğruluğu araştırılmadan, yine ek bilirkişi raporu ile 5.284,99 TL gelirinin olduğu belirtilmesine rağmen bu husus banka mevcudundan düşülmeden mevcudunun tamamının müsaderesine karar verilmesi hatalı olmuştur..." düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 02.04.2014 tarih, 2970-6126 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık sanığa atılı haksız mal edinme suçu açısından;
    1- Sanığın edinmiş olduğu malların haksız olup olmadığı,
    2- Müsaderesine hükmedilen mal varlığı değerlerinin doğru tespit edilip edilmediği,
    3- Sanık hakkında rüşvet suçundan açılan kamu davasına ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/171 esas sayılı dosyasının getirtilmesi,
    Hususlarında eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca Yerel Mahkeme hükmünün Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK"nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/263 soruşturma sayılı dosyasında sanığın da aralarında bulunduğu Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları ile diğer şahıslar hakkında haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulan silahlı suç örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek ve rüşvet suçlarından soruşturma yapılması sebebiyle Teftiş Kurulu Başkanlığının sanık hakkında idari soruşturma yapılması için görevlendirildiği, yapılan görevlendirme sonucu 1. sınıf emniyet müdürü olan 2 polis başmüfettişi tarafından tevdi raporu düzenlendiği, disiplin soruşturması kapsamında sanıktan mal beyanında bulunmasının talep edildiği,
    06.07.2009 tarihli mal bildirim beyanname formunda; taşınmaz mal bilgileri; "değeri 50.000 YTL, cinsi ev, adresi Şenlik Mah. Buket Sok. 60/12 Keçiören/Ankara, hisse miktarı tamam, edinme tarihi 1994", taşınır mal bildirimi; "06 AD 2591 Clio, Renault, edinme değeri 11.000 YTL, 2001 model, edinme tarihi 2004", banka ve menkul değerlere ait bilgiler; "102.000 TL Tasarruf, 4.000 Euro Tasarruf, 6.900 USD Tasarruf", haklar ve beyanı gerekli görülen diğer servet unsurları; "30 dönüm fındık bahçesi babam Abdullah Yücel adına tapulu ancak kullanımı bana ait (edinme şekli miras)" şeklinde açıklamalara yer verildiği,
    01.02.2005 tarihli mal bildirim beyanname formunda; taşınmaz mal bilgileri; "değeri 35.000 YTL, cinsi daire, adresi Şenlik Mah. Buket Sok. 60/12 Keçiören/Ankara, hisse miktarı tamam, edinme tarihi 1994", taşınır mal bildirimi; "06 AD 2591 Clio, Renault, edinme değeri 12.000 YTL, 2001 model, edinme tarihi 2004" şeklinde açıklamaların yer aldığı,
    Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 08.09.2009 tarihli tevdi raporunda; suç işlemek amacıyla kurulan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek ve rüşvet almak suçlarından hakkında Ankara C. Başsavcılığının 11.08.2009 tarihli ve 2008/263 sayılı iddianamesi ile Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığı, disiplin soruşturmasının Teftiş Kurulu tarafından yürütüldüğü sırada 84274 sicil sayılı polis memuru ...’den mal varlığıyla ilgili beyanname istendiği, ..."in 06.07.2009 tarihinde Teftiş Kuruluna verdiği mal beyanında tasarruf olarak 102.000 TL, 4.000 Avro, 6.900 ABD doları olduğunu bildirdiği, alınan ek ifadesinde, Ziraat Bankası Altındağ Şubesinin 4095146-5012 nolu hesabında 102.000 TL, Hamamönü Şubesi 3435858-5002 numaralı hesabında 7.668 ABD doları, Hamamönü Şubesi 3435858-5001 numaralı hesabında 4.508 Avro paranın bulunduğunu söylediği, beyan edilen paranın 26 yıllık memuriyeti sırasında yaptığı tasarruflarının bir ürünü olduğunu, tasarruflarının birikimden ibaret olduğunu, hiçbir şekilde haksız elde edilmediğini belirtmiş olsa da bildirdiği miktarın meblağ olarak devlet memuru maaşı ile tasarruf yapılarak biriktirilecek miktarın çok üstünde olduğunun değerlendirildiği, ...’in 06.07.2009 tarihli mal beyanında yaklaşık 122.000 TL olarak gösterdiği meblağın yasal kaynağını açıklayamadığından 3628 sayılı Kanun"a göre haksız mal edinme suçundan tevdi raporu ile suç duyurusunda bulunulması gerektiği görüşüne yer verildiği,
    Sanığa ait hesap dökümlerinde; Ziraat Bankası A.Ş. Altındağ Şubesi 4095146-5012 numaralı vadeli TL hesabının açılış tarihinin 18.01.2008 olduğu ve hesapta 26.06.2009 vade sonu itibarıyla 102.695,34 TL"nin bulunduğu, Ziraat Bankası A.Ş. Hamamönü Şubesi 3435858-5002 numaralı vadeli ABD doları hesabının açılış tarihinin 13.08.2002 olduğu ve hesapta 03.11.2008 vade sonu itibarıyla 7.668,74 ABD dolarının bulunduğu, Ziraat Bankası A.Ş. Hamamönü Şubesi 3435858-5001 numaralı vadeli Avro hesabının açılış tarihinin 13.08.2002 olduğu ve hesapta 03.11.2008 vade sonu itibarıyla 4.508,28 Avro"nun bulunduğu,
    Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine sanık tarafından hazırlanan tarihsiz mal beyanı formunda; taşınmaz mal bilgileri; "değeri 50.000 TL, cinsi daire, adresi Şenlik Mah. Buket Sok. 60/12 Keçiören/Ankara, hisse miktarı tamı, edinme tarihi 1994", taşınır mal bildirimi; "06 AD 2591 Clio, Renault, edinme değeri 11.000 YTL, 2001 model, edinme tarihi 12.05.2004", banka ve menkul değerlere ait bilgiler; "104.000 TL, 4.500 Euro, 7.668 USD", haklar ve beyanı gerekli görülen diğer servet unsurları; "Tapusu Babam Abdullah Yücel adına olan geliri bana ait tahminen 25-30 dönüm fındık bahçesi (edinme şekli miras)" şeklinde açıklamaların olduğu,
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca; tevdi raporu ile emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetince tanzim olunan 13.10.2009 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça yer verildiği üzere; suç işlemek amacıyla kurulan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek ve rüşvet almak suçlarından 11.08.2009 tarihinde kamu davası açılan ve hâlen Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan ..."in 08.10.2009 tarihi itibarıyla, Ziraat Bankası Altındağ Şubesindeki 4095146-5012 no’lu hesabında, mevcut olan 104.000 TL ile Ziraat Bankası Hamamönü Şubesindeki 3435858-5001 ve 5002 nolu döviz mevduat hesaplarındaki 7.668 ABD doları ve 4.505 Avro tutarındaki mevduatlarını, yasal zorunluluk olarak, sonu "0 ve 5" ile biten yıllardaki, genel mal bildirimi dönemlerinde göstermediği gibi ek mal bildirimlerinde de bulunmadığı, 28.12.1994 tarihinde aldığı konut ile 12.05.2004 tarihinde edindiği 2001 model Renault Clio marka otomobilin yanında, T.C. Ziraat Bankası Altındağ Şubesinde 01.08.2008 tarihinde açtığı 4095146-5012 nolu mevduat hesabına 10.11.2008-25.05.2009 tarihleri arasında, yaklaşık 6,5 aylık bir dönemde 33.000 TL yatırdığı, bu hesabın 7.149 TL tutarındaki faiz hariç 96.851 TL"ye ulaştığı, yine aynı Bankanın Hamamönü Şubesindeki 3435858-5001 ve 5002 nolu döviz mevduat hesapları tutarı olan 7.668 ABD doları ve 4.508 Avro da dikkate alındığında, banka hesaplarındaki toplam mevduatının TL cinsinden faiz hariç (96.851 + 9.488 + 10.961 = ) 117.300 TL olduğu, dosyadaki belge ve bilgilere göre, ..."in gelirlerinden yapabileceği tasarruflarla bu miktar parayı edinmesinin mümkün olmadığı, yani kaynağı tespit olunamamakla birlikte haksız mal edindiği iddiasıyla 3628 sayılı Kanunda tanımlanan haksız mal edinme suçundan kamu davası açıldığı,
    21.01.2010 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğünden alınan sanığın babası Abdullah Yücel adına kayıtlı taşınmaz bilgilerine göre; Ordu Merkez Kurtulmuş Köyünde bulunan 177 parsel, 6.220 metrekare (1/4), 181 parsel 1.550 metrekare (1/4), 185 parsel 1.120 metrekare (1/4), 188 parsel 890 metrekare (1/4), 191 parsel 2.160 metrekare (1/4), 193 parsel 800 metrekare (1/4), 199 parsel 6.310 metrekare (1/4), 203 parsel 1.440 metrekare (1/4), 416 parsel 2.280 metrekare (1/4), 422 parsel 1.750 metrekare (1/4) fındık bahçesi, 412 parsel 12.300 metrekare (1/4) fındık bahçesi ve çalılık, 197 parsel 1.060 metrekare (1/4), 199 parsel 1.060 metrekare (1/4) çalılık, 424 parsel 5.200 metrekare (1/4) tarla, Teyneli Köyünde bulunan 114 parsel 1.440 metrekare (1/2), 116 parsel 5.961 metrekare (3240/27648), 121 parsel 1.180 metrekare (216/240), 124 parsel 1.180 metrekare (216/240), 200 parsel 7.730 metrekare (3240/27648), 221 parsel 2.120 metrekare (tam), 302 parsel 276 metrekare (5573836800/152897139840), 303 parsel 252 metrekare (5537836800/152897139840), 304 parsel 1.220 metrekare (5573836800/ 152897139840), 305 parsel 720 metrekare (5573836800/152897139840), 354 parsel 1.440 metrekare (5573836800/152897139840) tarla, 34 parsel 53.940 metrekare (1152/27648), 449 parsel 13.260 metrekare (12/352) fındık bahçesi , UzunMusa Köyünde bulunan 383 parsel 6.960 metrekare (1/8), 384 parsel 1.290 metrekare (1/8), 398 parsel 2.800 metrekare (1/8), 400 parsel 316 metrekare (1/8), 401 parsel 3180 metrekare (1/8) fındık bahçesinin mevcut olduğu,
    Ziraat Bankası Altındağ Şubesi"nde bulunan hesaplara ait dökümlerde; 455542 numaralı hesaba ait 01.01.2003-31.12.2004, 4095146-5005 numaralı hesaba ait 01.01.2004-25.10.2009, 4095146-5003 numaralı hesaba ait 26.01.2005-04.01.2007, 4095146-5006 numaralı hesaba ait 21.09.2006-01.03.2007, 4095146-5007 numaralı hesaba ait 20.11.2006-18.01.2008, 4095146-5008 numaralı hesaba ait 01.03.2007-07.09.2007, 4095146-5009 numaralı hesaba ait 07.09.2007-09.10.2007, 4095146-5010 numaralı hesaba ait 09.10.2007-14.11.2007, 4095146-5011 numaralı hesaba ait 14.11.2007-18.01.2008, 4095146-5012 numaralı hesaba ait 18.01.2018-08.01.2010, 4095146-5014 numaralı hesaba ait 18.09.2009-12.11.2009, 4095146-5013 numaralı hesaba ait 13.02.2009-16.02.2009 tarihleri arasını gösterir müşteri hesap ekstrelerinin bulunduğu,
    Dosya içerisinde ;
    Ankara 29. Noterliğinin 28.11.1994 tarihli 19515 yevmiye numaralı ..... plakalı Murat Şahin marka aracın satış vd. işlemler için düzenlenen ve ... tarafından Uğur Alp"e verilen vekaletname, 1988-1993 tarihleri arasında 3417 sayılı Kanun"a göre yapılan tasarruf kesintisi şahıs icmal bordroları ve iş yeri değişikliğinde düzenlenecek tasarruf teşvik bildirimi (toplamı 24.799.091 TL) ile 1989-1992 tarihleri arasına ait konut edindirme yardımı kullanım talep formunun (toplamı 2.555.000 TL),
    Çalıştığı kadro bilgilerinin Afyon Polis Okulu (28.02.1983-17.10.1983), Bolu (20.10.1983-05.06.1989), Diyarbakır (20.06.1989-18.08.1994), Ankara Altındağ Asayiş Büro Amirliği (02.09.1994-26.06.2009), Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğü (27.06.2009-hâlen) olduğunu, 1981 yılında eşi Emine Yücel ile evlendiğini, 1984 ve 1987 doğumlu iki oğlunun bulunduğunu, 24.11.1987-04.03.2008 arasında 6 takdirname, 1 teşekkürname, toplam 28 maaş tutarında 11 kez verilmiş maaş ödülü bulunduğunu personel bilgi notu belirtir personel bilgi notunun,
    Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü kadrosunda 15.06.1989-15.08.1994 tarihleri arasında görevli olduğu dönemde ödenen (net ele geçen maaş tazminatlar hariç toplam 317,95 TL, 375 sayılı KHK 28/A göre aylık EK-1 tazminatı toplam 124,32 TL) hakedişlerini gösterir tablonun,
    Zoralım silahlara ait mutemet tayin edilen personel isim listesinin (574.093 TL),
    Akbank A.Ş. Anafartalar Şubesi"ne ait 02.07.2003 tarihli 500.000.000 TL bedelli dekontun,
    İş Bankası A.Ş. Keçiören Şubesi"nin 30.12.2009 tarihli yazısıyla 26.12.1994 tarihinde Kezban Doğan tarafından sanığa 10.000 NLG havale gönderildiğini ve paranın aynı gün ödendiğini belirtir belgenin,
    Ankara, Keçiören, Şenlik Mahallesi, Buket Sokak, 11850 pafta, 4166 ada, 7 parsel, kârğir apartman, 1092 metrekare, 50.000.000 TL bedelli, mesken, 31/1092 arsa payı, 1. kat, no:12 özelliklerini haiz taşınmazı sanığın 28.12.1994 tarihinde edindiğini gösterir tapu senedinin,
    06 AD 2591 plakalı araca ait motorlu araç tescil belgesinin, Akbank Keçiören Şubesinden alınan 01.08.2008 tarihli ve 8.000 TL bedelli.... imzalı dekontun, 16.06.2008 tarihinde Saniye Deniz tarafından Akbank Sultançiftliği Şubesinden yapılan 8032 TL bedelli havaleye ait dekontun,
    Mevcut olduğu,
    Fındık satışına ait belgelerde; Gençler Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen satıcısı ... olan 01915 nolu, 23.08.2008 tarihli 2.630 kg satılan mal karşılığı 7.209,36 TL ödendiğini gösterir makbuz, 009050 nolu, 19.08.2010 tarihli 1.292 kg satılan mal karşılığı 4.553,53 TL ödendiğini gösterir makbuz, Korkmaz Market tarafından düzenlenen satıcısı ... olan 4162 nolu 20.09.2011 tarihli 1.150 kg satılan mal karşılığı 7.550,90 TL ödendiğini gösterir makbuz, 4163 nolu 22.09.2011 tarihli 1.160 kg satılan mal karşılığı 7.616,56 TL ödendiğini gösterir makbuzlar ile Ordu Ticaret Borsasının 13/144 sayı ve 15.09.2011 tarihli yazısı ve ekindeki fındık taban fiyatını gösterir listenin bulunduğu,
    02.11.2009 tarihli sosyal ve ekonomik durum araştırma formunda; maaşının 2.000 TL, yıllık fındık gelirinin 13.000 TL, oturduğu evin kendisine ait, eşi ve 2 çocuğuna bakmakla yükümlü, 06 AD 2591 plakalı otomobile sahip, ortaokul mezunu, 1958 doğumlu, evli olduğu, çalışmaya engel fiziksel engelinin olmadığı, geçimini kendi çalışarak sağladığı, maddi durumunun iyi olduğu şeklinde açıklamalara yer verildiği,
    PTT Bank İşlem Müdürlüğünün 083448 sayılı ve 09.09.2009 tarihli yazısında; 01.01.1994-31.12.2001 ile 01.01.2006-04.09.2006 arasında yapılan havalelere ilişkin olarak bilgi ve haber isteme süresi dolduğundan tespit yapılamadığının, 04.09.2006-04.09.2009 tarihleri arasında ise 1 adet havale görüldüğünün, söz konusu havale bekleme müddeti içerisinde alıcısı tarafından alınmaması sebebiyle Ordu PTT Merkez Müdürlüğüne iade edildiğinin, adı geçen merkezce de Gülderen Yücel"e 26.10.2007 tarihinde 1.200 YTL ödendiğinin belirtildiği,
    Ankara Emniyet Müdürlüğünün 11.01.2011 tarihli ve 8164 sayılı yazısında; 25.04.2010 tarihinde emekliye ayrılmış olan 84274 sicil numaralı emekli polis memuru ..."in 29.07.1999-04.03.2008 tarihleri arasında aldığı 28 maaş ikramiye ile Eylül 1994-Aralık 1995 tarihleri arasında kesilen 1,28 TL KEY kesintisi olmak üzere toplam ödemenin 2.011,46 TL olduğunun belirtildiği,
    Ziraat Bankası A.Ş. Ordu Şubesi"nin 07.02.2011 tarihli ve 1165-23 sayılı yazısında; sanığa 01.09.2008 tarihinde 1.273,53 TL konut edindirme yardımı ödemesi yapıldığı belirtilip ödemeye ait dekontun ekte sunulduğu,
    Ankara Emniyet Müdürlüğünün 01.03.2011 tarihli ve 34258 sayılı yazısında; Emniyet Genel Müdürlüğü Taltif Komisyonunun 29.07.1999 tarih ve 99/253 nolu kararı ile ..."in "iki maaş" ile ödüllendirilmesinin uygun görüldüğü ancak söz konusu karara istinaden ödemenin yapıldığına dair her hangi bir belgeye rastlanılmamış olup 2 maaş tutarındaki ödülüne karşılık gelen tutarın 38,17 TL olduğunun belirtildiği,
    Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.10.2009 tarih ve 1150 d. iş numaralı kararında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2009 tarihli talebi üzerine sanığa ait Ziraat Bankası Altındağ Şubesindeki 4095146-5012 no’lu hesabında mevcut olan 104.000 TL ile Ziraat Bankası Hamamönü Şubesindeki 3435858-5001 ve 5002 nolu döviz mevduat hesaplarındaki 7.668 ABD doları ve 4.505 Avro tutarındaki mevduatlarına tedbir konulmasına karar verildiği,
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/263 sayılı soruşturma dosyasında 11.08.2009 tarihli ve 215-121 sayılı iddianame ile sanık hakkında TCK"nın 220/7 yollamasıyla 220/2, 252/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı ve Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/171 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamanın hâlen derdest olduğu, iddianame içeriğinden sanık hakkında iletişimin dinlenmesi ve teknik takip tedbirlerinin uygulandığı,
    13.10.2009 tarihli emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşan bilirkişi kurulu raporunda; Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan ..."in; Ziraat Bankası Altındağ Şubesindeki 4095146-5012 nolu TL mevduat hesabında 08.10.2009 tarihi itibarıyla mevcut olan 104.000 TL ile aynı bankanın Hamamönü Şubesindeki 3435858-5001 ve 5002 nolu döviz mevduat hesaplarındaki 7.668 ABD doları ve 4.505 Avro tutarındaki mevduatlarını sonu "5" ile biten genel mal beyanında göstermediği gibi, ek mal bildirimlerinde de bulunmadığı, gizlediği, 28.12.1994 tarihinde aldığı konut ile 12.05.2004 tarihinde 2001 model Renault Clio marka otomobil yanında ayrıca, Ziraat Bankası Altındağ Şubesinde 01.08.2008 tarihinde açtığı 4095146-5012 nolu mevduat hesabına 10.11.2006-25.05.2009 tarihleri arası yaklaşık 6,5 aylık bir dönemde 33.000 TL yatırması, bu hesabın 7.149 TL tutarındaki faiz hariç 96.851 TL"ye ulaşmış olması ve yine aynı bankanın Hamamönü Şubesindeki döviz mevduat hesapları tutarı 7.668 ABD doları ve 4.508 Avro’nun da dikkate alınmasıyla TL cinsinden banka hesaplarında mevcut faiz hariç (96.851 + 9.488 + 10.961)117.300 TL"nin gelirlerinden yapabileceği tasarrufları ile edinilmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği,
    08.11.2010 tarihli emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşan bilirkişi kurulu raporunda; ikramiye tutarları, konut edinme yardımı (KEY) ve tasarrufu teşvik fonundan kendisine ödenen tutarları, fındık tarlalarının babasından miras düşüp düşmediği, kaç kardeş oldukları, babası vefat etmiş ise veraset ilamının dosyaya ibraz edilmesinden sonra görüş bildirileceğinin belirtildiği,
    04.07.2011 tarihli emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşan bilirkişi kurulu raporunda; maaş dışında yapılan ödemelerin 29.07.1999-04.03.2008 tarihleri arasında 28 maaş ikramiyenin 2.911,46 TL, 01.09.2008 tarihinde konut edindirme yardımının 1.273,53 TL, 1988-1994 arası kesilen tasarrufu teşvik fonundan yapılan ödemenin 2.000 TL olmak üzere toplam ödemenin 5.284,99 TL olduğu, sanığın babası Abdullah Yücel’in, dosya içinde mevcut nüfus kayıt örneğine göre 1944 doğumlu olup sağ olduğu, Abdullah Yücel’in 5 oğlu, 5 kızının bulunduğu, baba Abdullah Yücel ölmediğinden gayrimenkul taksimatı da yapılmadığı, ayrıca babasının sanığa fındık parası gönderdiğine dair bir belgenin de bulunmadığı, sanığın yurtdışında akrabalarından gelen yardımı çocuklarının geçiminde kullandığı, 26.12.1994 tarihinde İş Bankası Keçiören Şubesine Kezban Doğan tarafından yatırılan 10.000 NLG havalesinin sanık tarafından bankaya yatırılmadığı, çünkü döviz tevdiat hesabının Ziraat Bankası Hamamönü Şubesinde 13.08.2002 tarihinde açıldığı, öte yandan oğlu....’e İstanbul Sultançiftliği Akbank Şubesinden 16.06.2008 tarihinde 8.000 TL havale çıkarıldığı bildirilmiş ise de bu dekontta yetkili ve müşteri imzasının bulunmadığı görüldüğünden bu dekontun gerçeği yansıtmadığı, sanığın Ziraat Bankası Altındağ Şubesindeki 4095146-5012 nolu 32-34 gün kırık vadeli hesabına vade dolumlarında 10.11.2008-25.05.2009 tarihleri arasında 6 adet toplam 33.000 TL para yatırdığı, bu paranın gelirlerinden olmadığı, bu paraların haksız kazançlarından oluştuğu, sanığın haksız mal edindiği 117.300 TL’den maaş dışında aldığı 5.284,99 TL’nin tenzil edilmesi sonucu 117.300,00 - 5.284,99 = 112.015,01 TL’nin haksız mal edinme olarak kabulü gerektiği yönünde kanaatlere yer verildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Tanık Hacı Odabaş; sanığın, kayınbiraderi olduğunu, üç erkek ve 4 kız olmak üzere 7 kardeş olduklarını, babası olan Abdullah Yücel"in köyde fındık tarlalarının bulunduğunu, tarlalardan her yıl fındık toplam 7,5 ton mahsülü aldıklarını, bunun bedelinin de adetlere göre sanık da dahil üç erkek kardeşe taksim yapıldığını, yılda 35.000 TL değerinde fındık bedelinin sanık da dahil üç erkek kardeşe bölüştürüldüğünü, ev aldığında kendisinin kayınvalidesi ile sanığın annesinin bir miktar parayı sanığa verdiklerini, sanığın kayınbiraderlerinin yurt dışında olduğunu ancak yardım yapıp yapmadıklarını bilmediğini,
    Tanık Şaziye Doğan; sanığın kendisinin damadı olduğunu, sanık ev alacağı zaman gerek kocasının, gerekse sanığın babasının sanığa para yardımı yaptıklarını ve evi de o şekilde aldıklarını, yardım miktarını bilmediğini,
    Tanık Saniye Deniz; sanığın kendisinin eniştesi olduğunu, kendisinin babası olan Sami Doğan ile sanığın annesinin para yardımıyla sanığın ev aldığını, kardeşlerinin büyük çoğunluğunun yurt dışında çalıştığını, kardeşleri Şenel, İsa ve Ahmet Doğan"ın sanığın ekonomik durumu iyi olmadığından zaman zaman sanığa para gönderdiklerini, yurdışına gidip gelenler ile sanığa elden para gönderildiğini, kendisinin de yurtdışından gönderilen parayı sanığa verdiğini, kendisinin eşi olan Harun Deniz"in de sanığa para yardımı yaptığını,
    Tanık Şenel Doğan; Hollanda"da 30 senedir çalıştığını, sanığın kendisinin eniştesi olduğunu, çocuklarının okul masraflarını karşılaması için diğer kardeşi İsa ile birlikte
    sanığa her sene toplam olarak 5.000, 6.000 ya da 7.000 Avro gönderdiklerini, ev alması için de her yıl gönderdikleri paranın dışında 5.000 Gulden parayı sanığa elden verdiğini, eşi Kezban Doğan"ın da ev alması için sanığa 10.000 Gulden parayı elden verdiğini,
    Tanık Kezban Doğan; sanığın kocası olan Şenel"in eniştesi olduğunu, 1994 yılında sanığa ev alması için akrabalarının para yardımında bulunduğunu, kendisini de o tarihte 10.000 Gulden parayı banka aracılığı ile sanığa gönderdiğini, sanığın topladığı paralarla bir ev satın aldığını, çocukları okuduğu için sanığın aldığı parayı geri ödeme teklifini kabul etmediğini, bu yardımın haricinde senede bir kere Türkiye"ye izne geldiğinde sanığa 500-600 Avro kadar para verdiğini, kocası olan Şenel"in de sanığa para gönderdiğini,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/263 soruşturma sayılı dosyasındaki 18.06.2009 tarihli kolluk ifadesinde; atılı suç işlemek amacıyla kurulan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek ve rüşvet almak suçlarını kabul etmediğini, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için kendisine menfaat sağlamadığını, 27.07.2009 ve 07.09.2009 tarihli müfettişlik ifadelerinde; kendisine isnat edilen haksız çıkar sağlamak amacıyla kurulan suç örgütüne rüşvet karşılığı kumar oynanmasına göz yumarak yardım ettiği ve destekte bulunduğu iddialarını kabul etmediğini, hiç kimseden her hangi bir şey karşılığı hiçbir maddi menfaat temin etmediğini, rüşvet almadığını, arabasını çalıştığı dönem içerisindeki tasarruflarıyla aldığını, evini kayınpederi ve annesinin yaptığı yardımla aldığını, bankadaki tasarruflarını babasının verdiği fındık bahçesinin geliri ve yurtdışında Hollanda’da iki kayınbiraderinin ailesine yaptıkları yardımların biriktirilmesi suretiyle yaptığını, hâlen oğlunun yanında çalışıp ailesine katkısı olduğunu, eşinin de evde el işleri yaparak katkı sağladığını, bu gelirlerin tasarrufa çevrilmesi suretiyle bankadaki parasını çoğalttığını, eşinin kendisine düşen mirastan feragat etmesi sebebiyle kayınbiraderlerinin 2000 yılından beri kendilerine yardım ettiğini, kazancında her hangi bir gayrimeşru gelir elde edinimi ve haram bir paranın olmadığını, 1989-1994 yılları arasında Diyarbakır’da şark görevindeyken olağanüstü hâl parası olarak aldığı paralarla bankadaki tasarruflarının arttığını, paranın hangi miktara ulaştığında beyan edileceğini bilmediği için beyanname verirken hesaptaki parayı göstermediğini, kazancının tasarruflarının birikiminden ibaret olduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığı ifadesinde; 1994 yılı içerisinde mal bildiriminde mevcut olan konutu alırken annesi ve kayınpederinin maddi destekte bulunduğunu, onların desteği ile belirtilen gayrimenkulü aldığını, Olağanüstü Hal Bölgesinde çalıştığı dönemde döviz aldığını, bankaya yatırmadığını, evde sakladığını, 2004 yılı içerisinde bu parayı Ziraat Bankasındaki hesabına kısım kısım yatırdığını, döviz hesabında bulunan paraların da eşinin ziynet eşyalarının satışından elde edilen paralar olduğunu, kesinlikle haksız mal edinmiş olmadığını, yazılı savunmalarında; 1989-1994 yılları arasında Diyarbakır’da çalıştığı 5 yıl içerisinde çift maaşa yakın aylık aldığını, o dönemde sosyal hayatı olmadığından maddi harcamasının olmadığını, aldığı maaştan her ay 600 ile 700 ABD doları civarında birikim yaptığını, Ankara’ya tayin olduğunda ev almaya karar verdiğini, eşinin düğün takıları ve çocuklarının sünnetinde takılan takılarını bozdurup nakte çevirdiğini, oturduğu evi annesinin ve kayınpederinin katkılarıyla kendi parasına hemen hemen hiç dokunmadan satın aldığını, bu durumdan önce ev alacağını öğrenen Hollanda’da yaşayan o sırada izinli olarak İstanbul’da bulunan Şenel Doğan isimli kaynının eşi Kezban Doğan’ın banka aracılığıyla 10.000 Gulden yardım gönderdiğini, bu parayı da tasarruf ettiğini, yurtdışından izne geldiklerinde baldızı Saniye Deniz aracılığıyla elden veya banka vasıtasıyla para yardımında bulunduklarını, her iki kaynından döviz ve Türk lirası olarak yılda yaklaşık 10.000-15.000 TL civarında maddi geliri olduğunu, tahminen 2007 yılında yurt dışındaki kaynı İsa Doğan’ın eşi Öznur Doğan’ın eşi Emine Yücel adına 500 Avro gönderdiğini, 2008 yılında Saniye Deniz tarafından 8.000 TL nakit para gönderildiğini, değişik tarihlerde geçirdiği 3 ayrı ameliyat için Saniye Deniz’den elden para yardımı aldığını, 2005 veya 2006 yılında PTT ile memleketteki mahsûlünden elde ettiği miktarını şu an hatırlamadığı paranın adına havale edildiğini, bilgi verme süresini aşmış olduğundan havale ile ilgili belge alamadığını, yengesi Gülderen Yücel tarafından kendisi tarafından kabul edilmeyip geri iade olunan 1.200 TL nakit para gönderildiğini, babası adına kayıtlı 25-30 dönüm fındık geliri olduğunu, oğlu Abdullah Yücel’in okulda ve dışarıda çalıştığını, eşinin el işleriyle katkıları, mesleği içerisindeki taltif, tasarruf teşvik ve KEY gibi gelirleri ile bilfiil çalıştığı 27 yıllık meslek hayatı içerisinde çocuklarının geleceğini hazırlamak, emekli olduğumda karşılaşabileceği maddi manevi sıkıntılar endişesiyle kendisi ve ailesinin birçok zaruri ihtiyaçlarından dahi kısıtlama yaparak tasarrufta bulunduğunu, yaptığı tasarrufları döviz olarak evde tuttuğunu, eşinin kendine ait takıları ile çocuklarının sünnetinde takılan altınlardan elde ettiği parayı döviz olarak vadeli hesaba yatırdığını, elindeki dövizin bir kısmını da TL’ye çevirip bankaya yatırdığını, Mahkemede farklı olarak; 1990 Model Şahin marka adıma kayıtlı ..... plakalı aracını 1994 yılında 7.000 Alman markı bedelle sattığını, Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verirken bu satışı unuttuğu için söylemediğini, çalıştığı büroda mal beyannamelerini zorunlu olarak açıkta verdiklerini, kapalı zarf ile vermediklerini, açık olarak verdiklerinde de borcuna sadık olmayan bazı arkadaşlarının para isteme talepleri ile karşılaştıklarını, bunu önlemek amacıyla mal beyannamesi vermediğini, yakalanan silahlarla ilgili olarak 2006 yılında kendisine 500 TL ikramiye verildiğini, KEY ödemelerini de Ziraat Bankası Ordu Şubesi"nden aldığını, atılı suçu kabul etmediğini savunmuştur.
    Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen hükümde, gerekçenin ilgili bölümlerinde;
    "...Sanığın savunması, katılan vekilinin iddiası, tanık anlatımları, bilirkişi kurulu raporları, suç ihbarı ve tekmil dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın 1958 doğumlu olup, 28.02.1983 tarihinde polis memuru olarak göreve başladığı, suç tarihleri olan 01.02.2005 -06.07.2009 tarihleri arasında Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak çalıştığı, evli ve iki çocuklu bulunduğu, eşinin ev hanımı olup, çocuklarının da üniversite tahsiline devam ettikleri anlaşılmaktadır. Sanığın Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeler Koruma Şube Müdürlüğü"nde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde haksız mal edindiği iddia edilmektedir. Sanığın savunması, dinlettiği tanıklar ve ibraz etmiş olduğu belgeler ile savunmasında belirtilen hususları ile ilgili Emniyet Müdürlüğünden aldırılan cevabi yazılar ve belgeler ışığında mahkememizce yaptırılan bilirkişi kurulu incelemesi sonucu düzenlenen 08.11.2010 tarihli rapor ile 04.07.2011 tarihli ek rapor dikkate alındığında dosya kapsamına uygun bu bilirkişi kurulu raporları ışığında sanığın görev yaptığı bu dönemde 112.015,01 TL haksız mal edindiği ve bu şekilde sanığın 3628 SY"nın 13/1 maddesinde belirtilen suçu işlediği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." hususlarına yer verilmek suretiyle, sanık ... hakkında haksız mal edinme suçundan 3628 sayılı Kanun"un 13/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, 3628 sayılı Kanun"un 14. maddesi uyarınca haksız edinilen miktarın müsaderesine, 3628 sayılı Kanun"un 15. maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Bu açıklamalardan sonra uyuşmazlık konularının sırasıyla değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.
    1- Yerel Mahkeme hükmünün Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK"nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin değerlendirilmesinde;
    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" şeklinde düzenlenmiştir.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir",
    "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de;
    "(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
    a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
    b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
    c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
    d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
    (2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
    (3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
    (4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir",
    "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddesinde ise;
    "(1) Hükmün başına, "Türk Milleti adına" verildiği yazılır.
    (2) Hükmün başında;
    a) Hükmü veren mahkemenin adı,
    b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
    c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
    d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
    Yazılır.
    (3) Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.
    (4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
    (5) Hâkimlerden biri hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkeme başkanı veya hükümde bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılır.
    (6) Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun Maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
    (7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir",
    Hükümlerine yer verilmiştir.
    Buna göre, Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde; hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının, zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, varsa vekilinin ve kanuni temsilcisinin adı ve soyadı, sanığın açık kimliği ile varsa müdafisinin adı ve soyadı, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "sorun" bölümünde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, "gerekçe" kısmında; mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "sonuç (hüküm)" kısmında ise; CMK’nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanun"un 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK’nın 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı Kanun"un 53 ve devamı maddelerine göre, mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkânının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercisi tereddüte yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi açısından mahkeme kararlarının "gerekçe" bölümü üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir.
    5271 sayılı CMK"nın 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçe bölümünde, suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç (hüküm) bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve kanuni olması gerekmektedir. Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkân sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanığın haksız mal edinme suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükümde; Yerel Mahkemece öncelikle iddia, katılan vekilinin beyanı, sanığın savunmaları ve tanıklar Hacı Odabaş, Şaziye Doğan, Saniye Doğan, Şenel Doğan ve Kezban Doğan"ın beyanları gösterilmiş, sonraki bölümde ise 13.10.2009 ve 04.07.2011 tarihli bilirkişi raporlarında yer alan bilgiler ve kanaatin açıklandığı, son bölümde de sanığın savunması, katılan vekilinin iddiası, tanık anlatımları, bilirkişi kurulu raporları, suç ihbarı ve tekmil dosya kapsamı birlikte değerlendirildiği belirtilip sanığın doğum tarihi, göreve başladığı tarih, görev yeri, medeni hâli, çocuk sayısı, eşinin iş ve çocuklarının eğitim durumunun açıklandığı, sanığın savunması, dinlettiği tanıklar ve ibraz etmiş olduğu belgeler ile savunmasında belirtilen hususlara ilişkin Emniyet Müdürlüğünden alınan cevabi yazılar ve belgeler doğrultusunda yaptırılan bilirkişi kurulu incelemesi sonucu düzenlenen 08.11.2010 tarihli rapor ile 04.07.2011 tarihli ek rapor dikkate alındığında dosya kapsamına uygun bu bilirkişi kurulu raporları ışığında sanığın görev yaptığı dönemde 112.015,01 TL haksız mal edindiği ve bu şekilde sanığın 3628 sayılı Kanun"un 13/1. maddesinde belirtilen suçu işlediği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak hüküm kurulduğu açıklanmakla; Yerel Mahkemece CMK"nın 230. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünde yer alması gereken iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirmesi hususlarına yer verilmesi karşısında, Anayasa"nın 141 ve 5271 sayılı CMK"nun 34. maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükmünün gerekçeli olarak yazıldığı, gerekçenin yazımında CMK"nın 230. maddesinin göz önünde bulundurulduğu, hükmün gerekçeleri ve hüküm fıkralarının CMK"nın 232. maddesindeki hususları içerdiği kabul edilmelidir.
    2- Sanığa atılı haksız mal edinme suçu açısından; sanığın edinmiş olduğu malların haksız olup olmadığı, müsaderesine hükmedilen mal varlığı değerlerinin doğru tespit edilip edilmediği, sanık hakkında rüşvet suçundan açılan kamu davasına ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/171 esas sayılı dosyasının getirtilmesi hususlarında eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığına gelince;
    Haksız mal edinmenin tanımı 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu"nun 4. maddesinde; “Kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilmeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar, bu Kanunun uygulanmasında haksız mal edinme sayılır” şeklinde yapılmış, yaptırımı da aynı Kanun"un “Haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme” başlıklı 13. maddesinde; “Kanunun daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde haksız mal edinene üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş milyon liradan on milyon liraya kadar adli para cezası verilir” şeklinde düzenlenmiştir.
    3628 sayılı Kanun"un "Amaç" başlıklı 1. maddesindeki; "Bu Kanunun amacı, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele cümlesinden olarak; bu Kanunda sayılanların mal bildiriminde bulunmalarını, bildirimlerin yenilenmesini, mal edilmelerin denetimiyle, haksız mal edinme veya gerçeğe aykırı bildirimde bulunma halinde uygulanacak hükümleri, bu Kanunda belirlenen suçlarla bazı suçlardan dolayı kamu görevlileri ve suç ortakları hakkında takip ve muhakeme usulünü düzenlemektir" şeklindeki düzenleme uyarınca Kanun"un amacı, rüşvet ve yolsuzluğun önüne geçmektir. Kanun"da sayılan görevli kişilerle ilgili olarak; aynı Kanun"un 17. maddesine göre irtikâp, rüşvet, basit ve nitelikli zimmet, görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma gibi suçlardan dolayı sanık olanlar hakkında re"sen soruşturma işlemleri başlatılacaktır. Ancak bu suçlardan dolayı, kişinin yaptığı yolsuzluk fiilinin tam olarak ortaya çıkarılamamış veya kanıtlanamamış olması ihtimalinin oluştuğu durumlar için kanun koyucu, daha ağır bir cezayı gerektirmemesi şartıyla haksız olarak mal edinilmesini, ayrıca bu haksız edinilen malın kaçırılıp gizlenmesini de suç olarak düzenlemiştir.
    Kanun"un 4. maddesi ile ilgiliye mal varlığını kanuna veya genel ahlaka uygun olarak elde ettiğini veya yaptığı harcamaların sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğunu ispat yükümlülüğü getirilmiştir. Ancak bu yükümlülük suçsuzluğunu ispat yükümlülüğü olarak değerlendirilemez. Diğer bir deyişle masumiyetini ispat edemediği gerekçesiyle sanığın doğrudan mahkûmiyeti cihetine gidilemez. Masumiyetini ispat yükünün şüpheli veya sanığa bırakılması ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olup, ceza muhakemesi hukuku açısından da şüpheli ya da sanığa suçsuzluğunu ispat külfeti yüklenemez. Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe ulaşmak olup bu amaç doğrultusunda mahkemenin resen yapacağı araştırmanın neticesinde toplanacak deliller değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekmektedir. Aksi durumun kabulü hâlinde "şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi ile Anayasa"da güvence altına alınan "susma hakkı" ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin 6. maddesinin 2. fıkrasında; "Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır" ve Anayasa"nın 38. maddesinin 4. fıkrasında; "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde tanımlanan "lekelenmeme hakkı (masumiyet karinesi)" ilkesine aykırı davranılmış olacaktır.
    Haksız mal edinme suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından mahkemece, bir bankacı, bir yeminli mali müşavir veya hesap uzmanı, ayrıca sanığın aile fertleriyle birlikte yaşam tarzına, mesleki durumuna ve sosyal seviyesine göre (yiyecek, giyecek, kira, eğitim, telefon faturaları, kredi kartı gibi) temel harcamaları ile yasal gelirlerinin denkliği ile tasarruf edebileceği miktar yönünden karşılaştırma yapabilecek, sanıkla aynı veya benzer mesleki ve gelir durumuna sahip bir uzmandan oluşacak bilirkişi heyetinden rapor aldırılmalıdır.
    Öte yandan; 3628 sayılı Kanun kapsamında haksız mal edinilip edinilmediği hususunun tespit edilmesine yönelik tasarruf miktarı toplamı ile harcama miktarı toplamının mukayese edilmesi işleminin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için; gelir miktarı, gelirin elde edildiği yıl; harcama miktarı ise harcamanın yapıldığı yıl ile mukayese işleminin yapıldığı yıl arasındaki dönem için geçerli Yeniden Değerleme Oranı (YDO) ile çarpılarak gelir ve harcama miktarı, mukayese işleminin yapıldığı yıl fiyatlarına dönüştürülmesi gerekir.
    Bu nedenle yüklenen suçun açıklanan özellikleri de dikkate alınarak;
    1) Sanığın hangi mal varlığını hangi tarihte edindiği,
    2) Edindiği tarihlere göre bunların yasal kaynağının bulunup bulunmadığı ve geliriyle uyumlu olup olmadığı,
    3) Görevi icabı aylık maaşının bulunduğu da gözetilerek mutad tasarruf ölçüleri de nazara alındığında, hangilerinin haksız mal edinme, hangilerinin yasal mal edinme olduğu,
    4) Faizinin hangi miktara baliğ olacağı,
    5) Haksız edinildiği belirlenen mal varlığının sanık hakkında daha ağır bir suçtan açılmış kamu davasına konu edilip edilmediği hususlarının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ve denetlenebilecek açıklıkla belirlenmesi gerekmektedir.
    Diğer taraftan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/263 soruşturma sayılı dosyasında sanığın da aralarında bulunduğu Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları ile diğer şahıslar hakkında haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulan silahlı suç örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek ve rüşvet suçlarından soruşturma yapılması sebebiyle Teftiş Kurulu Başkanlığının sanık hakkında idari soruşturma yapılması için görevlendirildiği, disiplin soruşturması sırasında sanıktan mal beyanında bulunmasının talep edildiği, sanığın 01.02.2005 tarihli mal beyanında 28.12.1994 tarihinde aldığı konut ile 12.05.2004 tarihinde edindiği 2001 model Renault Clio marka otomobili beyan ettiği, bu mal varlığına ek olarak 06.07.2009 tarihli mal beyanında Ziraat Bankası Altındağ Şubesindeki 4095146-5012 no’lu hesabında, mevcut olan 102.000 TL ile Ziraat Bankası Hamamönü Şubesindeki 3435858-5001 ve 5002 nolu döviz mevduat hesaplarındaki 6.900 ABD doları ve 4.000 Avro tutarındaki mevduatlarını bildirdiği, bu tutarların 08.10.2009 tarihi itibarıyla 104.000 TL, 7.668 ABD doları ve 4508 Avro olduğu, sanığın suç tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğünde Polis Memuru olarak görev yaptığı, 13.10.2009 tarihli emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşan bilirkişi heyet raporunda sanığın faiz hariç 117.300 TL, 04.07.2011 tarihli emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşan bilirkişi heyet raporunda ise ikramiyeler, konut edindirme yardımı ve Tasarrufu Teşvik Fonundan yapılan ödeme tutarları düşülerek sanığın 112.015,01 TL haksız mal edindiğinin belirtildiği, bu raporda 1994"de yapılan 10.000 NLG havale, 16.06.2008 tarihinde havale edilen 8.000 TL ve fındık gelirlerinin belgelenememesi ve hesapta görülmemesi sebebiyle hesaplanmadığı anlaşılmıştır.
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/263 sayılı soruşturma dosyasında 11.08.2009 tarihli ve 215-121 sayılı iddianame ile sanık hakkında TCK"nın 220/7 yollamasıyla 220/2, 252/1 maddelerinden kamu davası açıldığı ve Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/171 esas sayılı dosyasında yargılamanın hâlen derdest olduğu tespit edilmiştir.
    Dosyada mevcut gelirleri gösterir belgelerin ise; sanığın babası adına kayıtlı fındık bahçeleri tapu kayıtları, Ziraat Bankası müşteri hesap ekstreleri, ..... plakalı araç satışına ilişkin vekaletname, 3417 sayılı Kanun"a göre yapılan tasarruf kesintisi şahıs icmal bordroları ve iş yeri değişikliğinde düzenlenecek tasarruf teşvik bildirimi, konut edindirme yardımı kullanım talep formu, personel bilgi notu, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü kadrosunda 15.06.1989-15.08.1994 tarihleri arasında görevli olduğu dönemde ödenen hakedişlerini gösterir tablo, zoralım silahlara ait mutemet tayin edilen personel isim listesi, Akbank A.Ş. Anafartalar Şubesi"ne ait 02.07.2003 tarihli 500.000.000 TL bedelli dekont, İş Bankası A.Ş. Keçiören Şubesi"nin 30.12.2009 tarihli yazısıyla 26.12.1994 tarihinde Kezban Doğan tarafından sanığa 10.000 NLG havale gönderildiğini ve paranın aynı gün ödendiğini belirtir belge, mal beyanında gösterilen eve ait tapu senedi, mal beyanında gösterilen araca ait motorlu araç tescil belgesi, Akbank Keçiören Şubesinden alınan 01.08.2008 tarihli ve 8.000 TL bedelli.... imzalı dekont, 16.06.2008 tarihinde Saniye Deniz tarafından Akbank Sultançiftliği Şubesinden yapılan 8.032 TL bedelli havaleye ait dekont, fındık satışına ait makbuzlar, sosyal ve ekonomik durum araştırma formu, 04.09.2006-04.09.2009 tarihleri arasında alıcısı tarafından alınmaması sebebiyle Ordu PTT Merkez Müdürlüğüne iade edilip, adı geçen merkezce de Gülderen Yücel"e 26.10.2007 tarihinde 1.200 TL ödendiğinin belirten yazı olduğu belirlenmiştir.
    13.10.2009 tarihli bilirkişi raporunda haksız edinilen mal varlığı miktarının 117.300 TL, 04.07.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise haksız edinilen mal varlığı miktarının 112.015,01 TL olduğunun belirlendiği, Yerel Mahkemece 08.11.2010 ve 04.07.2011 tarihli bilirkişi raporları dikkate alınarak haksız edinilen mal varlığı miktarının 112.015,01 TL olduğunun kabul edilmesine rağmen, sanığın hesaplarında bulunan ve tedbir konulan tüm mevcudun müsaderesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Bu belirlemeler doğrultusunda;
    Mahkemece, sanığın gelirlerinin nelerden oluştuğuna yönelik olarak dosyaya sunduğu (makbuzlar, tapu kayıtları, dekontlar, hesap dökümleri, ekstreler, vekaletname, bordrolar, bildirimler, formlar, bilgi notları, tablolar, listeler ve araç tescil belgeleri vb.) tüm bilgi ve belgeler ile sanığın savunmasında belirttiği gelirlerine ait kaynaklara ilişkin araştırma yapılarak, sunulan belgelerin ve savunulan mal varlığı kaynaklarının doğruluğunun denetlenmesi, özellikle sanığın her yıl düzenli fındık geliri olup olmadığı hususunun mahallince araştırılması, yapılan araştırmalar sırasında tesadüfen öğrenilen sanığa ait gelir ve giderlere ilişkin bilgilerin tespiti ve denetimi sağlandıktan sonra mal varlığının Kanun"a veya genel ahlaka uygun olarak sağlanıp sağlanmadığının veya geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar yapılıp yapılmadığı hususlarının resen araştırılması sonucu elde edilen bilgilerle birlikte yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan niteliklere sahip bilirkişi heyetine inceleme yaptırılması gerektiğinden hareketle;
    3628 sayılı Kanun"un 13. maddesi gözetilerek rüşvet suçundan sanık hakkında açılan kamu davası sonucunun beklenmesi, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/171 esas sayılı dosyasında rüşvet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğunun tespiti hâlinde sanığın rüşvet aldığı iddia edilen miktarın haksız mal edinildiği belirlenen miktar içerisinde olup olmadığının suç tarihleri de dikkate alınarak tespit edilmesi, rüşvet alındığı tespit edilen mal varlığı miktarının haksız edinildiği değerlendirilen mal varlığı miktarından az olması hâlinde geri kalan mevcut için değerlendirme yapılması, sanığın hesaplarında bulunan mevduat miktarının tümüyle rüşvet suçundan elde edildiğinin anlaşılması hâlinde haksız mal edinme suçundan açılan kamu davasının CMK"nın 223/7. maddesince reddine karar verilmesi gerektiği de dikkate alınmak suretiyle dava konusu edinimlerin tamamının veya bir kısmının haksız mal edinme niteliğinde olup olmadığının tespiti amacıyla yapılacak araştırma sonucu elde edilecek bilgilerle birlikte bilirkişi heyetine yeniden inceleme yaptırılıp alınacak raporun sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, belirtilen usule göre hazırlanmayan, dosya içerisindeki diğer raporlarla çelişen, maddi gerçeğe ulaşma konusunda yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak eksik araştırma ile hüküm kurulması ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda haksız edinildiği bildirilen mal varlığı miktarını aşacak şekilde hesaplardaki tüm mal varlığı hakkında müsadere kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
    Bu itibarla, Özel Daire kararının sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 10.07.2013 tarihli ve 23646-16983 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2011 tarihli ve 1322-668 sayılı kararının sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 17.01.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi