Ceza Genel Kurulu 2017/1102 E. , 2019/7 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 419-79
Taksirle bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ..."ın TCK"nın 85/2, 62, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.06.2011 tarihli ve 401-407 sayılı hükmün, sanık müdafisi ile katılanlar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.09.2013 tarih ve 33552-20410 sayı ile;
"Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK"nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde, maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında, hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden, sanık ..."ın kendisi ile aynı istikamette ilerlemekte olan çekiciyi sağından geçip, sol tarafında kalan çekicinin hız ve mesafesini dikkate almadan, yakın mesafede sola yöneldiği esnada, direksiyon hâkimiyetini kaybederek, orta refüjde beton bariyerlere çarptığı, sonrasında da karşı yöne savrulan beton parçalarının da karşı yönde kazaya sebebiyet verdiği olayda, kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılan sanık hakkında, 2 yıl ile 15 yıl arasında hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan Yerel Mahkemece, temel cezanın 2 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle, adalet ve hakkaniyete uygun olmayacak şekilde sanığa az ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 10.03.2014 tarih ve 419-79 sayı ile bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de katılanlar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2014 tarihli ve 138884 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile gelen dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 02.06.2015 tarih ve 20322-9502 sayı ile;
"...Sanık ... yönünden 10.03.2014 tarihli oturumda direnilmesine karar verildiği...Her ne kadar sanık ... hakkındaki uyma hükmünü inceleme yetkisi Dairemize ait ise de Ceza Genel Kurulunca verilecek hükmün Dairemiz incelemesine konu olan sanık ... hakkındaki hükmü de etkileme ihtimali bulunduğu gözetilerek öncelikle direnme yönünden inceleme yapılmak üzere," Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 665-844 sayı ile 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 03.10.2017 tarih ve 27-6975 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Taksirle bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, sanık ... hakkında bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz istemi ise Özel Dairece incelenecek olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında taksirle bir kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; TCK"nın 85/2. maddesi gereğince 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçta temel cezanın 2 yıl 6 ay olarak tayin edilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan direnme kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada, duruşma günü davetiyesinin sanık ve müdafisine tebliğ edildiği, tebliğe rağmen duruşmaya gelmeyen sanığa aleyhine olan bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır.
1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunludur. Aynı kurala 5271 sayılı CMK"nın 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu Kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden, sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına, dosyanın öncelikle inceleme dışı sanık ... hakkındaki beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesi yapılması için Özel Daireye gönderilmesi, temyiz incelemesinden sonra da mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2014 tarihli ve 419-79 sayılı direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, öncelikle inceleme dışı sanık ... hakkındaki beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmesi, temyiz incelemesinden sonra da mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 15.01.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.