20. Hukuk Dairesi 2013/8659 E. , 2014/123 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... Köyünde bulunan taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın adına tescil istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle kısmen onanmış, kısmen bozulmuştur.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27.06.2011 tarihli ve 7876 E. -8060 k. sayılı kararı ile özetle; [1- Çekişmeli taşınmazın (A2) işaretli kısmının 1241 sayılı parsel içinde, (A3) işaretli kısmının 811 sayılı parsel içinde kaldığı ve bu parsellerin tapuda gerçek kişiler adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından, davacının bu kısımlara yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir,
2- Davacının (A1) işaretli kısma yönelik temyiz itirazlarına gelince: çekişmeli taşınmazın (A1) işaretli kısmının mahkemenin 1972/990 E. -1982/570 K. sayılı kararı ile ...’nun zilyetliğinde olduğu belirlendiği ve davacının bu kısım üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın davacının babası ..."den kaldığını ve sağlığında oğlu davacıya hibe ettiğini, taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını bildirmiş olup; bu kısmın ...’nun zilyetliğinde olduğuna dair her hangi bir beyanda bulunmadıkları gibi, bu hususta mahalli bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı bilgilerine de başvurulmamıştır. Bu nedenle, mahallinde yapılacak keşifte, (A1) işaretli kısmın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; taşınmazın kimin zilyetliğinde olduğu, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı, taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğu belirlendiği takdirde dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmelidir." denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Yörede 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosu, 1970 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1979 ve 1992 yıllarında kesinleşen aplikasyon ve 2B madde uygulamaları vardır, taşınmaz bu çalışmalarda orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Hükmüne uyulan bozma kararına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın (A2) ve (A3) işaretli bölümlerinin dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olması nedeniyle davanın reddi yolunda verilen kararın dairece onanarak kesinleştiği ve davacı tarafça
-2-
bu bölümler hakkında tapu iptali ve tescil davası açılmadığı, bozmadan sonraki yargılamaya konu olan (A1) işaretli 95 m² yüzölçümündeki kısmın ise, 1990 yılında yapılan imar uygulaması sonucu otopark olarak kullanılan imar yolu üzerinde kaldığı, davacı lehine zilyetlik koşullarının oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davanın reddine karar verildiği halde, davalı Hazine lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücreti hesaplanması gerekirken hiç ücret takdir edilmemiş olması doğru değil ise, bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Bu sebeple hükmün 3. bendinden sonra gelmek üzere “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 1200.- TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine" ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07/01/2014 günü oy birliği ile karar verildi.