16. Hukuk Dairesi 2014/19838 E. , 2015/8869 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 257 parsel sayılı 207 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve satın alma nedeniyle önce ... adına tespit ve tescil edilmiş, 14.12.1999 tarihinde ise satın alma nedeniyle ... adına tescil edilmiştir. Daha sonra taşınmaz hükmen 6831 sayılı Yasa"nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak adına tescil edilmiştir. Davacı ..., taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak tapu kütüğünün beyanlar hanesinde kullanıcı olarak adının yazılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 257 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde ..."ın fiili kullanımında bulunduğu şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun Ek-4. maddesi adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin fiili kullanıcıları ve muhdesat sahipleri adına şerh verilmesi hususunu düzenlemektedir. Ek-4. maddenin 1. fıkrası gereği bu gibi yerlerde kullanım kadastrosu yapılacak ve tutanağın beyanlar hanesine fiili kullanım sahibi adına şerh verilecektir. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise bu alanların daha öncesi tescil edilip edilmemesine bakılmaksızın "fiili kullanım durumlarına göre ifraz ve tevhit" yapılabileceği hükmünü amirdir. Uygulamada güncelleme adını alan bu çalışmalar ... Genel Müdürlüğünce çıkarılan genelgeler çerçevesinde yapılmaktadır. Ek-4. madde ve bu maddeye istinaden çıkarılan genelgeler çerçevesinde güncelleme işlemleriyle fiili kullanım şerhi sahipleri hakkında değişiklik yapılabilmesi için; ... adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlarda daha önce kullanım kadastrosu yapılmış ve beyanlar hanesinde lehine kullanıcı veya muhdesat şerhi verilmiş bulunan kişiler varsa ancak bu kişilerden taşınmazın kullanımını devraldığını ispatlayabilen ve güncelleme sırasında taşınmazı fiilen kullanan kişiler lehine tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerh güncellenerek değiştirilebilecektir. Daha önce yapılan kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde ya da edinme sebebi bölümünde fiili kullanıcı ya da muhdesat sahibi olduğu yazılı bulunmayan taşınmazların güncelleme çalışmaları sırasında fiili kullanıcılarının bulunduğunun anlaşılması halinde güncelleme işlemiyle bu kişiler lehine fiili kullanım şerhi verilemez. Bu durumda; taşınmazı fiilen kullanan kişi lehine kullanım şerhi verilmesi ancak Ek-4. maddenin 1. fıkrası uyarınca yapılacak kullanım kadastrosu ile mümkündür. Somut olayda; çekişmeli taşınmaz 1971 yılında yapılan tesis kadastro sırasında dava dışı ... adına tespit ve tescil edilmiş, 16.6.1995 tarihinde taşınmazın tapu kaydına 6831 sayılı Kanunu"nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarıldığı yazılmış, 14.12.1999 tarihinde ise satın alma yoluyla davacı ... adına tescil edilmiştir. Daha sonra çekişmeli 257 parsel sayılı taşınmaz hakkında .... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 18.11.2003 tarih ve 2002/345 Esas ve 2003/892 Karar sayılı kararı ile taşınmazda kullanıcı belirlemesi yapılmaksızın hükmen adına tescil edilmiş ve bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Taşınmaz üzerinde de herhangi bir kullanım kadastrosu ve güncelleme çalışması yapılmamıştır. Davacı, taşınmazın 1999 yılından beri kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak tapu kütüğünün beyanlar hanesinde kullanıcı olarak adının yazılması istemiyle dava açmıştır. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler karşısında davacının talebi ancak kullanım kadastrosu yapılmak suretiyle karşılanabilir; kullanım kadastrosu yapılmadığı sürece adli yargı merciilerinden dava yoluyla lehine kullanım şerhi verilmesi talepleri dinlenemez. Davacının taleplerinin açıklanan bu nedenlerle reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 23.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.