12. Ceza Dairesi 2014/10860 E. , 2015/8476 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Sanıklar hakkında CMK"nın 223/2-a maddesi gereğince beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, suçtan zarar gören kurum vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suçtan zarar gördüğü anlaşılan ve verdiği temyiz dilekçesi ile katılma isteğini ortaya koyan ...Müdürlüğü"nün CMK"nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi"nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun"da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, ... Koruma Kurulu"nun 17/03/1990 gün, 719 sayı ve 30/09/1996 gün, 3106 sayılı kararları ile 1-3. derece arkeolojik, 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen, aynı Kurul"un 17/06/2010 gün, 4177 sayılı kararı ile sit sınırları güncelleştirilen, ... ili, .. ilçesi, ... köyü, ... mevkii, 484 parsele izinsiz olarak sanık ... tarafından nar fidanları, 487 parsele ise sanık ... tarafından zeytin fidanları dikildiğinden bahisle açılan kamu davası ile ilgili olarak, 484 nolu parsele ait tapu kaydının bir örneği dosyada bulunmakla birlikte, 487 nolu parsele ait tapu kaydının onaylı örneğinin dosyada bulunmadığı görülmekle, öncelikle suça konu taşınmazlardan, 487 parselin tapu kaydı beyanlar hanesi gözükecek şekilde dosyaya getirtilip, tapu kaydının beyanlar hanesine, arkeolojik ve doğal sit alanında bulunduğuna ilişkin şerh konulup konulmadığı, konulmuş ise tescil şerhinin hangi Kurul kararına istinaden konulduğu, sanıkların suça konu taşınmazları belirtilen şerhi görebileceği bir tarihte edinip edinmediği, edinme tarihi şerhten önce olsa dahi durumdan haberdar olmalarını sağlayacak şekilde tapuda işlem yapıp yapmadıkları, diğer yandan, bölgenin arkeolojik ve doğal sit alanı olarak tesciline yönelik Koruma Bölge Kurulu kararları ile ilan tutanaklarının bir örneği dosyaya getirtilerek, tescil kararlarının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediği, ilan edilmiş ise, sanıkların ilan tarihi itibariyle ve uzun zamandır bahse konu bölgede yaşayıp yaşamadıkları, bölgenin bu niteliğinin çevrede yaşayan şahıslar tarafından bilinip bilinmediği, nihayetinde, fiziki müdahale gerçekleştirilen yerin arkeolojik ve doğal sit alanı içerisinde kaldığının sanıklar tarafından bilinmesi gerekip gerekmediğinin tereddütsüz biçimde tespiti ile mahallinde, ziraat mühendisi ve fen bilirkişi refakati ile keşif yapılıp, Kurul kararlarının suça konu taşınmazın bulunduğu yeri kapsayıp kapsamadığı, suça konu eylemler ve nitelikleri belirlenip;
Bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceği, bu kapsamda, suça konu taşınmazların bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle ..... Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazların bulunduğu yerin kurulan koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip, 11/10/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1 ve 65/4 maddeleri ile sanıkların eyleminin niteliği ve suç kastlarının yoğunluğu da dikkate alınarak sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, “6498 sayılı Kanuna göre yapılmış bir tebliğ ya da ilandan söz edilemeyeceğinden, yeni düzenlemeye göre de sanıkların üzerine atılı suçun unsurları itibariyle gerçekleşmediği” kanaatiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabul ve uyulamaya göre de;
1-Mahkemenin iddianameyi kabulünden sonra duruşma günü belirleyip, hazır bulunması gereken kişileri çağırması gerekirken, bu hususa riayet edilmeyip, CMK"nın 175/2. maddesine, mağdur ve müştekilere duruşma günü bildirmeyerek, delilleri sunma ve davaya katılma haklarını kullanmalarına imkan vermemek suretiyle ise CMK"nın 233-243. maddesine aykırı davranılması,
2-CMK"nın 193/2 maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığı gözetilmeksizin, savunmaları alınmayan sanıklar hakkında beraatlerine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak, BOZULMASINA, 20/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.