12. Ceza Dairesi 2014/16610 E. , 2015/8460 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : CMK"nın 223/2-a. maddesi gereğince beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
... Koruma Kurulu"nun 12.07.1995 tarih, 6848 sayılı kararıyla belirlenen kentsel ve tarihi sit alanı içerisinde kalan, ... Kurulu"nun 12.03.1977 tarih, 9740 sayılı kararıyla korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu kabul edilen ..ili, .. ilçesi, ...mahallesi, 18 ada, 3 sayılı parseldeki iş hanının altında yer alan tonozların üzerinde yer alan ve ...Koruma Bölge Kurulu"nun 24.11.2011 tarih, 189 sayılı kararıyla da korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu kabul edilen iş hanının 1. ve 2. kat seviyesinde faaliyet gösteren lokantanın, sanık ...tarafından 2008 yılından itibaren kiracı sıfatıyla işletildiği, ... Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü"nün ihbarı üzerine, ilgili Koruma Bölge Kurulu görevlilerince yerinde yapılan denetim sonunda düzenlenen 17.11.2011 tarihli raporda, hana ait 1. ve 2. kat seviyelerindeki işyerlerinin mutfak olarak kullanılmak üzere mekana ilave edildiğinin, binanın altında bulunan tarihi sarnıcın da işyerinden kapı açılmak suretiyle bar olarak kullanıldığının tespit edildiği, bu tespitler üzerine, ilgili Koruma Bölge Kurulu"nun 24.11.2011 tarih, 189 sayılı kararıyla davaya konu yapının 3. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğunun kabul edildiği ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, davaya konu yeri kiracı olarak kullanan ve izinsiz uygulamaları yapan kişi olduğu tespit edilen sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, her ne kadar yapılan yargılama neticesinde, 11.10.2013 tarih ve 28792 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun gereğince, sit alanı ilanına veya koruma kararına ilişkin kararların ilgililerine tebliğ edilmesinin zorunlu hale getirildiği, olayda ise tebliğin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek, sanığın beraatine karar verilmiş ise de; tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının tebliğ zorunluluğunun, 11.10.2013 tarihinden itibaren yapılan tescil işlemleri için gerekli olduğu, bu tarihten önce yapılmış tescil işlemleri için tebliğ zorunluluğu bulunmayıp, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmiş olmasının veya koruma kararının tapu kaydına şerh verilmesinin, koruma kararının ilgililerince bilindiğinin kabul edilmesi konusunda yeterli olduğu, olayımızda ise davaya konu yerin tek yapı ölçeğindeki kültür varlığı olduğu, ancak koruma kararının 11.10.2013 tarihinden önce, 12.03.1977 ve 24.11.2011 tarihlerinde kabul edildiği, sanığın imzaladığı ve 07.07.2008 tarihinde başlayacağı kabul edilen kira sözleşmesinde, “tarihi eser niteliğindeki alanda hiçbir şekilde onarım, değişiklik ve ekleme yapılamaz” şartının bulunması karşısında, davaya konu yerin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğunun sanık tarafından bilindiğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece sanık hakkında kurulan beraat gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla,
Üzerinde müdahale gerçekleştirilen taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında tescilli kültür varlığı olması nedeniyle taşınmazda izinsiz ya da izin kapsamı dışında yapılan her türlü inşai faaliyetin suç oluşturacağı, bu bakımdan müdahalenin binanın içinde ya da dışında gerçekleştirilmesinin önem arz etmediği, bu kapsamda tescile esas bilgi ve belgeler getirtilerek, izinsiz yapılan tadilatın yapının tescil edilmesine neden olan kriterlere uygun olup olmadığının, yapıya ait orjinal dokuya uyum sağlayıp sağlamadığının, tescilli kültür varlığında zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği,
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, olay yerinde sanat tarihçi ve inşaat mühendisi ile keşif icra edilerek, öncelikle yapılan izinsiz uygulamaların nelerden ibaret olduğunun ve bu uygulamaların kaldırılarak yapının orjinaline uygun hale getirilip getirilmediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi, izinsiz uygulamaların ve aykırılıkların giderilip giderilmediğinin tespitinin ardından uygulamaların, tescilli kültür varlığının bütünü ve dolayısıyla orjinal dokusu ile uyumlu olup olmadığının, niteliğinin ve yapıda zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi, taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün belirlenmesi durumunda sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması, bu nitelikte bir zararın mevcut olmadığının, ancak yapılan uygulamaların ruhsata tabi inşai ve fiziki müdahale kapsamında bulunduğunun belirlenmesi durumunda, 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-2.cümlesi uyarınca cezalandırılması, yapılan bu uygulamanın ruhsata tabi olmayan, “basit onarım” niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde ise, 5498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi ile cezalandırılması gerektiğinin gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince, sanığın beraatine ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.