10. Hukuk Dairesi 2016/9764 E. , 2016/10261 K.
"İçtihat Metni"
Davacı ... adına Av. ... ile davalılar ... Başkanlığı adına Av. ..., ... adına Av.... ve ... arasındaki dava hakkında İş Mahkemesinden 15/04/2016 tarihinde verilen hükmün, Dairemizin 07.09.2015 gün .../...E -.../...K, sayılı ilamı ile BOZULMASINA karar verilmiştir. Bozma sonrası, Mahkemenin verdiği 15/04/2016 gün ve .../...E-...K sayılı karar ile önceki kararında 6100 sayılı HMK’nın 373/(5). maddesi uyarınca direndiği anlaşılmış olmakla ve Direnme üzerine yapılacak işlemlerin neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 373’ncü maddesinin (5). fıkrasında; “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. (6) fıkrasında da; “(6) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.” şeklinde ifade edilmiş olmakla birlikte 5 Temmuz 2012 gün ve 28344 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 40. Maddesi ile 5521 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2’nci Maddedeki;“ Bölge adliye mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtayın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir. Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletir.” şeklindeki düzenleme karşısında, direnme kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalı kurum vekili tarafından talep edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verildiği, hükmün Dairemizce, “sİnceleme konusu davada, davacı, davalılara ait olduğunu belirttiği halk otobüsünde 21.11.2008 ile 2011 yılının Mart ayına ayına dek kesintisiz çalıştığı halde bildirilmeyen bu hizmetlerin tespitini talep etmiştir. Mahkemece davacının hizmet akdine bağlı çalışmadığı ve belirtilen aracı işleten sıfatıyla kullanıp çalıştırdığı gerekçesiyle dava reddedilmişse de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. Bu bakımdan; davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen saptanarak, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davaya konu araca ilişkin hisse devri ve kira sözleşmeleri irdelenmeli, söz konusu halk otobüsünün bağlı olduğu hareket amirliklerinden araçla ilgili şoför ve muavin kayıtları celp edilmeli, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince tespit edilerek, davalı işyerinde tespiti istenen dönemde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa, belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarındaki çelişkiler giderilerek, ifadelerin değerlendirilmesinde; iş yerlerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve işyerinin niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bozulduğu, Mahkemece, “… Yargıtay ilamındaki karşı oy gerekçelerine aynen katılmakla birlikte, Mahkememizce bozma gerekçesi olarak gösterilen hususlarda gerekli araştırmanın yapıldığı, dönem bordrosunda görünen tek sigortalı Mehmet Kalhan"ın tanık olarak dinlendiği, diğer tanıkların ise davacının çalışma şekline ve davalılarla olan ilişkisine dair açık beyanlarda bulundukları, tanıkların beyanları arasında giderilmesi gereken herhangibir çelişki bulunmadığı, Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak dinlenseler dahi, davacının otobüste çalıştığı hususunda taraflar arasında zaten ihtilaf bulunmadığı, mahkememizce resen araştırılıp tespit edilecek tanıklar beyanlarında, davacının halkotobüsünde sürekli, belli saatlerde ve bağımlı çalıştığını, aylık ücretini eşinden aldığını, talep etmesine rağmen eşinin ve diğer ortağının sigorta kaydını yaptırıp primlerini ödemediğini beyan etseler dahi, dosyaya sunulmuş olan ortaklık sözleşmesi ve davalı ..."ın hissesini işletmek üzere diğer davalı ..."a devrine ilişkin sözleşme karşısında herhangibir anlam ifade etmeyeceği bu beyanların inandırıcı olmayacağı, hayatın olağan akışına aykırı olacağı ve davacının halk otobüsünde çalışma şekline ve gerekçesine ilişkin dosyaya toplanan deliller dışında daha fazla katkılarının olmayacağı, kaldı ki karşı oy yazısında da belirtildiği gibi, otobüs sahibi ve davalı ..."ın davacının eşi olduğu, davacının halkotobüsünü eşi ve diğer ortak Ahmet ile birlikte işlettiği, otobüsün tüm mali işlerini kendisinin takip ettiği, bu haliyle davacının davalılar ile arasında hizmet akdinin unsurlarından olan bağımlılık ve ücret unsurunun bulunmadığı, toplanan tüm delillerden ve tanık beyanlarından davacının işveren sıfatı ile hareket ettiğinin anlaşıldığı” gerekçesi ile direnme kararı verildiği anlaşılmakla, bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar karşısında, Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmediğinden talebin on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebepten ötürü Yargıtay incelemesine konu olan karar, eski hükümde direnmeye ilişkin olup direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.