10. Hukuk Dairesi 2015/23280 E. , 2016/10226 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi İş Mahkemesi
Dava, aksine kurum işlemlerinin iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ile birlikte 1994 yılında vefat eden eşinden bağlanan ölüm aylığının tam aylık olarak bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacıya ölen eşinden dolayı bağlanan aylığın devamı ile mahrum kalınan aylıkların ödenmeleri gereken tarihlerden yasal faiziyle davalı kurumca davacıya ödenmesi gerektiğinin, ölen eşinden dolayı aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme olarak tahakkuk ettirilen borç çıkarma işleminin yerinde olmadığının tespitine, davacının ölüm aylığının tam aylık olması gerektiğine yönelik talebin ise reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve ...tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin geçiş hükümlerine ilişkin olan 5510 sayılı Yasa"nın geçici 1. maddesidir. Anılan düzenlemede; ""Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı ... ile 2925 sayılı ...Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4"üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı ...ar ...Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4"üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı ... Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.
17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı, 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8.2.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır...""düzenlemesi öngörülmüş olup, böylece 5510 sayılı Yasa öncesi kazanılmış hakların korunması amaçlanmıştır.
Davacının 506 sayılı Yasa kapsamında hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığı bağlanma koşulları ise; 506 sayılı Yasa"nın 68. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre; 1-Evli olmayan/evli olmakla birlikte boşanan veya dul kalan, 2-Sosyal Sigortaya veya ...ayan,
./...
3-Buralardan gelir ve aylık almayan kız çocuklarına hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı bağlanacak olup, aynı maddenin VI. Bendinde ise; hak sahibi kız çocuklarına bağlanan ölüm aylığının kesme koşulları düzenlenmiş olup bu koşullar; 1-Sosyal Sigortaya veya ... tabi bir işte çalışma, 2-Buralardan gelir veya aylık alma, 3-Evlenme hali olarak sınırlandırılmıştır.
Ayrıca, VI. bendin son cümlesinde; ""...evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir "" düzenlemesi öngörülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hem kocadan hem de babadan/anadan ölüm aylığı almaya hak kazanılması halinde bu aylıklardan fazla olanının ödeneceği öngörülmekte iken; bu kez Yasa Koyucu tarafından, 9.7.2005 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 5386 sayılı Yasa kabul edilerek ile 506 sayılı Yasa "ya geçici 91. madde eklenmiştir. Söz konusu düzenleme ile 6.8.2003"ten önce hak sahibi olan kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların; evlenme, Sosyal Sigortaya veya... veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık alma hali dışında kesilemeyeceği açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Geçici 91. maddenin 6. fıkrasına göre; 6.8.2003 tarihinden önce ölen sigortalının hak sahibi kız çocuklarının ölüm aylığı bağlanma koşullarını ilk kez ve yeniden 6.8.2003 tarihinden sonra yerine getirilmesi halinde de aylık bağlanacağı kabul edilmiştir..Fakat, geçici 91.maddenin son fıkrası ile bu duruma sınırlandırma getirilerek, bu şartların en son 31.12.2005 tarihine kadar yerine getirilmesi halinde aylık bağlanacağı düzenlenerek sınırlandırılmış, en son 5754 sayılı 2008 Bütçe Kanunu ile de, bu fıkranın 5510 sayılı Yasa"nın yürürlük tarihine kadar uygulanacağı öngörülmüştür.
Diğer taraftan 506 sayılı Yasa’nın 66/C maddesinde toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda olan ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacağı bildirilmiş, anılan maddenin “en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup sigortalılık süresinin her yılı için ortalama 180 gün” sözcükleri Anayasa Mahkemesinin 18.10.2006 tarihinde yürürlüğe giren 2001/479 Esas, 2005/1 Karar sayılı 6.1.2005 tarihli kararı ile iptal edilmiş, 506 sayılı Yasa’nın 60/C maddesi 12.12.2006 tarihli 5561 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile değiştirilerek 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalıları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahibi kimselerine ölüm aylığı bağlanacağı bildirilmiş, 5561 sayılı Yasa"nın 3. maddesi ile 506 sayılı Yasa"ya eklenen Geçici 93. maddesinde ise bu Kanunun 66"ncı maddesinin (c) bendi ile 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununun 26 ncı maddesinin (a) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu değişiklikle öngörülen şartları yerine getiren sigortalının hak sahiplerinin aylıkları bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere başlatılacağı bildirilmiş, 5561 sayılı Yasa 18.10.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 32/2-a maddesinde ise en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya Yasa’nın 4. maddesinin 1/a bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Eldeki davada, 14.04.1992 tarihinde evlendiği anlaşılan davacının 14.09.1994 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan eşinin, 31.10.1995 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan babası ve 19.02.1988 tarihinde de 506 Sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan annesinin vefat ettiği anlaşılmakta olup, davacının evlenene kadar annesi üzerinden 506 sayılı Yasa kapsamında ölüm aylığı aldığı, fakat daha sonra eşinin de vefatı üzerine 14.09.1994 tarihinde ölüm aylığı talep ettiği ve davalı kurumca davacının eşinin 12.05.1953-25.08.1971 tarihleri arasında aralıklı olarak 1824 gün 506 Sayılı Yasa kapsamında yurtiçi, 13.03.1961-17.04.1968 tarihleri arasında yurt içi ile himzetleri çakışmayacak şekildeki Almanya ile 26.08.1971-29.06.1984 tarihleri arasında da Hollanda’da geçen hizmetleri de dikkate alınarak 01.10.1994 tarihinden itibaren hizmetleri oranlanmak suretiyle davacıya sözleşme aylığı bağlandığı, davacının ise en son 12.05.2014 tarihli talebinde davalı kurumdan, hem annesi hem de babası üzerinden ölüm aylığı bağlanmasına dair talepte bulununca davalı kurum tarafından davacıdan hangi aylığı tercih ettiği sorulunca davacının talebi doğrultusunda tahsis talep tarihine göre 5510 sayılı Yasa"nın 97’nci maddesi kapsamında 5 yıllık zamanaşımı dikkate alınarak 15.05.2009 tarihinden itibaren hem annesinden hem de babasından ölüm aylığı bağlandığı, aynı zamanda 506 sayılı Yasa kapsamında hem eşinden hem de babasından aylık alamayacağı gerekçesi ile 22.07.2014 tarihli kurum işlemi ile davacının eşinden aldığı aylıklardan 22.06.2009-21.07.2014 tarihleri arasındaki kısmın 5510 sayılı Yasa"nın 96’ncı maddesinin “b” bendi kapsamında yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirildiği, eldeki davanın ise bu nedenle açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece verilen kararın davacının hem eşinden hem de babasından 506 sayılı Yasa"nın geçici 91 ve geçici 93’üncü maddeleri kapsamında hem eşinden hem de anne ve babasından ölüm aylığı alınabileceğine dair kabulü isabetli ise de, davacının eşinin yurtiçi hizmetleri bakımından 1800 günü aşan 1824 günlük prim günü olduğu dikkate alındığında, davacının müstakilen eşi üzerinden de ölüm aylığına hakkı bulunduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmaksızın yanılgılı değerlendirmeya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalı Kurum avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.