10. Hukuk Dairesi 2015/11792 E. , 2016/10220 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, faiz alacağı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-19.09.2008 tarihli tahsis talebine istinaden 01.10.2008 tarihi itibari ile 1479 Sayılı Yasa kapsamında 9007 gün üzerinden bağlanan yaşlılık aylığından sonra, 30.11.2010 tarihli Kurum işlemi ile davacının vergi kaydının devam ettiği başka bir deyişle çalışmaya devam ettiği gerekçesi ile 3201 Sayılı Yasanın 6’ncı maddesi gerekçe gösterilerek aylığın durdurulması ile 01.10.2008-31.12.2010 tarihleri arasında yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirilen davacının açtığı ilk davada verilen 08.11.2012 tarihli kabul kararının 27.09.2013 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle eldeki davanın açıldığı ve mahkeme kararına göre, yaşlılık aylığının iptaline dair Kurum işleminin iptaline ve aylıkların 01.10.2008 tarihinden itibaren devam ettirilmesi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi nedeniyle, davacının aylıklarının geç ödenmesi nedeniyle işleyen faiz alacağını talep ettiği anlaşılmaktadır.
."nun 01.03.2006 tarihli ve 2005/10–755 Esas, 2006/32 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı fer’i hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; fer’i haklar ise, cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis hakkı gibi haklardır.
Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Genel olarak ifa, borçlanılmış edimin yerine getirilmesi suretiyle alacaklının tatmin edilerek borcun sona erdirilmesidir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı fer’i borçların da sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir.
Ancak evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun fer’isi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, Mahkemece davanın açılış tarihinin 11.04.2014 olduğu da dikkate alınarak, davacıya anaparanın 27.03.2014 tarihinde yapılmış olduğu belirtilen toplu ödemeye ilişkin dekontun aslının veya okunaklı bir suretinin ilgili PTT şubesinden getirtilerek davacının ödeme tarihinden önce davalı kuruma yaptığı başvuru veya ilk dava sırasında dava açarken veyahut da en geç ödeme esnasında, faiz hakkının saklı tutulup tutulmadığı hususunun ayrıntılı olarak araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Eldeki davada, davacı her ne kadar faiz alacağı talebinde bulunmakta ise de, dosya arasındaki belgelerden davacının ilk dava tarihi olan 22.12.2011 tarihinden daha önce 27.12.2010 tarihinde davalı Kurumdan 2. kez tahsis talebinde bulunduğu, bu tahsis talebine göre davalı Kurumca o günkü sigortalılık süreleri yani, 01.10.2008-27.12.2010 tarihleri arasındaki süre de -diğer sürelerle birlikte- dikkate alınarak ve 27.12.2010 tarihinde 8.141,00 TL’lik prim ödemesi de yapılarak 01.01.2011 tarihinden itibaren 9827 gün üzerinden yaşlılık aylığının bağlandığı ve toptan ödemesinin de 27.06.2011 tarihinde davacıya gönderildiği, ilk kararın kesinleşmesinden sonra davacının avukatı aracılığıyla 31.03.2014 tarihinde Kuruma başvurusu ile faiz talep etmeksizin aylıkların kesinleşen karara göre ve 9007 gün dikkate alınarak bağlanmasını talep ettiği, davalı kurum tarafından da, mahkeme kararına göre işlem yapıldığı anlaşılmakla, 01.01.2011 tarihinden itibaren davacının 27.03.2014 tarihine kadar almakta olduğu 9827 gün üzerinden bağlanan aylık ile mahkeme kararına göre 9007 gün üzerinden bağlanması gereken aylık arasındaki farkın Kurumca ikinci tahsis işlemleri sırasında dikkate alınıp alınmadığı Kurumdan sorulmalı ve fark aylık var ise bu farkların Kurum alacağı olarak kabulü, yine davacı hakkında Kurumca tahakkuk ettirilen yersiz ödeme borcu nedeniyle 01.01.2011 tarihinden itibaren bağlanmış olan aylıktan herhangi bir kesinti yapılıp yapılmadığı ile 01.01.2011 tarihli aylık hakkında Kurumca toptan ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmalı ve sonucuna göre Kurum alacağı ile davacının hak ettiği aylıklar ayrı ayrı Kurumdan sorulmak suretiyle mahsup yapılmalı ve sonrasında ihtirazi kaydın varlığı halinde faiz hesabı yapılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmaksızın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile denetlenebilir şekilde bir hesap raporu aldırılmaksızın ve infaza elverişli şekilde hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usaul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.