10. Hukuk Dairesi 2015/11561 E. , 2016/10218 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, kurumca devam ettirilen 1479 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılık süresinin iptali ile isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Eldeki davada, davacı, vergi kaydına dayalı olarak 01.02.1996-30.06.2004 tarihleri arası dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunu kabul eden kurum işleminin iptali ile aslen, 01.02.1996 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmış ise de, davacının talep sonucunun ne olduğu hususu tam olarak belirlenmemiş olmakla öncelikle, HMK"nun 31"inci maddesi kapsamında davacının isticvabı ile talebinin net olarak açıklattırılması, bu kapsamda talebinin tahsis istemine ilişkin olup olmadığının belirlenmesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesinde "...gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü de dikkate alınarak bir karar verilmelidir.
2-01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. 20.04.1982 tarihinde
./...
yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, ... kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da ...veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ... sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Belirtmek gerekirse anılan düzenlemenin açıkça değindiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun varlığı zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine ve ...rulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanması olanaklıdır. Diğer bir anlatımla, bu gibilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki vergi/... kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymak, Kanunun amacına aykırı olacağı açıktır.
Dava konusu olayda, davacının 11.07.1987 tarihinde başlayan vergi kaydı 31.12.2000 tarihinde Gümrükönü Vergi Dairesinde nakil nedeniyle sona erdirilmiş ise de aynı nedenle ...si nezdinde 01.01.2001-30.06.2004 tarihleri arasındaki faaliyeti nedeniyle, davacının isteğe bağlı sigortalılığı sonlandırılmış ve 11.07.1987-30.06.2004 tarihlri arasında zorunlu sigortalılığı esas alınarak davacıya prim borcu çıkartılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, davaya konu dönemde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunmadığını iddia etmesi karşısında; sigortalılığa esas vergi kaydının bulunduğu dönemde kendi nam ve hesabına bağımsız faaliyetinin bulunup bulunmadığı usulünce araştırılmalı, vergi kaydındaki naklin kaynağı ile büfecilik faaliyetinin hangi tarih itibari ile sonlandırıldığının araştırılması ile araştırma sonucu, kendi nam ve hesabına
faaliyetinin bulunmadığı sonucuna ulaşılırsa, söz konusu dönemde davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılması mümkün olamayacağı kabul edilmelidir.
Şu halde yapılması gereken iş; uyuşmazlık konusu 31.01.1996-30.06.2004 tarihleri arası dönemdeki kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın varlığı, 31.12.2000 tarihi itibarıyla nakil gören...Dairesindeki kaydın, 30.06.2004 tarihindeki terk işleminin dayanakları ve nedenleriyle birlikte araştırılıp irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.