13. Hukuk Dairesi 2018/506 E. , 2020/3289 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... plakalı 2007 model ... marka otomobili, davalının "..." isimli internet sitesinde verdiği ilana istinaden, ilanda belirtilen, aracın temiz, sağlam, kazasız ve masrafsız olduğu ve 150.000 km"de bulunduğu bilgilerine güvenerek, 30/4/2012 tarihli noter satış sözleşmesi ile 25.400,00 TL bedel karşılığı davalıdan satın aldığını, aracı kullanırken sesler gelmesi üzerine 26/7/2012 tarihinde bakım için aracı yetkili servise götürdüğünde aracın motorunda sorun olduğunu ve aracın 1 yıl önce 160.000 km servis bakımına girdiğini öğrendiğini, aracın motorundaki bozukluğu gidermek ve aracı kullanabilmek için aracı birçok kez tamire götürdüğünü, yedek parça bedeli ve işçilik ücreti olmak üzere araç için 12.783,30 TL harcama yaptığını belirterek, aracın satış karşılığı olarak davalıya ödenen 25.400,00 TL ve aracın tamiri için harcanan 12.783,30 TL olmak üzere toplam 38.183,30 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davada, Bafra 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/1/2016 tarihli E.2014/37, K.2016/63 sayılı kararı ile verilen davanın kabulüne dair karar, davalının temyizi üzerine Dairemizin 4/5/2017 tarih E. 2016/13905, K. 2017/5577 sayılı kararı ile, "galerici olan davalı (satıcı) ile davacı (alıcı) arasındaki araç alım-satım ilişkisinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, davaya bakma görevinin aynı yasanın 23. Maddesi gereği Tüketici Mahkemesinde olduğu, mahkemece Tüketici Mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi gerektiği" gerekçeleri ile bozulmuştur.
4/5/2017 tarihli bozma ilamına uyan mahkeme davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakmaya karar vermiş ve iş bu temyiz incelemesine konu 24/10/2017 tarihli kararı ile, bozma öncesinde verdiği karar gerekçesi olan; "alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında, aracın kilometresinde yapılan değişikliğin gizli ayıp niteliğinde olduğu, davalının galerici olduğu da dikkate alındığında aracın kilometresinde değişiklik yapıldığını bilebilecek durumda olduğu ve bilmesi gerektiği, bu hali ile davacının araç satış sözleşmesini davalının ağır kusurlu davranışı neticesinde yaptığı, her ne kadar davalı tarafça davacının gözden geçirme ve bilgilendirme yükümlülüğüne uyulmadığı savunulmuş ise de, TBK"nın 225. maddesi dikkate alındığında davalının ağır kusurlu olması nedeniyle söz konusu savunması ile sorumluluktan kurtulamayacağı" şeklindeki gerekçeye dayanarak davanın kabulüne, taraflar arasında yapılmış olan satış sözleşmesinin iptaline, sözleşmeye konu aracın davalıya iadesine, davacının zararına binaen 38.138,30 TL"nin, satışa konu aracın davalıya iadesinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil ile, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satın alınan aracın ayıplı olduğundan bahisle sözleşmenin iptali ile satış bedeli olarak ödenen bedelin ve yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece aldırılan 7/7/2014 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu aracın, 16/9/2011 tarihinde yapılan egzoz emisyon ölçüm raporuna göre 175.594 km"de olduğu tespit edilmiş iken, aracın 26/2/2013 tarihinde yapılan muayenesinde 165.967 km"de olduğunun tespit edildiği, ayrıca aracın ruhsat belgesinde motor numarası 6M58454 olduğu belirtilmesine rağmen aracın üzerinde mevcut motor numarasının 6M29232 olduğu, aracın motor numarasında ve kilometresinde tespit edilen farklılıkların aracın gizli ayıplı olduğunu ortaya koyduğu, buna göre alıcı tarafından satış sözleşmesinin feshini ile satış bedeli olan 25.400,00 TL"yi ve yapılan diğer masrafları yasal faiziyle birlikte satış tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan talep etmekte haklı olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Her ne kadar, mahkemece 7/7/2014 tarihli birlirkişi raporu doğrultusunda araç bedeli ile birlikte davacının sunduğu faturalar üzerinden yapılan masraflar itibarıyla davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının araç için yaptığı ve faturalarını sunduğu masrafların kullanımından kaynaklı ve zorunlu masraflar olup olmadığı, itibar edilen kayıtlarla bağlantısı hususlarında herhangi inceleme yapılmadığı görülmektedir. Bu bağlamda mahkemece hükme esas alınan rapor; hüküm kurmaya elverişli olmayıp, mahkemenin yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak vardığı sonuç tarafların iddia ve itirazlarını karşılar şekilde gerekçeyi içermemektedir.
Hâl böyle olunca mahkemece; hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere taraflar arasındaki satım ilişkisinin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde 4077 sayılı Kanun hükümleri dairesinde değerlendirme yapılması gerektiği de göz önünde bulundurularak, davacı tarafın araç için yaptığı ve faturalarını sunduğu masrafların kullanımdan kaynaklı ve yapılması gereken zorunlu masraflar olup olmadığı konusunda bilirkişiden Yargıtay denetimine imkân veren, bilimsel verileri içeren ek rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi