10. Hukuk Dairesi 2014/14808 E. , 2016/10060 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı... Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacılar ile dava dışı...arasında 02.11.2000 tarihinde düzenlenen Satış Vaadi İçerikli Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nde davacıların “arsa sahibi”, dava dışı ...’ın “müteahhit” olarak yer aldığı, 31209 ada ve 5 parsel sayılı 574 m2 yüzölçümündeki arsa üzerine yapılacak binada 1’er dairenin davacı arsa sahiplerine, diğer bağımsız bölümlerin müteahhit ...a ait olacağının kararlaştırıldığı, 10.06.2004 günü kat irtifakı tesis edildiği,...’ın Kuruma olan sigorta prim borçları nedeniyle 15.07.2005 tarihinde Haciz Bildirisi düzenlenerek ilgili Tapu Müdürlüğü’ne gönderilmesi üzerine arsa malikleri olan davacılar adına kayıtlı 2 ve 13 numaralı bağımsız bölümlere, borçlu ...’ın payı bulunduğu gerekçesiyle haciz şerhi işlendiği anlaşılmakta olup 06.11.2013 günü açılan işbu davayla,...’ın sözleşmenin gereğini yerine getirmeyip inşaatı yarıda bırakarak terk ettiğini ileri süren davacılar haczin kaldırılmasını istemişlerdir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 82. maddesinde, sigortalıların çalıştırıldığı işyeri devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından, aynı zamanda yeni işverenin de müteselsilen sorumlu olacağı, bu hükme aykırı sözleşmelerin muteber sayılmayacağı belirtilmiştir. Yeni işverenin sorumluluğunun hukuksal dayanağı, sigorta primi ile buna bağlı olarak gecikme zammı ve faiz borcuyla sınırlı “halefiyet”tir. Bu aşamada, uygulamada hangi durumların devir ve intikal kavramına girdiğinin saptanması önem taşımaktadır. Maddenin uygulanabilmesi için, işyeri faal (işler) iken ve sigortalılar ile birlikte devir ve intikal olgusunun gerçekleşmesi zorunludur. İşyerinin işler durumda iken satılması, kiraya verilmesi, hibe edilmesi,
“devir” olarak, işverenin ölümü üzerine işyerinin işler durumda iken mirasçılara geçmesi, şirketin tür değiştirmiş olması da “intikal” olarak nitelendirilmelidir. Buna karşılık sigortalıların çalışmalarına son verilip işyerinin kapatılmasından sonra yeni bir işyeri açılması, işverenin sorumluluğu altında işyerinde başkalarının çalıştırılması, örneğin işyerinin işveren vekilince yönetilmesi gibi olgular, devir anlamında değildir. Belirtilmelidir ki anılan maddede öngörülen sorumluluktan kurtulmak amacıyla danışıklı (muvazaalı) devir yoluna da gidilebilmektedir. Örneğin, işyeri kapatılmadığı halde kapatılmış gibi işlem yapılmakta, devir sözleşmesinin düzenlenmesinden kısa bir süre önce sigortalıların hizmet akitleri feshedilip daha sonra aynı sigortalılar yeni işverence yeniden işe alınmaktadırlar. Hatta işyerinin kapatılması amaçlanmadan, önceki sigortalıların tümü işten çıkartılıp başka sigortalılar işe alınarak, işyeri aynı amaçla ve önceki iş türüyle işletilebilmektedir. Bu gibi durumlarda, tarafların gerçek iradeleri, Türk Medeni Kanunun 2’nci maddesinde açıklanan objektif iyi niyet (dürüstlük) kuralı kapsamında yorumlanıp belirlenerek sonuca gidilmelidir.
Diğer taraftan 6183 sayılı Kanunun 54. maddesinde, ödeme süresi içinde ödenmeyen kamu alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı belirtilip cebren tahsil şekilleri arasında, kamu borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesine yer verilmiş, 62. maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince belirlenen borçlu veya üçüncü kişiler elindeki taşınır malları ile taşınmazlarından, alacak ve haklarından kamu alacağına yetecek tutarının tahsil dairesince haczolunacağı açıklanmış, 79. maddesinde üçüncü kişilerdeki taşınır malların, alacak ve hakların haczi düzenlenmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında dava değerlendirildiğinde, haciz işlemine esas alınan borcun dayanağı ve nelerden oluştuğu belirlenmeli, borç, ..adına tescilli söz konusu bina inşaatı işyerinde çalıştırılan sigortalılara ilişkin prim ve ferilerine yönelik olmadığı takdirde uyuşmazlık değinilen 79. madde kapsamında irdelenmeli, davacıların inşaatın yarıda bırakılıp terk edildiği yönündeki iddiasının gerçekliği araştırılarak bu olgunun varlığı durumunda inşaatın kim/kimler tarafından bitirildiği saptanmalı, daire karşılığı inşaat sözleşmesi, tapudaki yönetim planı, inşaat ruhsatı araştırılıp tapu ile karşılaştırılarak gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yüklenici ..a ve davacılara kalan daireler saptanmalı, işyeri devrinin söz konusu olup olmadığı tespit edilmeli, uyuşmazlık konusu bağımsız bölümler üzerinde...n hakkının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi amacıyla bu konuda davacılar ile...arasında süregelen veya sonuçlanmış dava olup olmadığı araştırılarak anılan davanın sonucu işbu inceleme konusu dava yönünden bekletici sorun kabul edilmeli, gerektiğinde davacılara konuya ilişkin yargıya başvurması için süre tanınarak sonucu beklenilmeli, haciz işleminin borca yetecek tutarla sınırlı olması gerektiğinden hareketle, haczedilen bölümlerin borç aslı ve ferilerini karşılayıp karşılamadığı saptanmalı, toplanan kanıtlardan elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, mülkiyet devredilmediğinden...Kuruma olan borcu nedeniyle arsa malikleri olan davacılar adına kayıtlı taşınmazlar üzerine haciz konulamayacağı yönündeki yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabul edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.