10. Hukuk Dairesi 2015/24856 E. , 2016/10026 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Davacısı : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Av. ...
Asıl dava, davacının iptal edilen sigortalılık süresine ilişkin fiili çalışmasının...’nde gerçekleştiğinin tespiti ile kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin ve yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, birleşen dava ise, yersiz olarak ödenen aylıkların yasal faizi ile geri alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl dava ve birleşen davaya ilişkin hükmün, davalı-birleşen dosya davacısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı-birleşen dosya davacısı Kurum vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" hükmü öngörülmüş olup, hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgilidir.
Somut olay bakımından, asıl davada iki davalı bulunmasına rağmen, hükümde davacı lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin hangi davalıdan tahsil edileceği açıkça belirtilmeden “davalıdan” denilerek hüküm kurmak suretiyle ve hükmün 1, 4 ve 5 nolu bentlerinde asıl davaya ilişkin, 3 nolu bendinde de birleşen davaya ilişkin hüküm kurulduğunun anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkralarının hangi dava ile ilgili olduğu açıkça belirtilmeyerek infazda tereddüte yol açılması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-) 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek
sayılmış, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. Mahkemece asıl ve birleşen dava bakımından davalı Kurumun harçtan muaf tutulması yerinde ise de, asıl davada diğer davalı şirketin harçtan muaf olmadığı ve karar ve ilam harcından sorumlu tutulması gerektiği hususu göz ardı edilerek, eksik harca hükmedilmemiş olması, birleşen davada harca ve yargılama giderine ilişkin hüküm kurulmaması da isabetsizdir.
Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesi yollaması ile Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Hüküm fıkrasının tamamen silinerek, yerine, “1-Asıl davada, davacının davasının kabulü ile, davacının tahsis işleminin geçerli olduğu ve kuruma borcu bulunmadığından borç bildirim belgesinin iptali ile davacının aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmesi gerektiğinin tespitine,
2-Birleşen Kütahya İş Mahkemesinin 2012/430 Esas, 2012/820 Karar sayılı dosyadaki davacının davasının reddine,
3- Asıl davada, alınması gereken 27,70 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 18,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 9,30 TL harcın davalı Kurumun harçtan muaf olması sebebiyle diğer davalıdan alınmasına, birleşen davada davacı Kurum taraf harçtan muaf olduğundan aleyhinde harç takdirine yer olmadığına,
4-Asıl davada, davacı lehine AAÜT gereğince hesaplanan 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
5- Asıl davada, davacı tarafça yapılan 25,00 TL tebligat gideri, 43,05 TL müzekkere gideri, 337,50 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 405,55 TL"nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davada davacı Kurum tarafından sarfedilen yargılama giderinin davacı Kurum üzerinde bırakılmasına,” bentlerinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.