10. Hukuk Dairesi 2015/1936 E. , 2016/9740 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 22.01.2013 tarihli Kurum İşleminin iptali ve Kurumca yersiz alınan primlerin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerekçelere göre Kurum’un temyiz itirazlarının reddine;
2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/10-642 E., 2012/38 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarında karar verilene kadar sürmesi gerekir.
Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII).
Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini, "dava şartı" olarak kabul etmiştir. Bu şart, "dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri" olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan "olumlu dava şartları" arasında sayılmaktadır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
Davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehlike ile tehdit edilmelidir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar.
Söz konusu bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Hanağası, Emel: a.g.e., s.133 vd).
Somut olayda, 19.09.2012 tarihli Kurum Raporu ile sigortasız 2 işçinin çalışmasının tespiti edilmesi sonucu, 22.01.2013 tarihli yazıyla Kurumca, davacıdan, 5510 sayılı Kanun’un 81/ı bendi ve 4447 sayılı Kanun’un geçici 7-8-9. maddelerine istinaden yapılan indirimlerden 1 yıl süreyle yararlanmasının durdurulmasına ve ek aylık pirim hizmet belgesi istenmesine karar verildiği, davacı yanca hem bu işlemin iptali hem de Kurumca tahsil edilecek olan primlerin iadesi istenmiş olup Mahkemece kısmen kabul ile Kurum işlemi iptal edilmiş ancak primlerin iadesi konusunda hukuki yarar yokluğundan red kararı verilmiştir. Yargılama esnasında davacıya, Kurumca, 06.08.2013 düzenlenme tarihli ödeme emrinin gönderildiği ve davacı yanca 05.02.2014 tarihinde 50 TL ödediği anlaşılmıştır. Mahkemenin istirdata yönelik verilen red kararı isabetsizdir.
Mahkemece, davacının, davayı açmakta hukuki yararı olduğu gözetilerek istirdata yönelik hüküm tesis edilmesi gerekirken davanın reddine dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.