13. Hukuk Dairesi 2017/4059 E. , 2020/3277 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına dair olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, lisansüstü eğitimi yapmak üzere Amerika Birleşik Devletlerine gönderilen davalı ..."ün doktora eğitimine devam etmekte iken izin süresinin 03.01.2002 tarihinde sona ermesine rağmen kendisinden bilgi ve belge alınamaması nedeniyle yurda geri çağrıldığını ileri sürerek, sözleşme gereği iki kat olarak yapılan harcamaların döviz olarak ve TC Merkez Bankasınca tespit edilen o günkü efektif satış kurundan Türk Lirası olarak tahsilini istemiş, bozma sonrası yapılan 30/12/2014 tarihli duruşmada da, davalı ..." nun 6552 Sayılı Kanundan yararlandırılarak kişi borcunun yeniden hesaplandığı ve borcunun tamamını yasal faiziyle ödediğini ve Strateji Geliştirme Daire Başkanlığında bekleyen herhangi bir borcunun kalmadığını, davanın konusuz kaldığını, davalı tarafın davanın açılmasına sebep olduğu için lehlerine vekalet ücreti verilmesini ve yargılama giderinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 155.361,34 $ asıl borç ile 77.680,67 $"ın %50 cezai şart tutarının davalılardan asıl borçlu ..."dan, ayrıca 400,00 TL"nin kefiller ... ..., ... ve ... ..." den müştereken ve müteselsilen (tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek şartı ile) alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, tarafların temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/02/2014 gün ve 2014/1059 Esas 2014/ 3261 Karar sayılı ilamı ile karardan sonra çıkarılan kanun değişikliğinin değerlendirilmesi gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda ödeme nedeniyle davanın konusuz kalması sebebiyle esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından vekalet ücreti ve yargılama gideri yönlerinden temyiz edilmiştir.
Dava, zorunlu hizmet karşılığı olan kurum alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafından sözleşme gereği iki kat olarak hesap edilen harcamalar toplamı olan 310.722,68 Dolar davalılardan talep edilmiş, mahkemece verilen kısmen kabul kararı 6111 Sayılı Kanun değişikliği nedeniyle bozulmuş ve bozma sonrası davalı ... tarafından borcun tamamı ödenmiş olup, dava konusuz kalmıştır. Davacı dava açılmasına sebep olunmadığını, borcun kanun değişikliği nedeniyle yapılan ödeme sonucunda konusuz kaldığını ileri sürerek davalı tarafından ödenen toplam 76.372,50 TL üzerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinde bulunmuştur. Mahkemece ‘...Yargılama giderleri ve bu cümleden olan avukatlık ücretinin değerlendirilmesinde, af niteliğinde 29/06/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5535 Sayılı Yasa ile 2547 Sayılı Kanuna geçici 53. madde eklenmiş anılan bu maddenin 2, 3 ve 4. fıkralarında buna göre borçların mecburi hizmete dönüştürüleceği veya bunlar için çıkartılan borç tutarından vazgeçilerek tahsilat işlemlerine son verileceği düzenlenmiştir. Yine 25/02/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı yasa"nın geçici 4 maddesinin 2 fıkrası uyarınca vazgeçilen borç tutarına isabet eden kısım için vekalet ücreti de dahil yargılama giderleri tahsil edilmez ...’ gerekçesi ile yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Ancak, Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nin 11/02/2016 tarih ve 7406 sayılı yazısı incelendiğinde; davalı ...’ün 30/03/2013 tarihli 6111 sayılı yasadan süresinde başvurusu olmadığı için yararlanamadığı ve daha sonrasında çıkarılan 29/09/2014 tarihli 6552 Sayılı Kanundan yararlanarak toplam 76.372,50 TL ödediği anlaşılmaktadır.6552 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin 2. fıkrası ; ‘...Bu madde uyarınca vazgeçilen borç tutarına isabet eden vekalet ücreti de dahil yargılama giderleri tahsil edilmez...’ şeklinde olup vazgeçilen kısım için vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmeyeceği açıktır. Hal böyle olunca, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren Yasa gereği davalı tarafından yapılan ödeme sonunda dava konusuz kalmış ise de, davanın açılmasına davalının kusurlu davranışı sebebiyet verdiğinden mahkemece davalı tarafından kanun değişikliği sonucu yapılan yapılandırma ile ödenen 76.372,50 TL üzerinden davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki; yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle mahkeme kararının “Hüküm” başlıklı bölümünün 2. bendinde bulunan "6111 Sayılı Yasa"nın geçici 4/2.maddesi gereğince davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına," ibarelerinin karar metninden çıkarılarak yerine “Davacı tarafından bozma öncesi yapılan toplam 112 TL yargılama gideri ile bozma sonrasında yapılan 253.15 TL tebligat ve posta gideri toplamı 365,15 TL"nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı yararına yapılandırma sonucu ödenen 76.372,50 TL üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen nispi vekalet ücreti olan 8.509,80TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine” ibarelerinin yazılmasına, mahkeme kararının düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.