8. Ceza Dairesi 2016/4642 E. , 2016/8444 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının; Anayasa Mahkemesi"nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gözetilerek infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak; yapılan yargılamaya, dosya içeriğine , toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonu- cunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suç tarihi itibariyle 5252 sayılı Yasanın 4 ve 5/2. maddeleri uyarınca 450 TL adli para cezasına hükmolunması gerekirken, suç tarihinden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değişik 12/1. maddesi uyarınca fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 6136 sayılı Yasanın 12/1. maddesi uyarınca hapis cezası yanında hükmolunan "500 gün" ibaresi çıkarılarak yerine “450 TL”, 6136 sayılı Yasa"nın 12/4. madde ve fıkrası
uyarınca tayin olunan "750 gün" ibaresi çıkartılarak yerine "675 TL", TCK.nun 62. maddesi uygulamasıyla belirlenen "625 gün" ibaresi çıkarılarak yerine "562 TL" yazılması ve hükümden TCK.nun 52/2. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ve kazanılmış hakkın korunmasına ilişkin hükmün 1. fıkrasının f bendinin çıkartılarak yerine "sanık hakkında ...1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2009 tarih ve 2007/480 esas, 2009/521 sayılı kararı ile kurulan hükmün sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olduğu gözetilerek CMUK.nun 326. maddesi uyarınca hapis cezası yönünden kazanılmış hakkı nedeniyle cezanın 4 yıl 2 ay hapis ve 562 TL adli para cezası üzerinden infaz edilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONAN- MASINA), 23.06.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasanın 13/2. madde ve fıkrasından cezalandırılması yerine aynı yasanın 12/1. maddesinden kurulan hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosya kapsamı, topanan deliller ve sanık savunmalarına göre, Almanya’da çalışan sanığın, 2007 yılında iznini geçirmek için Türkiye’ye gelirken kişisel gereksinimi için Almanya’da aldığı suça konu 6136 sayılı Yasanın 12/4. madde ve fıkrası kapsamındaki tüfek ile 728 adet fişeği de Karaman’daki evine getirdiği, eşinin ihbarı üzerine yakalandığı anlaşılmaktadır.
Ceza Genel Kurulu’nun 11.05.1992 tarih ve 1992/8-82-147; yine 27.06.1994 tarih ve 1994/8-165-189 E-K sayılı ilamları, Dairemizin 27.01.1994 tarih ve 1993/12015 E, 1994/590 K, 11.04.1995 tarih ve 1995/3807-5259 E-K, 02.04,1997 tarih ve 1996/1587 E, 1997/4821 K sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, 6136 sayılı Yasanın 12/1. madde ve fıkrası ateşli silahlarla mermilerini ülkeye sokma eylemini silah ve mermi taşıma ve bulundurma eyleminden farklı ve ağır bir yaptırıma bağlamış bulunmaktadır.
Burada Yasa Koyucunun amacının, ülkeye yasa dışı yollardan silah ve mermi sokup geniş kitleleri silahlandırarak iç barışı bozanların caydırıcı bir biçimde cezalandırılması olduğu kuşkusuzdur. Ancak yurtdışından kişisel gereksinimi için aldığı bir tek silah ile mermiyi ülkeye sokanların aynı biçimde cezalandırılmasının bu amaç dışında olduğunun kabulü gerekmektedir.
6136 sayılı Yasanın 12. maddesinin uygulanabilmesi için, failin çok sayıda silahı yurda sokma, soktuğu silahları satma, başkalarına verme, nakletme veya bu eylemlere aracı olma kastı bulunmalıdır. Kanuni tipe uygun hareketin ve neticenin önceden düşünülüp öngörülmesi ve istenmesi gerekir. Somut olayda sanığın tüfek ve mermileri Almanya’dan getirdiği sabit ise de, bunları satma amacıyla yurda getirdiği ve satma girişiminde bulunduğuna ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır. Sanıkta yurda kaçak silah sokma, silah ticareti ve kaçakçılığı kastı bulunmamaktadır. Sanık, sadece yetkili makamlardan izin almadan tüfek ve mermileri bulundurup taşımıştır.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c bendi uyarınca, herhangi bir dairenin yerleşmiş içtihadından dönmek istemesi halinde, bunun ancak içtihadı birleştirme yoluyla yapılması mümkündür. Eğer Dairemiz yukarıda bahsedilen iki Ceza Genel Kurulu kararıyla oluşan içtihadından dönmek istiyorsa, bunun yolu Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c madde ve bendinde gösterilmiş olup, içtihadı birleştirme yoluna başvurmalıdır. Oysa Dairenin çoğunluk görüşü Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c madde ve bendine aykırılık oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, sanığın kişisel gereksinimi için Almanya’dan aldığı bir adet tüfek ile 728 adet fişeği yurda sokma biçimindeki eyleminde, 6136 sayılı Yasanın 12/1. madde ve fıkrasında düzenlenen ülkeye silah sokma suçlarında amaçlanan ve Dairemizcede benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 11.05.1992 tarih ve 1992/8-82-147; yine 27.06.1994 tarih ve 1994/8-165-189 E-K sayılı kararlarında da vurgulanan “başkalarını da silahlandırmaya yönelik bir kasıt içinde olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı” bu nedenle de 6136 sayılı Yasanın 12/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan suçun oluşmadığı, eyleminin aynı Yasanın 13/2. madde ve fıkrası kapsamı içinde değerlendirilmesi gerekçesiyle yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun olmayan kararının bozulması yerine, sayın çoğunluğun kurulan hükmün düzeltilerek onanmasına dair kararına katılmıyoruz. 23.06.2016