Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2012/1753
Karar No: 2012/7627
Karar Tarihi: 20.09.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/1753 Esas 2012/7627 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2012/1753 E.  ,  2012/7627 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı

    ... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasında mahkemece karar verilmesine yer olmadığına dair İstanbul 5. Aile Mahkemesinden verilen 23.12.2011 gün ve 1082/1162 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

    KARAR

    Davacı ... vekili, tarafların boşandıklarını ileri sürerek, mal rejiminin tasfiyesi ile evlilik birliği içinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilen 6006 ada 15 parseldeki 2 nolu bağımsız bölüm ile 34 TY 8120 plakalı aracın değerlerinin yarısının davalıdan alınarak vekiledenine verilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Davalı ... Uludağ vekili, davacının alacak hakkının bulunmadığını, boşanma davasında tarafların birbirlerinden eşya ve mal talebinde bulunmayacaklarını açıkladıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece, boşanma dava dosyasında tarafların birbirlerinden karşılıklı olarak eşya ve mal taleplerinin olmadığını imzalı beyanlarıyla bildirdikleri, bunun taraflar için bağlayıcı nitelikte olduğu ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Taraflar, Şişli 2. Aile Mahkemesinin 20.07.2010 gün 2009/975 Esas ve 2010/685 Karar sayılı hükmü ile boşanmışlardır. Boşanma dava dosyasının son yargılama oturumunda her iki taraf imzalı beyanlarıyla aynen "...eşya ve mal talebimiz ...yoktur" açıklamasında bulunmuşlardır. Aynı tarihli gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde de aynen "...eşya mal... hususlarda karar verilmesine yer olmadığına" kararı verilmiş, hüküm 29.07.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanma hükmü kesinleşerek nüfus kayıtlarına işlenmiştir. Görülmekte olan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davada, davacı ... vekili, davalı ... Uludağ adına kayıtlı dava konusu taşınmaz ve aracın evlilik birliği içinde edinildiğini ileri sürerek alacak isteğinde bulunmuştur.
    Çözüme kavuşturulması gereken husus; boşanma dava dosyasında tarafların tutanağa geçirilen imzalı beyanlarında sözünü ettikleri "mal" ve "eşya" sözcüklerinden, mal rejiminin tasfiyesine konu edilebilecek mal varlıklarının anlaşılıp anlaşılamayacağıdır. 4721 sayılı TMK.nun ikinci kitabının birinci kısmının dördüncü bölümünün başlığı "Eşler Arasındaki Mal Rejimi" dir. Bu bölümün ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci ayırımları; sırasıyla "Edinilmiş Mallara Katılma", "Mal Ayrılığı", "Paylaşmalı Mal Ayrılığı" ve "Mal Ortaklığı" başlıklarını taşımaktadır. Söz konusu bölüm ve ayırımların altında yer alan bir çok kanun maddelerinde de "mal" ya da "malvarlığı" tabiri kullanılmıştır. Nitekim, 219.maddede "Edinilmiş Mallar", 220.maddede "Kişisel Mallar" ve 222/2.maddede "Paylı Mülkiyete Konu Mallar" hakkında düzenleme getirilmiştir. Bundan ayrı, aynı kanunun, "Eşya Hukuku " adını taşıyan dördüncü kitabının ikinci bölümü "Taşınmaz Mülkiyeti" üçüncü bölümü ise "Taşınır Mülkiyeti" başlıkları ile düzenlenmiştir. Diğer yandan Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Hukuk Mahakemeleri Kanunundaki birçok düzenlemelerden de mal ve eşya tabirlerinden taşınır ve taşınmaz varlıkları amaçlanmıştır. Yukarıda sözü edilen kanunlar ile bölüm başlıkları ve kanun maddeleri bir bütün olarak ele alıp değerlendirildiğinde; "mal" veya "eşya" tabirinden, eşlerin sahip oldukları ve mal rejiminin tasfiyesi davalarında konu edilebilecek, ekonomik değeri bulunan taşınır-taşınmaz varlıkların tamamının anlaşılması gerekmektedir.
    Bu açıklamalara göre somut olayda; tarafların boşanma davasında sözünü ettikleri "mal" ve "eşya" tabirlerinden, sadece boşanma davasının feri niteliğindeki nafaka, maddi-manevi tazminat istekleri ile ev ve çeyiz eşyaları anlaşılmamalıdır. Aksi düşünce, kanun koyucunun ve özellikle de mal rejiminin tasfiyesini düzenleyen TMK.nun sistematiğine ve ruhuna aykırıdır. 20.07.2010 tarihli yargılama oturumunda sözü edilen "mal" ve "eşya" sözcüklerinden, taraflara ait ve mal rejiminin tasfiyesine konu olabilecek taşınır ve taşınmaz malların tümünün amaçlandığının kabulü gerekir. Bu kabule göre, mahkemenin yazılı gerekçeyle verdiği, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiştir.
    Açıklanan tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan yerel mahkeme hükümün ONANMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 20.09.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
    Dava, yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir.
    Mahkemece, tarafların boşanma dosyasının 20.7.2010 tarihli yargılama oturumunda, imzalı beyanlarında yer alan, “..maddi ve manevi tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası ile eşya ve mal talebi, ayrıca masraf ve vekalet ücreti talebimiz yoktur..” ibaresi nedeniyle tarafların mal rejimine konu yapılan araç ve bağımsız bölümün de beyanlarında geçen eşya ve mal ibaresi içerisinde kaldığını, eşlerin bu konuda anlaştıklarını, bu nedenle davanın konusunun kalmadığını gerekçe göstermek suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yüksek Daire çoğunluğunca, beyanlarda yer alan eşya ve mal tabirinin araç ve meskeni de kapsadığı gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
    Çoğunluk ile azınlık arasında uyuşmazlık konusunu teşkil eden nokta “…eşya ve mal…” tabirinin mal rejimine konu yapılan araç ve taşınmazı kapsayıp kapsamadığına ilişkindir. Gerek araç ve gerekse uyuşmazlık konusu bağımsız bölüm yasal mal rejiminin eşler arasında geçerli olduğu dönemde 2008 yılında alınmışlardır. Bu nedenle istek edinilmiş mallara katılma alacağına yöneliktir. Eşler aralarında mal rejimi konusunda herhangi bir yazılı anlaşma yapmamışlardır. Ancak, Şişli 2. Aile Mahkemesine ait 2009/975 Esas sayılı boşanma dosyasının 20.7.2010 tarihli oturumunda, alınan beyanlarında az yukarıda açıklandığı biçimde maddi ve manevi tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası ile eşya ve mal talebi, ayrıca masraf ve vekalet ücreti talebimiz yoktur, cümlesi içerisinde yer alan “eşya ve mal” ibaresinin araç ve taşınmazı da kapsayıp kapsamadığı konusunun açıklığa kavuşturulması gerekir.
    Bilindiği gibi, aile hukukuna ilişkin hükümler gerek doktrinde ve gerekse uygulamada kamu düzenine ilişkin hükümler olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle aile hukuku kapsamında yer alan mal rejimiyle ilgili hükümlerde aynı ilkeye tabidir. Eşya ve maldan kastın ne olduğu mahkemece açıklattırılmadığı gibi, taraflarca da bunlar açık bir biçimde ifade edilmemiştir. Uygulamada eşya ve mal tabirlerinin ayrı ayrı kullanıldığı gibi, birbirlerinin yerine de kullanıldığı konusunda duraksamamak gerekir. Eşya hukuku bakımından olaya bakıldığında, taşınmazlarla ilgili olarak eşya hukuku ifadesi kullanılmaktadır. Bunun yanında ağırlıklı olarak boşanma davalarıyla birlikte açılan ancak, boşanmanın eki niteliğinde olmayan çeyiz, şahsi, ziynet ve ev eşyaları da söz konusu olabilmektedir. Bunların tümü açısından aynı zamanda mal tabiri de kullanılabilmektedir. Beyanlarda geçen ibareler dar anlamda yorumlandığında; çeyiz eşyası, şahsi eşya, ziynet eşyası ve ev eşyalarının kastedildiği sonucuna ulaşmak mümkündür. Doğrusu da budur. Bu şekilde yorumlandığında iki tarafında mağdur olamayacağı ve katılma alacağı kapsamında herkesin payını alacağı açıktır. Geniş yorumlandığında ise, yani eşya ve mal tabirinin kapsamına araç ve taşınmaz mallarda sokulduğunda bu durumda, eşlerden birinin bundan büyük zarar göreceği alacağından yoksun kalacağı inkar edilemez.
    Boşanma davasının açılması halinde taraflarda oluşan psikolojik durum ve o anki ruh halleri göz önünde tutulduğunda adeta boşanma davası bir an evvel bitmiş olsunda ne olursa olsun düşüncesiyle anlaşmaların doğuracağı sonuçlar önceden hesaplanmadan kısa yoldan sonuca ulaşılmak istenildiğinden beklenmeyen bu durumların ortaya çıkacağı bir gerçektir.
    Bu bakımdan beyanlardan geçen ibarelerin oldukça dar yorumlanması hak ve adalet kuralları ile tarafların durumlarına daha uygun düşmektedir. Verilecek bir karar hukuk kurallarına uygun olması gerektiği kadar adilde olmalıdır. Bunda her iki tarafında yararı söz konusu olup, bunun gözetilmesi de esastır.
    Kural olarak; gerek tarafların yazılı olarak hazırlayıp mahkemeye sundukları protokollerde ve gerekse mahkeme huzurunda alınan imzalı beyanlarda mal ve eşyanın nelerden ibaret olduğu hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde tek tek sıra numarasıyla yazılması gerekmektedir. Sözü edilen ibareler geniş bir yoruma tabi tutulduğunda hakkın özünün de kaybolacağı ve bir tarafın hakkına kavuşamayacağı da göz ardı edilmemelidir. Mal rejimine ilişkin davalar kendine özgü davalar olduğundan bu nitelikleri gözönünde bulundurularak delillerin toplanılması, her türlü delille kanıtlanması ilkesinin kabul edilmesi, protokollerin ve beyanların yorumlanması yolu tercih edilmektedir.
    Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken, kararın onanması şeklinde gerçekleşen Sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyoruz. 20.09.2012









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi