10. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/14851 Karar No: 2016/9623 Karar Tarihi: 09.06.2016
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/14851 Esas 2016/9623 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2015/14851 E. , 2016/9623 K. "İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı S... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacılar ile dava dışı A... B..., P...B..., A... T..., A... K... arasında 04.03.2002 tarihinde düzenlenen Taşınmaz Satış Vaadi Ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nde davacıların “müteahhit”, dava dışı anılan kişilerin “arsa sahibi” olarak yer aldığı, 392 parsel sayılı 6.000 m2 yüzölçümündeki arsa üzerine yapılacak binalardan her bir arsa sahibine 3 adet 3 katlı olmak üzere toplam 12 tanesinin ait olacağının kararlaştırıldığı, 08.02.2006 günü arsa maliklerince Noter kanalıyla davacılara hitaben düzenlenen ihtarnamede, inşaat süresinde bitirilmediğinden gerekleri yerine getirilmeyen anılan sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği anlaşılmakta olup söz konusu inşaat işyeri nedeniyle Kuruma olan sigorta primi ve ferilerine ilişkin borçlar yönünden işveren sıfatıyla davacılar adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği üzerine yasal süresinde işbu davanın açıldığı belirgindir. Davanın yasal dayanaklarından olan 6183 sayılı Kanunun 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri gereğinin ödeme emriyle tebliğ olunacağı belirtilmiş, 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği ya da zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itirazda bulunabileceği açıklanarak 3 temel itiraz nedeni sayılmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler “işveren”, işveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimseler “işveren vekili” olarak tanımlanarak bu Kanunda geçen işveren deyiminin işveren vekilini de kapsadığı, işveren vekilinin bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı aynen işveren gibi sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır
Yukarıdaki açıklama ve yasal düzenlemeler ışığında dava değerlendirildiğinde, davacıların sigorta prim borçlarından sorumlulukları öncelikle işveren olduklarının ortaya konulmasına bağlı olup davacıların iddiası kapsamında yöntemince araştırma yapılarak inşaatın kim/kimler tarafından yapıldığı belirlenmeli, davacılarca inşaatın bir kısmının yapılması durumunda bitirilen bölüm ve bitirme tarihi saptanmalı, bu konuda davacılar ile arsa malikleri arasında süregelen veya sonuçlanmış tüm dava dosyalarından kanıt olarak yararlanılmalı, böylelikle işverenin kim/kimler olduğu açıklıkla ortaya konularak toplanan kanıtlardan elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, inşaatın davacılar tarafından yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabul edilmesi, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.