12. Ceza Dairesi 2014/21413 E. , 2015/7634 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK"nın 62, 58/2-b, 53/1 maddeleri uyarınca mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, bölgenin sit alanı olduğunu bilmesi halinde suça konu eylemi gerçekleştirmeyeceğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesine göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edileceği; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı;
Belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; ...Koruma Kurulu"nun 15/11/1994 tarih ve 2325 sayılı kararı ile tescil edilip,. . Koruma Bölge Kurulu"nun 29/09/2009 tarih ve 3433 sayılı kararı ile sınırları güncellenen ... Antik Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki, sanığın annesi .... da hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde sanık tarafından sera yapılmak istendiği, konu ile ilgili olarak ören yeri görevlisinin düzenlediği 09/07/2012 tarihli tutanakta, daha önce Müze Müdürlüğü"ne bildirilmiş olan sera inşaatına devam edildiğinin, tesviye yapılmış alanda sera direkleri için birbirini takip eden çok sayıda çukur açıldığının, insan gücü ve traktörle çalışmaların sürdürüldüğünün belirtildiği, kolluk kuvvetlerince düzenlenen aynı tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı ile de, arazinin doğal görüntüsü bozularak, toprakla doldurulup düzleştirildiğinin, arazi üzerinde sac ve profil demirler bulunduğunun, araziye taş taşıma işine devam edildiğinin belirlendiği, dosya içerisinde mevcut 19/11/2013 tarihli fen bilirkişi raporunda, suça konu taşınmaz içerisinde 2000 metre karelik sera ile sözü edilen seranın batısında bulunan 3000 metre kare olmak üzere toplam 5000 metre karelik alanın iş makinesi ile düzlenerek açıldığının belirtildiği, 20/11/2013 tarihli arkeolog bilirkişi raporuna ekli fotoğraflardan da, sera imalatının tamamlanıp faaliyete geçirildiğinin görüldüğü, ... Antik Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı sınırlarının güncellendiği 29/09/2009 tarih ve 3433 sayılı kurul kararı mahallinde mutat vasıtalarla halka duyurulduğu gibi, sanığın, suça konu eylem tespit edildikten ve anılan hususta kolluk kuvvetlerince ifadesi alındıktan sonra da fiilini sürdürerek, sera inşaatını keşifte gözlemlenen hale getirdiği, dolayısıyla, bölgenin niteliğinin ve bölgede inşai ve fiziki müdahale gerçekleştirilemeyeceğinin sanık tarafından bilindiğinde tereddüt bulunmadığı, diğer yandan, gerek olay ile ilgili olarak düzenlenen rapor ve tutanaklardan gerekse dosya kapsamında mevcut fotoğraflardan, sanığın eyleminin, “1. derece arkeolojik sit alanına inşai ve fiziki müdahalede bulunma” boyutunu aşarak, tesviye edilip çukurlar açılmak suretiyle “alanın zarar görmesine kasten sebebiyet verme” boyutuna ulaştığının anlaşıldığı, bu bakımdan, suç işleme konusundaki kararlılığını ortaya koyan sanık hakkında, karar tarihinde yürürlükte olan 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi uyarınca asgari hadden uzaklaşılarak hüküm tesisi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Sanığa ait adli sicil kaydında bulunup tekerrüre esas alınan... Ağır Ceza Mahkemesi"nin 30/07/1998 tarih, 1998/77 Esas, 1998/236 Karar sayılı ilamının infaz bilgileri araştırılarak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına dair değerlendirme yapılması gerektiğinin göz ardı edilmesi,
3- 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken, hak yoksunluğu süresinin koşullu salıverilme tarihine kadar olması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
İddianamede yer almayan 5237 sayılı TCK"nın 58. maddesinin uygulanabilmesi için sanığa ek savunma hakkı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek, 5271 sayılı CMK"nın 226/2 maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.