3. Hukuk Dairesi 2020/12329 E. , 2021/9549 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalı ... ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen karar, davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 05/10/2021 tarihinde davacılar vekilleri Av. ..., Av. ... ve Av....ile davalılardan ... vekili Av. ..., ..., ... ve ... vekilleri Av. ..., Av...., davalılardan ... vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; müteveffa ...’nun, 22/12/2008 olay tarihinde, ikamet ettiği sitenin otoparkında, site otopark görevlisi ve gece bekçisi olarak çalışan davalı ... tarafından bıçaklanarak öldürüldüğünü, bahse konu davalının ceza davasında “kasten öldürme” suçundan sanık olarak yargılandığını; diğer davalı kat maliklerinin, sigortalı olarak çalışan davalı ...’ın işvereni sıfatıyla gerçekleşen haksız fiilden kusursuz sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik davacılardan ... , ... ve ...’in her biri için 50.000’er TL maddi ve 200.000’er TL manevi; davacı ... için 5.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi; diğer davacılardan her biri için 50.000’er TL manevi tazminatın; cenaze ve defin gideri olarak 20.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek
yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmişler; 23/05/2012 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerini davacılardan ... için 507.439,40 TL, ... için 36.089,24 TL, ... için 48.965,58 TL, ...için 142.039,26 TL olarak belirlemişlerdir.
Davalı ... vasisi; müteveffanın ağır tahriki sonucu olayın meydana geldiğini, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...; site yöneticisi olarak sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davalı ...’ın, kendisinin yönetici olduğu tarihten önceki bir tarihte işe alındığını, bahse konu davalının istihdam edeni olmadığını, tarafına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar; site bahçesinin küçük bir bölümünün otopark alanı olarak kullanıldığını ve misafir araçların park etmesinin yasaklandığını, müteveffaya misafir olarak gelen üçüncü kişinin arabasını söz konusu alana park etme hususundaki ısrarı sonucu, müteveffa ile davalı site görevlisi arasında çıkan kavgada, müteveffanın haksız tahriki nedeniyle dava konusu olayın meydana geldiğini ve şahsilik kazandığını, olayın davalı site görevlisinin görevi sırasında vermiş olduğu hizmetten kaynaklanmadığını, kat maliki olarak sorumluluklarına gidilemeyeceğini, kaldı ki davalı ...’ın işe alımında gerekli itinanın gösterildiğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; 22/12/2008 olay tarihinde, site sakini müteveffa ... ile site görevlisi davalı ... arasında çıkan kavganın ...’nun ölümü ile sonuçladığı, olay nedeniyle ceza davasında sanık olarak yargılanan davalı ...’ın hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği; davalılardan ...’ün olayın geçtiği sitenin yöneticisi, diğer davalıların ise site kat malikleri olduğu; yönetici, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre kat maliklerinin vekili olup, yöneticinin istihdam eden sıfatının bulunmadığı, davalı ...’in yöneticiliğe getirildiği tarihten önceki bir tarihte davalı ...’ın işe alındığı, bu nedenlerle davalı ...’in pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı kat maliklerinin ise diğer davalı site görevlisini seçmede, talimat vermede, denetim ve gözetimde özensiz davrandıkları anlaşılamadığı gibi davalı ...’ın gördüğü işle hiçbir ilgisi olmayan eylemi sonucu olayın meydana geldiği, bu sebeplerle davalı kat maliklerinin de pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, gerçekleşen olay nedeniyle davalı ...’ın sorumluluğuna gidilebileceği, ancak hesaplanan destek tazminatından haksız tahrik nedeniyle % 50 indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle; davanın, davalı ... dışındaki diğer davalılar yönünden reddine; davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davacılardan ... için 253.719,70 TL, ... için 18.044,62 TL, ... için 24.482,79 TL, ...için 71.019,63 TL maddi tazminat ile davacılar ..., ... ve...’dan her biri için ayrı ayrı 20.000’er TL manevi tazminatın; davacılardan...ve ...’dan her biri için ayrı ayrı 10.000’er TL manevi tazminatın; cenaze gideri olarak 7.500 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline dair verilen hüküm, davacıların temyizi üzerine; Dairece verilen 03/07/2018 tarihli ve 2018/3521 E. 2018/7474 K. sayılı kararla, davacıların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra;
“Somut olayda; olayın davalıların kat malikleri olduğu sitede, kat maliklerinin talimatları doğrultusunda hareket eden site görevlisinin, yaptığı iş ile ilgili eylemi nedeniyle dava konusu olayın meydana geldiği, kat maliklerinin, davalı ..."ın işlediği fiil nedeniyle B.K."nun 55. (T.B.K. 66.) maddesi hükmü gereğince sorumlu tutulmaları gerektiği anlaşıldığından yazılı gerekçe ile iş bu davalılar açısından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine; davalılar ..., ... ..., ..., ..., ... ,... ve ...’a yönelik açılan davanın kısmen kabulüne, davacılardan ... için 253.719,70 TL, ... için 18.044,62 TL, ... için 24.482,79 TL, ...için 71.019,63 TL maddi tazminat ile davacılar ..., ... ve...’dan her biri için ayrı ayrı 20.000’er TL manevi tazminatın; davacılardan...ve ...’dan her biri için ayrı ayrı 10.000’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; cenaze gideri olarak 7.500 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalılardan ..., ...., ... ... ve katılma yolu ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davalı ...’ın temyiz istemi yönünden;
Davalı ... vekili, hükmü tebliğden sonraki onbeş gün içinde temyiz etmeyip, karşı tarafın temyiz dilekçesine verdiği cevapla birlikte (katılma yoluyla) temyiz etmiştir.
HUMK" nın 433/2. maddesi gereğince, katılma yoluyla temyiz süresi on gün olup, davacılar vekilinin temyiz dilekçesi, davalı vekiline 01/11/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, katılma yoluyla temyiz dilekçesi on günlük süre geçtikten sonra 14/11/2020 tarihinde verilmiştir.
Mahkemece bu yön saptanmak suretiyle verilen temyiz isteminin süreden reddine ilişkin ek kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Bilindiği üzere, mahkemece verilen kısa karar (hüküm sonucu), bir davayı esastan çözümleyen ve uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardandır. Bu kararla, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş; gerekçeli kararı (hükmü), kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte hakimin yazmasından ibarettir. Eş söyleyişle, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. Esasen, hükmün tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması, kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala kanun koyucu HMK’nın 297. maddesiyle varlık kazandırmıştır.
Yine Anayasamızın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, gerekçe, hükümle çelişik olamaz. Aksinin kabulü, mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve kanunlarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.
Somut olayda; hükmün gerekçesinde, davalı site yöneticisi ... dışındaki diğer tüm davalıların, davacıların uğradığı zarardan ve buna bağlı olarak zararın tazmininden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmesine rağmen; kısa kararda davalılardan ...’ın ismine yer verilmeyerek eş söyleyişle bahse konu davalı hakkında hüküm kurulmayarak hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu itibarla, gerekçe ile hükmün çelişkili olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3) Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan EK KARARIN ONANMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 3.050 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin yekdiğerlerinden alınıp yekdiğerlerine verilmesine, 6100 sayılı HMK"nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nın 440. maddesi gereğince hükmün tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.