20. Hukuk Dairesi 2014/550 E. , 2014/3510 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... Yönetimi, 19.11.2008 tarihli dilekçesiyle ... mevkiinde bulunan 1513 sayılı parselin kısmen, 1514 sayılı parselin ise tamamen, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını bildirerek, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini, davalıların elatmalarının önlenmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların 1945 yılında kesinleşen ... Devlet Ormanı sınırları içinde bırakıldığı, ancak, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ile 1513 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) bölümü ve 1514 sayılı parselin (D) bölümünün Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılması nedeniyle, Orman Yönetiminin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile 1513 sayılı parsele ilişkin davanın kabulüne, 1514 sayılı parsele ilişkin davanın kısmen kabulüne, 1513 sayılı parselin fen bilirkişisi krokisinde (A) işaretli 426 m² yüzölçümündeki bölümü ile, 1514 sayılı parselin (C) işaretli 9045,27 m² bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalıların bu bölümlere elatmalarının önlenmesine, çekişmeli 1513 sayılı parselin (B), 1514 sayılı parselin ise (D) işaretli bölümlerinin tapu malikleri üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, Orman Yönetimi tarafından 1513 sayılı parselin (B) ve 1514 sayılı parselin (D) bölümlerine, davalı gerçek kişi tarafından da 1513 sayılı parselin (A) ve 1514 sayılı parselin (C) bölümlerine ilişkin olarak temyiz edilmekle hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.01.2010 gün ve 2009/17986 E. - 2010/392 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Çekişmeli taşınmazların 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda ... Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı ve tapuda Hazine adına tescil edildiği, 1950 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre makiye ayırma işlemi yapılmışsa da "Yer yer erozyonun da mevcut olduğu sahada; yayılmış vaziyette meşe, kayın, kestane, ıhlamur ağaçlarının görüldüğü, yaşlarının 20 - 40, eğimin % 30 - 50 arasında bulunduğu, muhafaza karakteri taşıdığı için 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi kapsamına girmediğinden evvelce maki olarak tefrik edilip, iki parça 388 hektar sahanın orman olarak mütalâa edilmesi gerektiği" şeklindeki rapor üzerine 28.12.1962 tarihinde iptal edildiği, toprak tevzi komisyonunca dağıtım yapılmadığı, taşınmazların kesinleşen orman sınırı içinde kalmaya devam ettiği, bu nedenle, 23.08.1991 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması sonucu orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle bir bölümünün P.LIV nolu poligon numarası verilerek Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, 1513 sayılı parselin üzerinde seyrek meşe ağaçları bulunduğu, 1514 sayılı parselin ise tamamen orman ağaçları ile kaplı olduğu, bu güne kadar hiçbir tarımsal faaliyetin yapılmadığı ve koruma makisi olduğu anlaşılmaktadır.
Makiye ayrılan yerlerde Y.İ.B.B.K."nın 22.03.1996 gün 5-11 kararı ile yine H.G.K."nun Y.K.D"nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile özel kanunlar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında başka tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği kabul edilmiştir. 5653 sayılı Yasa ile değişik 3116 sayılı Kanunun 1/son ve 43. maddesi gereğince orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin muhafaza ormanı olması nedeniyle, 1. Hukuk Dairesinin 19.09.2001 gün ve 8253/9337; 14.10.1999 gün ve 7693/9956; 27.03.2003 gün ve 2666/2623 sayılı kararları ve konu ile ilgili 20. Hukuk Dairesi kararlarında kabul edildiği gibi orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makilikler "muhafaza ormanı" sayıldığından, makiye ayrılamaz ve toprak tevzi yoluyla dağıtılamaz, dağıtılmış olsa bile, yolsuz olarak oluşturulan böyle bir tapuya yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına rağmen, değer verilemez. Orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makiliği alanlarında 28.03.1996 tarihli ve 1993/5-1996/1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmamaktadır. 5653 sayılı Kanunda ve bu kanun uyarınca çıkartılan yönetmelikte maki komisyonlarına "Orman sınırı dışına çıkartma" yetkisi verilmemiştir. Aslı orman olan bir yerde, kanun ve yönetmeliğe aykırı olarak yapılan makiye ayırma işlemi yok hükmünde olduğu gibi, Orman Yönetimi tarafından her zaman iptal edilebilir. Nitekim somut olayda olduğu gibi, 1962 yılında iptal edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazlar, 1945 yılında yapılan ve Hazine adına tescil edilen orman kadastro sınırları içinde ve fiilen orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerince bu durum gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, ancak, 766 sayılı Kanunun 46/2 ve 3402 sayılı Kanunun 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastro olması nedeniyle yolsuz (T.M.K’nun 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olduğu, malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.K.’nun 1026. (E.M.Y. 934 - İsviçre M.K. 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı gözetilerek çekişmeli 1513 sayılı parselin (A) ve 1514 sayılı parselin (C) bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davacı ... Yönetiminin,1513 sayılı parselin (B) ve 1514 sayılı parselin (D) bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli parsellerin kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, eylemli orman olduğu saptanmıştır. Mahkemece, Orman Yönetiminin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, 05.11.2003 gün ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 11/5. maddesi hükmüne göre “….. orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tesbit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler, Hazine adına orman niteliği ile tescil edilir.” Bu kanunî düzenleme ve 3224 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun ve hükümleri gözönünde bulundurulduğunda, 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan alanların Hazine adına tescil edilmesinde Orman Genel Müdürlüğünün yararı, dolayısıyla aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek, davanın Hazineye yaygınlaştırılması için davacı yönetime olanak verilmesi ve bu bölümlerle ilgili davanın esası hakkında da karar verilmesi gerekirken, bu bölümlere ilişkin davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olduğu] gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, 1513 parselin (B) ve 1514 parselin (D) bölümlerinin 2/B madde uyarınca Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmekle tekrar bozulmuştur.
Hükmüne uyulan 20. Hukuk Dairesinin 13.06.2012 gün ve 5603-8934 sayılı bozma kararı özetle; "6831 sayılı Orman Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2., 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi, eylemli orman niteliğindeki taşınmazların iade edilmeyeceği gibi konular düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
Bozma kararına uyulduktan sonra, Hazinenin 2/B ye dayalı olarak açtığı tapu iptali ve tescil istemli 2009/249 sayılı, eldeki dava ile birleşen davasına, Orman Yönetiminin eylemli orman iddiası ile müdahil olması ve Hazinenin de davasını bu yönde ıslah etmesi nedeniyle, mahkemece, davanın kabulüne, 10.06.2009 tarihli krokide,1513 parselin (B) işaretli 10974 m², 1514 parselin (D) işaretli 3874,73 m² bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tesciline, davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; orman savına ve 2/B uygulamasına dayalı tapu kaydının iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1982 yılında yapılıp ilân edilen ancak itirazlar incelenmediği için kesinleşmeyen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 22.02.1991 ilâ 29.08.1991 tarihleri arasında ilân edilerek dava tarihinde kesinleşmiş olan aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.Yörede 1957 yılında yapılan genel kadastroda, 1513 ve 1514 parsel sayılı sırasıyla 11400 m² ve 12900 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tesbitleri itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, 15.07.2008 tarihinde davalılara intikal etmiştir.
1) Hükmüne uyulan bozma ilâmına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmaya göre, temyize konu 1513 parselin (B), 1514 parselin (D) bölümünün % 30-35 eğimli, üzerinde meşe ağaçları bulunan eylemli orman niteliğindeki yerlerden olduğu saptanarak, yazılı biçimde orman niteliğiyle Hazine adına tescile karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile taşınmazın tapu kaydının iptali yönünde kurulan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Davalılar vekilinin elatmanın önlenmesi kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Türk Medenî Kanunun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine aynı hüküm uyarınca haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazlar davalılar adına tapuda kayıtlı olup, davalıların haksız bir tasarruf ve elatmasından söz edilemez ve elatmanın önlenmesine karar verilemez. Bu itibarla, mahkemece elatmanın önlenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde gösterilen nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyize konu taşınmazların tapu kaydının iptali yönünde kurulan, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2) İkinci bentde gösterilen nedenlerle; elatmanın önlenmesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile elatmanın önlenmesine ilişkin hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 25/03/2014 günü oy birliği ile karar verildi.