13. Hukuk Dairesi 2012/18832 E. , 2013/4251 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar; konut sahibi olmak amacıyla davalı bankadan 60.000.TL kredi kullandıklarını, ancak daha sonra konut kredisi değil de tüketici kredisi aldıklarını öğrendiklerini ve fazladan bir takım faiz ve ek vergi ödediklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 30.000.TL kapama bakiyesinin davalı bankaya ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulü ile toplam 2.744,65.TL’nin 03/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar eldeki dava ile kendilerine konut kredisi kullandırıldığı söylenmesine rağmen Tüketici Kredisi kullandırılmış olduğunu daha sonra davalı bankaya borcun tamamını ödeyerek kapattıklarını ancak bu nedenle fazladan bir takım faiz ve ek vergi ödediklerini belirterek fazla ödenen bedelin iadesini istemişlerdir. Dosya kapsamına göre, davacıların 5582 sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un yürürlük tarihinden önce 19/02/2007 tarihinde davalı bankadan kredi kullanmış oldukları bu nedenle kullanılan kredinin isminin tüketici kredi olarak belirlenmiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinde konut kredisiyle ilgili hükümlerin de bulunduğu ve alınan kredinin "ev kredisi" amaçlı olduğunun belirtildiği, davacıların daha sonra davalı bankaya borcun tamamını ödeyerek krediyi kapattıkları uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, 5582 sayılı yasanın yürürlük tarihinden evvel imzalanan kredi sözleşmesinden doğan borcun tamamen kapatılması halinde faiz indirimin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
5582 sayılı yasanın geçici 11.maddesinde; “Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan ve bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan konut finansmanı tanımına uyan kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinin tarafı olan tüketiciler, bu maddenin yürürlüğe girmesini takiben üç ay içerisinde, sözleşmenin yapılmış bulunduğu konut finansmanı kuruluşuna başvuruda bulunarak, sözleşme konusu işlemin, bu kanunun 38/A maddesinde yer alan konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunabilirler. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan sözleşmeleri, bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre akdedilen sözleşmelerde, her halükârda borcun vadesinden önce ödenmesi durumunda, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” hükmü yer almakta olup, 4077 sayılı Kanunun 10 maddesinin 4.fıkrasında ise ; Tüketici, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da kredi veren, ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür. Bakanlık ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indiriminin ne oranda yapılacağının usul ve esaslarını belirler” hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, davacıların kullanmış oldukları kredi nedeni ile erken kapama bakiyeleri hesaplanırken anılan yasa hükümleri gereğince gerekli faiz indirimi uygulanması gerekirken incelenen bilirkişi raporu içeriğine göre bu indirimin uygulanmamış olması usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca, mahkeme yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi BOZMA nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle davacıların temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.