12. Hukuk Dairesi 2020/572 E. , 2020/8435 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1) Borçlu İSKİ Genel Müdürlüğü"nün temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre temyiz itirazlarının REDDİNE;
2) Alacaklı ... Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş."nin temyiz itirazlarına gelince;
Alacaklı ... Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından borçlu ... Genel Müdürlüğü aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde, takip dayanağı ilamın bozulması ve davanın görev (yargı yolu) nedeniyle reddine dair ilamın kesinleşmesi üzerine alacaklıya ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren faizi ile iadesine yönelik muhtıra tebliğ edildiği, alacaklının icra mahkemesine başvurusunda muhtıra ile faiz talep edilemeyeceğini ileri sürerek 6.11.2017 tarihli muhtıranın faiz yönünden iptaline karar verilmesini istediği, İlk Derece Mahkemesince muhtıra tebliğ tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği kabul edilerek bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin kısmen kabulü ile 6.11.2017 tarihli muhtırada fazla istenen 473.410,07 TL faizin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilamın kesinleşme tarihinden iade tarihi olan 14.11.2017 tarihine kadar faiz hesaplanması gerektiği gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabul kısmen reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6.11.2017 tarihli muhtıradaki faiz miktarının 216.328,63 TL olarak düzeltilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK"nun 40/2. maddesine göre "Bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulduğunda, aleyhine icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kat"i bir ilamla belirlenirse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hale iade olunur."
Maddeden de anlaşılacağı üzere, yapılan ödemenin geri alınabilmesi, dayanak ilamın kesinleşmesi koşuluna bağlıdır. Alacaklının iade etmesi icap eden miktardan haberdar edilmesi bir muhtıra ile sağlanmalıdır. Alacaklının muhtıra tebliğine rağmen bu parayı iade etmemesi halinde temerrüdü oluşur ve kendisinden faiz istenebilir. Bir başka anlatımla alacaklıdan iadesi gereken paraya, muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren (muhtıra ile süre verilmiş ise bu süreden sonra) faiz yürütülebilir.
Somut olayda, takibin dayanağı olan İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.09.2012 tarih, 2011/659 E. ve 2012/592 K. Sayılı kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 30.01.2014 tarih, 2013/37722 E. ve 2014/2382 K. Sayılı ilamı ile bozulması üzerine aynı mahkemenin 27.11.2014 tarih, 2014/408 E. ve 2014/432 K. Sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verildiği ve bu kararın 29.09.2015 tarihinde kesinleştiği, borçlunun talebi üzerine alacaklıya 6.11.2017 tarihli muhtıra gönderilerek toplamda 1.604.200,95 TL"nin muhtıranın tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dosyasına ödenmesinin istendiği, muhtıranın alacaklıya 7.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve alacaklının talep edilen faiz dışında kendisine ödenen 1.129.128,94 TL"yi verilen süre içinde 14.11.2017 tarihinde icra dosyasına yatırdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda iade borcu yönünden alacaklının temerrüde düştüğünden bahsedilemez ve kendisinden faiz talep edilemez. Ne var ki, ilk derece mahkemesince muhtıra tebliği ile iade borcunun gerçekleştiği tarih arasında faiz istenebileceği kabul edilerek hüküm tesis edilmiş olup, istinaf yoluna başvuran borçlu (iade alacaklısı) ... Genel Müdürlüğü aleyhine karar verilemeyeceğinden 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Diğer taraftan, alacaklı tarafından istinafa cevap dilekçesi ile hiç faiz talep edilemeyeceği ileri sürülerek kararın bu yönüyle kaldırılması talep edilmiş ise de; karşı tarafın istinaf dilekçesi istinaf yoluna başvurana 23/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği halde, katılma yoluyla istinaf dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra, 03/08/2018 tarihinde verilip kaydettirilmiş olup alacaklının istinaf başvurusunun süre aşımından reddi yerine esasının incelenmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarihli, 2019/2018 E.- 1772 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK"nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK"nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.